




AB İnsani Yardım ve Kriz Müdahale Komiseri Kristalina Georgieva, Van depreminin ardından AB'nin Türkiye'ye yaptığı yardımın Türkiye'nin Avrupa ailesinin bir parçası olduğunu gösterdiğini söyleyerek, Türkiye'nin doğal afetlere karşı AB içinde oluşturulan Sivil Koruma Mekanizması'na dahil olabileceğini kaydetti.
Ankara'yı ziyaret eden Georgieva, AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ve diğer yetkililerle temasları, Türkiye'nin insani yardım konusundaki görüşleri, işbirliği alanlarını ve AB'deki ekonomik krizin insani yardımları nasıl etkilediğini AA'ya değerlendirdi.
Georgieva, Türkiye'ye Bakan Bağış'ın da dediği gibi "dayanışma faslının" bir parçası olarak geldiğini ifade ederek, Van'da gerçekleşen depremlerin ardından Türkiye ile iyi bir işbirliği geliştirdiklerini ve ilk etapta depremzedeler için çadır kurulmasına ön ayak olduklarını daha sonra da geçici konutlar yapılması için 4 milyon avro kadarlık yardım yaptıklarını hatırlattı. Ülkesi Bulgaristan da dahil olmak üzere 16 AB ülkesinin yardım önerisinde bulunduğunu aktaran Georgieva, kurulan geçici konutlarda 1000'den fazla Vanlı ailenin barındığını, yarın AB Bakanı Bağış ile birlikte bölgeye giderek yerinde incelemelerde bulunacaklarını kaydetti.
Komiser Georgieva, "Van depreminin ardından AB olarak yaptığımız yardım, Türkiye'nin Avrupa ailesinin bir üyesi olduğunu ve sizi önemsediğimizi gösteriyor" diye konuştu.
Ziyareti çerçevesindeki görüşmelerde Van depremi yardımlarının yanı sıra iki konunun daha gündemde olduğunu belirten Georgieva, Türkiye'nin doğal afetlerden etkilenen dünyanın çeşitli bölgelerine cömert yardımlarda bulunduğunu ve bunun da kendilerini çok etkilediğini bildirdi. "Özellikle de Türkiye'nin Somali'ye yaptığı cömert yardım, beni çok etkiledi" diyen Georgieva, Türkiye'nin iyi durumdaki ekonomisinin bu yardımlarda önemli bir payı bulunduğunu, Türkiye'nin Somali konusunda gösterilen liderlikten çok etkilendiklerini, AB olarak Pakistan'da da Türkiye ile omuz omuza çalıştıklarını kaydetti.
Georgieva, temaslarında ayrıca dünyada giderek artan doğal afetlerle mücadelede nasıl daha iyi işbirliği yapılabileceğini ele alacaklarını belirterek, Türkiye ile AB arasındaki işbirliğinin nasıl daha da geliştirilebileceğini şöyle anlattı:
"Bunun için atılabilecek iki adım var. Birincisi doğal afetlerden etkilenen bölgelere BM şemsiyesi altında koordineli bir şekilde ulaşmak olabilir. AB dünya ekonomisinin yüzde 20'sini, insani yardımların da yüzde 50'sini oluşturuyor. Türkiye de insani yardım konusunda cömertliği giderek artan bir ülke konumunda. Dolayısıyla AB ile Türkiye birlikte bu bölgelere kayda değer bir katkı sağlayabilir. Mesela Somali örneğinde bakıyoruz yardımların yüzde 75 kadarı bizden sağlanmış. Koordinasyon ve işbirliği ile daha çok insana ulaşabiliriz."
İkinci olarak da Türkiye, aday bir ülke olarak AB içindeki afetlere karşı Sivil Koruma Mekanizması'na dahil olabilir. Bu yolla doğal afetler karşısında daha koordineli bir şekilde çalışabiliriz. Bu mekanizmanın şu anda 27'si AB üyesi olmak üzere 31 üyesi bulunuyor. Yakında Makedonya da üye olacak. Hatta Türkiye bu mekanizmaya katılmadan ortak tatbikatlardan da yararlanabilir. Bu mekanizma neden önemli- Çünkü dünyamızda doğal afetlerin sıklığı ve etkisi giderek artmakta ve Japonya örneğinde yaşadığımız gibi ne kadar zengin olursa olsun hiçbir ülke afetlere karşı tek başına mücadele edemez. Japonya gibi en hazırlıklı ülke bile dizleri üstüne çöktü. Bu nedenle işbirliği bir zorunluluk ve bu mekanizma da afet durumunda daha hızlı ve etkin şekilde hareket etmek için kuruldu. Türkiye de önce mekanizmaya katılmadan uzmanlarını gönderip neler yapılıyor bakabilir ve kararını sonra verebilir. Bu herkesin yararına olan bir mekanizma."
Komiser Georgieva, AB'nin içinde bulunduğu ekonomik krizin insani yardımları olumsuz etkileyip etkilemediğinin sorulması üzerine de, krize rağmen insani yardımlarda azalma olmadığını söyleyerek, anketlerin Avrupalıların yüzde 80'inin hala bu yardımlardan yana olduğunu gösterdiğini kaydetti. Afrika Boynuzu ülkelerindeki kriz sırasında bölgeye 700 milyon avronun üstünde yardımda bulunduklarını hatırlatan Komiser Georgieva, ancak AB vatandaşlarının bu yardımların daha akıllıca, diğer ülkelerle işbirliği içinde harcanmasını ve şeffaflık istediklerini aktardı.







