




Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Konya İl Kongresi, Genel Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılımıyla, ancak çift liste tartışmaları arasında gerçekleştirilecek. AK Parti içerisinde 5 yıldır üstü örtülmeye çalışılan sorunlar, bugün gün yüzüne çıkacak.
Konya, AK Parti’nin en önemli kalelerinden birisi… 29 Mart Yerel Seçimleri’nde AK Parti’ye verilen oylar da bunun en büyük göstergesi. Böylesine önemli bir şehir ve iktidar gücü yan yana gelince; yaşanan sıkıntılar da bir o kadar büyük oluyor. Tıpkı son iki aydır yaşanan ve bugün Genel Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın gözleri önünde yaşanması muhtemel olaylar gibi.
TEŞKİLAT İKİYE AYRILDI
AK Parti Konya Teşkilatı içerisinde başlayan sorunların temeli aslında 2005 yılındaki kongreye, hatta 2004 yılındaki yerel seçimlerin hemen sonrasına gidiyor. Parti’nin kurucuları arasında başlayan güç ve iktidar savaşı, teşkilat içerisinde adeta “AK Partililer” ve “Tayyipçiler” kavgasına dönüştü. Parti teşkilatına hiçbir karşılık beklemeden hizmet ettiklerini düşünenler kendilerini “Tayyipçi” olarak tanımlarken, partinin içerisinde gücü ve iktidarı elde etmek isteyenler kendilerini “AK Partili” olarak tanımlıyordu. İki tarafın mücadelesi, 2005 yılında rapor halinde AK Parti Genel Merkezi’nde Hayati Yazıcı’ya sunuluyor, ancak Genel Merkez, bugüne kadar devam eden ve çözülmez hale gelen sorunu göremiyordu. Daha sonra yazılan raporların ve mektupların da kaderinin aynı olduğu kanaati oluştu.
“TAYYİPÇİLER”İN KOPUŞU
Tüm çabalarına rağmen başarı elde edemeyen “Tayyipçiler”, partilerine küsüyor, ancak liderlerinin izinden yürümeye parti dışında devam ediyorlardı. En büyük hayalleri ise, bir gün AK Parti’ye yeniden dönmek ve oradan siyasi yaşantılarına devam etmekti. 5 yıldır bunun hayalini kuran “Tayyipçiler” bir türlü başarılı olamıyor, “AK Partililer” ise, hem büyüyor hem de çoğalıyordu. Bu süre içerisinde delege yapısı akraba yapısına dönüşüyor, belediye meclisleri güvenilir akraba ve iş ortakları ile dolduruluyordu. Üstelik, Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsına verildiği kabul gören oylar, “AK Partiler” tarafından sahipleniliyor ve kendi başarıları gibi anlatıyordu. Bu durum “Tayyipçiler” olarak nitelendirilen kanadın hayallerinin adeta sönmesine neden oluyordu.
TEŞKİLAT NEYİ YAPAMADI
Her geçen gün parti büyüyor, iktidar kavgası giderek sertleşiyor ve adeta kemikleşiyordu. Özellikle taşra teşkilatları, sorunlarının Genel Merkez’e yansıtılmamasına isyan ediyor, İl Teşkilatı’ndaki kavgaların hem partilerine hem de şehirlerine zarar verdiklerine inanıyordu. Konya’nın çorak ovasından yükselen çığlıklar, İl Teşkilatı tarafından görmezden geliniyor; Ankara’da ise duyulmuyordu. Sorunlar karşısında çözüm üretememe ve “AK Partililerin” kabuğuna çekilerek güttüğü dar kalıplı siyaset, 29 Mart Seçimleri’nde taşrada pahalıya mal oldu. Ereğli, Seydişehir, Sarayönü, Çumra, Cihanbeyli, Taşkent, Kadınhanı’nın da içinde bulunduğu 10 ilçede, AK Parti seçimleri kaybetti. Aday-Milletvekili-İlçe Teşkilatı uyumsuzluğu olarak adlandırılan uyumsuzluk, 10 ilçenin kaybedilmesine neden oldu. Uyumu sağlaması gereken İl Teşkilatı ise, alınan başarısızlıkta sorumluluk kabul etmiyor, suçu dışarıda arıyordu. Merkezde yüzde 68’e varan oy oranlarını İl Teşkilatı’nın başarısı olarak kampanyalarda kullanıyorlardı.
Köşeye çekilen “Tayyipçiler”, taşrada yaşanan hüsran ve belediye meclislerine seçilen adayların akrabalık ile iş ortaklığı ilişkilerine tepki gösteriyordu. Alınan sonuçların Genel Merkez tarafından değerlendirildiğinde; İl Teşkilatı’nın “başarısız” olarak görüleceğine inanan “Tayyipçiler”, Haziran ayında gerçekleştirilecek kongrede, aday çıkarmaya karar verdiler. İl Teşkilatı’nın başarısızlığına inanlar sadece “Tayyipçiler” değildi. Konya milletvekillerinin de çoğunluğu, İl Teşkilatı’nın başarısız olduğuna inanıyordu. Ortak inanış; “Tayyipçiler” ile Konya milletvekillerinin çoğunluğunu bir araya getirmeye yetti de arttı bile.
“TAYYİPÇİ”-VEKİL ANLAŞMASI
“Tayyipçiler”, kongrede işi şansa bırakmamak adına parti içerisinde yer almamış, yıpranmamış, siyasete aktif olarak girmemiş, ancak toplumun genel kesimi tarafından kabul görebilecek ve Genel Merkez’in de “evet” diyebileceği bir adayla kongreye gitme kararı aldı. Milletvekilleri ve “Tayyipçiler”, MÜSİAD Eski Başkanı ve İşadamı Selçuk Öztürk üzerinde uzlaştı ve çalışmalara başladı. Öztürk’ün elinden tutup Ankara’ya götüren milletvekilleri, 17 Haziran’a hazırlık yaparken, mevcut İl Başkanı Faruk Dügen adaylığını resmi olarak açıklıyordu. Tam bu sırada hesapta olmayan bir gelişme yaşandı ve Selçuklu İl Teşkilatı, İl Başkanı Faruk Dügen’in adaylığını desteklemeyeceğini açıkladı, İl Başkan Yardımcısı İsmail Sahar ve ekibi de, Dügen ile yollarını ayırdı. Yaşanan bu şok gelişme; kongre tarihinin 17 Temmuz’a atılmasına neden oldu.
ANGI’NIN ORTAYA ÇIKMASI
Kamuoyundaki beklentiler ve Genel Merkez’in Selçuk Öztürk’ü istediğine yönelik eğilimin artması üzerine teşkilat ve delege üzerinde ağırlığı bilinen Milletvekili Hasan Angı’nın başını çektiği yeni bir oluşum ortaya çıktı. Genel Merkez’le adeta restleşme boyutuna varan itirazlarda bulunan Angı, Dügen’i istemeyen, ancak Selçuk Öztürk’e de sıcak bakmayan Selçuklu Teşkilatı ile Meram ve Karatay İlçe teşkilatları ile ortak hareket etme kararı aldı. Angı, hem Öztürk’ü istemiyor hem de Öztürk’ün aday olması durumunda tek liste ile seçime gitmenin mümkün olmadığını ifade ediyordu. Bu hareketin seçimlerdeki adayı ise, Eski İl Başkanı ve 14’üncü sıradan milletvekili adayı gösterilen Mustafa Çevik’ti. 14’üncü sıradan aday gösterilmesi ile hayal kırıklığı yaşayan Çevik, bu hareketin, il başkanlığı adayı olma teklifini kabul etti.
ERDOĞAN’IN DÜGEN KARARI
Konya’daki cepheleşmeden ve Genel Merkez’in Öztürk’ü isteği yönündeki görüşlerden sürekli irtifa kaybeden Dügen, 4 Temmuz 2009 tarihinde bir basın toplantısı ile Çevik lehine adaylıktan vazgeçti. Yaşanan krizin giderek büyümesi üzerine Genel Merkez, aynı hafta 31 ilçenin başkanlarını Ankara’ya davet etti. Başkanların ardından bölge milletvekilleri, Genel Başkan Tayyip Erdoğan ile son kez biraya geldi ve görüş bildirdi. Erdoğan, 13 Temmuz günü, Genel Başkanlık için ismi geçen Selçuk Öztürk, Faruk Dügen ve Mustafa Çevik’i dinledi ve kararını açıkladı. Açıklanan karar; Faruk Dügen’di.
DÜGEN YENİDEN ADAY OLDU
Erdoğan’ın bu hamlesi parti içindeki suları durması beklenirken, istenen olmadı. “Tayipçiler” ve bölge milletvekillerinin çoğunluğunun desteklediği Öztürk, yarıştan çekildi. Dügen, hemen ertesi gün bir basın toplantısı düzenleyerek, Çevik lehine adaylıktan çekilme kararından vazgeçtiğini ve aday olduğunu Öztürk’ü destekleyen bazı vekillerin de katılımı ile açıkladı. Erdoğan’ın bu kararı ve Dügen’in yeniden aday oluşu; Çevik’i destekleyen üç merkez ilçe teşkilatı ile il teşkilatındaki muhalif grubu yeniden harekete geçirdi. Mustafa Çevik, üç merkez ilçenin adayı olarak kongrede aday olma kararından vazgeçmediğini açıkladı. Hatta merkez ilçeler, Çevik çekilse bile, kongrede Dügen’in karşısına 3’üncü bir listeyi çıkarma kararı aldı. Delegenin çoğunluğu ise, olanlara bir anlam veremiyor partinin sürekli zarar gördüğünü düşünüyor, hatta olayı çözemeyen Genel Merkez’e sitem ediyordu.
Ortalık deyim yerinde bir anda toz dumana döndü. Son güne gelindiğinde Faruk Dügen’in etrafında kimilerine göre 12, kimilerine göre ise 18 kişi kaldı. Çevik ise, ilçe teşkilatların desteği ile çoktan listesini bile hazırlamıştı. Bu duruma en çok sevinenler ise, “Tayyipçiler” oldu. Çünkü onlar, Erdoğan’ın değişim ve yeni yüzle yola devam edeceğine inanmışlar, ancak hayal kırıklığı yaşamışlardı. Hatta bu kırgınlık onları, Genel Merkez’e rağmen Çevik’i desteklemeye götürdü.
VE KONGRE BUGÜN…
Tarih17 Temmuz 2009… AK Partililer bugün, Selçuklu Belediyesi Spor Tesisleri’ndeki kongreye zihinlerdeki bu karışıklıklarla gidiyor. Son ana kadar olağanüstü bir gelişme yaşanmazsa kongrede, Çevik ve Dügen, il başkanı olabilmek için ter dökecek. Tüm yaşananlar Genel Başkanları Tayyip Erdoğan’ın gözleri önünde cereyan edecek. Bu kongre ya sıkıntıların bittiği ya da yeni sıkıntıların habercisi olacak.
Yeni Meram






