




Adalet ve Kalkınma Partisi Selçuklu Belediye Başkan Adayı Uğur İbrahim Altay merakla beklenen ve ses getirecek ilk röportajını Yeni Meram Gazetesi’ne verdi.
Genel Yayın Yönetmeni Oğuz Akçakoca’nın sorularını cevaplandıran Altay, 29 Mart’ta sandıktan çıkacak oyların yüzde 74’ten fazlasını almayı planladığı söyledi.Oğuz AKÇAKOCA: Başkanım hoş geldiniz öncelikle… Adaylığınız hayırlı uğurlu olsun.Uğur İbrahim ALTAY: Sağ olun!
BELEDİYE BAŞKANIVE BELEDİYECİLİK
AKÇAKOCA: Belediye denilince aklınıza ilk gelen nedir, ne anlıyorsunuz? Bu soruyla başlamak istiyorum.ALTAY: Aslında ‘belediye başkanı nedir?’, önce ondan başlamak lazım herhalde. Çünkü bu işin yöneticisi odur. Belediye başkanı, o belediye içinde yaşayan tüm insanların hem anasıdır, hem babasıdır. Tüm ihtiyaçlarını gidereceği, tüm sorunlarına çözüm üreteceği, tüm hayatının içinde olacağı bir insandır. Dolayısıyla belediye de, bu hizmetlerin yürütüldüğü kamusal alandır. Böyle bakmak lazım. İnsanlar, önce ailelerinde tabi yaşama hazırlanmaktadırlar, sonra mahallelerinde, sonra belediyelerinde. Bu tür hizmetleri de yerelde yapan belediye. ‘İnsanların doğumundan ölümüne kadar yanı başında olan sıcak yuvaları’ diye nitelendiriyorum ben, belediyeleri. Çünkü; doğum anında da onunla işiniz var, ölürken de onunla işiniz var, hayatın her anında onunla işiniz var. Yaşamınızın tüm sürecinde onunla berabersiniz. Onunla iyi ilişkilerde olmak insanı mutlu edecek mutlaka. Benim bakış açım bu. Belediye insanların yaşamının ayrılmaz parçası görüyorum. Özellikle; bu şehirleşmeden sonra, köy toplumundan şehir toplumuna geçme sürecinde tüm hizmetlerin odaklandığı mekan.
PROJE ANLAYIŞIVE KRİTERLER!
AKÇAKOCA: Aday adaylığı başvuruları sürecinde isminiz yer almadığı ve sonradan aday ilan edildiğiniz için kamuoyu çok fazla projelerinizi, hedeflerinizi, vizyon ve misyonunuzu bilmiyor. Özellikle projelerinizi madde madde; önemli olanlarını kısa detayları ile birlikte rica edebilir miyim?ALTAY: Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum; biz projelerimizi dörde ayırdık: Yönetim Projeleri, Teknik Projeler, Yaşam ve Kültür Projeleri, Sosyo-Ekonomik Projeler. Ama önemsediğimiz şu; projelerimizi anlatırken, aslında insanlara şunu anlatmayı planlıyoruz: Biz bu hizmetleri hangi anlayışla yapacağız? Bu hizmetleri nasıl yapacağız? Siyasi anlayışımız ne, ilkelerimiz ne, öngörümüz ne, amacımız ne; önce onları ifade etmek herhalde daha doğru olur.
İNSANI YÜCELT Kİ DEVLET YÜCELSİN
Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum: En temel öğemiz; siyaset anlayışımızı ifade etmekten geçiyor. Biz, AK Parti misyonu üstlenmiş bir belediye başkanı adayı olarak; hedefimiz şu: ‘İnsanı yücelt ki devlet yücelsin.’ Bu çok temel bir felsefe. Bizim tüm hayatımızda en başta geçen cümlelerden birisi olacak. Bu anlamda biz, insanı yüceltmekten, bunun için akıl, bilim ve tecrübemizi kullanarak, ahlaklı siyaset yapmayı planlıyoruz. Temel düsturumuz bu. Biz siyaseti bu anlayış içinde yapacağız. Bu çerçevenin dışına asla çıkmayacağız. Şartlar ne olursa olsun. Bunun bazen bize zarar vereceğinin de bilinci içerisinde, ama bu ilkelerden asla taviz vermeyeceğiz. İlkelerimiz de var tabi… Biz, adil, güvenilir, şeffaf, kaliteli ve katılımcı olmayı planlıyoruz.
ADALET, ŞEFFAFLIK, KALİTE, KATILIM, VERİM
İlkelerimizin başında adalet gelir. Eğer insanlara adil davranamazsanız; yaptığınız hizmetin bir anlamı olduğunu düşünmüyorum. Biz, kamu adına hizmet eden insanlar olarak; bu hizmetleri mutlaka herkese adil ulaşmasını sağlamak için çaba sarf edeceğiz. Güvenilir olmak; en temel ilkelerimizden birisi. Güvenilir olamazsanız, insanlar ve personeliniz; hemşehrileriniz ve personeliniz size güvenmiyorlarsa; yaptığınız işi izah edemezseniz. İnsanları arkanızdan sürükleyemezsiniz. Bu da çok başarılı olmanıza engel olur. Bu bizim için çok önemli. Diğer bir ilkemiz; şeffaflık. Biz bunu da taahhüt ediyoruz aslında. Şeffaf olmayı ve hesap verebilir olmayı; taahhüt ediyoruz. Yaptığımız her işlerin şeffaf olacağını, isteyen herkese bunun açılabileceği taahhüdünde buluyoruz. Belediyeyi yönetirken de bu anlayıştan asla taviz vermeyeceğiz. Temel prensiplerimizden biri de bu. Diğerleri; kaliteli, katılımcı ve verimli olmak. Tabi yaptığınız işi, verdiğiniz hizmeti, kaliteli sunamıyorsanız insanlara; onları memnun etmeniz mümkün değil. Biz, parça parça bunu ifade etmiyoruz, ama toplam kalite ile ilgili bir hedefimiz var. Toplam kaliteyi hedefliyoruz. Her işimizi; çöp toplamaktan bahçe düzenlemeye kadar, ağaç dikmekten kaldırım yapmaya kadar hepsini, toplam kalite ile sürdürmeyi planlıyoruz. Katılımcılık; belki de bir sivil toplum kuruluşu başkanı olmaktan dolayı önemli. Biz, yıllardır bunun mücadelesini verdik. Sivil toplum kuruluşlarının mutlaka yönetimlerde yer almasını, fikirlerinin dinlenmesini. Böyle bir göreve layık görülürsek tabi hemşehrilerimiz tarafından en çok uyması gereken de biziz zannedersem. Onun için biz, katılımcılığa çok önem veriyoruz. Katılımcılığı da şöyle algılamıyoruz: ‘Yaptığımız işlere katılmak’ diye algılamıyorum ben. Yaparken de katılmak! Yani biz, bir hizmete başlayacağımızda mutlaka ilgili sivil toplum kuruluşları ile bunun istişaresini edip; ondan sonra yön verip, ondan sonra uygulamak; onları içinde görmek istiyoruz. Belediyeyi hep beraber yönetmeye talibiz aslında. Mutlaka belediyeyi başkan ve görevliler yönetiyor, ama biz, şehirdeki tüm insanlarla birlikte yönetmeye talibiz belediyeyi. Çok iddialı, ama bundan taviz vermeyeceğiz inşallah. Tabi belediye başkanlığına adaylığımız sürecinde bir amacımız var. Bu amacımız da şu: Sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan şehrimizi geliştirmek. Ama bunu yaparken ruhsal, fiziksel ve sosyal açıdan da hemşehrilerimizi geliştirmek ve daha kaliteli bir yaşam sürmelerini sağlamak. Sadece biz, fiziki imkanları geliştirerek bu işi yapmayı planlamıyoruz. Yani sadece; asfalt, kaldırım, yol, park bahçe yapmak değil. İstihdamla ilgili projelerimiz var, insanların ruhsal sağlığı ile ilgili projelerimiz var. Çocukların gelişimiyle ilgili projelerimiz var. Biz aslında şehrin tamamında bir iyileştirme yapmayı planlıyoruz. O şehirde yaşayan insanlarla da ilgili iyileştirmeler planlıyoruz. Çünkü iyi bir hizmet sunabilirsiniz, ama insanlar, aileleriyle mutlu değilse, çocuklarıyla geçinemiyorlarsa, verdiğiniz bu hizmetlerden memnun olmaları mümkün değildir. Bu bağlamda; işte o toplam kalitede şehri daha yaşanabilir hale getirmek ve yaşam kalitesini yükseltmek temel amacımız. Belediye başkanlığı sürecinde bunu bir amaç olarak önümüze koyuyoruz.
HİZMETİN FORMÜLÜ “3G” OLACAK
Hizmet anlayışımıza gelince… Biz bir formülasyonda bulunduk. ‘3G’ diyoruz: Güler yüzlü, Güvenilir ve Gayretli olacağız. Bunu yaparken sadece belediye başkanı ile yapmayacağız bunu. Hem personelimizle, hem teşkilatımızla yani Selçuklu’dan hizmet alan herkes olarak yapacağız. Biz Selçuklu’ya Konya’nın bir parçası olarak bakıyoruz. Konya’nın içinde bir bütünün bir parçasıyız. Ve bu parçaları eğer uygun bir şekilde birleştirebilirsek; güzel bir Konya oluşturabilirsiniz. Yoksa herkes, hizmetin en iyisi yapmak için bir ucundan çekiştirirse; şehir keşmekeş bir hale geliyor, yani Büyükşehir’in koordinasyonunda 3 ilçenin birlikte hareket edeceği işler yapmalıyız.
KENDİ EKİBİ ARTI TÜM PERSONEL!
AKÇAKOCA: Tüm bu hizmetler ekip işi. Siz geldiğinizde bu mevcut ekiple mi devam edeceksiniz, kendi ekibinizi mi getireceksiniz, yoksa önemli birimlere mi atama yapacaksınız? Tabi bir de belediyelerin ciddi şekilde kadro sıkıntısı var.ALTAY: Belediye başkanlığı, belediye idareciliği bir ekip işidir. ‘Bunu ben kendi başıma başaracağım’ demek mümkün değildir. Mutlaka bir ekiple yapmanız gereklidir, ama bu süreçte bütün taşları yerinden oynatmak mümkün değil. Mutlaka önemli kademeler için kendi ekimizden olan insanları, bizimle aynı görüşü paylaşan, aynı dünya görüşü olan, aynı ufka sahip insanlarla, mutlaka çalışacağız. Ama, bunu yaparken de, ‘personelin büyük bir kısmını değiştireceğiz, tüm idareyi değiştireceğiz’ böyle bir söylemimiz yok. Yani genel anlamda biz, bu hizmet anlayışımızı personelimize de anlatacağız, benimseteceğiz ve onlarla beraber yola devam edeceğiz. Biz göreve, meclis üyelerinden başlayarak gelen bir ekip ruhuyla geliyoruz. Mevcut meclis üyelerinin birçoğu bu yeni dönemde olmayacak. Ama kadrolu personel için bu mümkün değil. Bu nedenle hizmet verirken personelimizi eğitmek çok önemli bir hedefimiz. Biz bu hizmetleri personelimizle vereceğiz ve önce onları bu hizmeti verebilir hale getireceğiz. Bunu değiştirerek yapmayacağız ama. ‘Değiştirerek yapmayacağız’ derken, yerlerinden oynatarak yapmayacağız. Onları, bu işe motive edeceğiz ve bu yönde eğiteceğiz, bu yönde değiştireceğiz. Ama insanları değiştirmeyeceğiz.
ADEM ESEN’İN 74’ÜNE MANİDAR CEVAP
AKÇAKOCA: Adaylığınızın kesinleşmesinin üzerinden 3 hafta geçti. Bu süre içerisinde ilçenizde gezerken, ‘şu kanayan yaramamız, en önemli sorunumuz’ dediğiniz ne var?ALTAY: Burada bir ‘AK Parti belediyeciliği’ var. Yani biz aynı partinin devamı olan yeni bir partiyiz. Bizden önceki Adem Bey de çok ciddi işler yapmış. Özellikle ifade etmek istiyorum… AKÇAKOCA: ‘Yüzde 74’ ifadesi. Çok sık kullandı onu. ALTAY: O anki söylenenlere ‘duygusal’ diye bakıyorum ben. Sonuçta parti bir tercihte bulunmuştur. Adem Esen’in yerine Uğur İbrahim Altay’ı aday göstermiştir. Artık ileriye dönük çok fazla konuşmanın onun adına doğru olacağını düşünmüyorum. İleriki hedefleri bizim söylememiz lazım. Ama o da bir söylem de bulundu. Bakalım seçimden sonra yüzde 74 ne oranda gerçekleşir; göreceğiz. Hedefimizi yüzde 74’ten de daha yüksek tutuyoruz. Bu rakamı aşabileceğimize inanıyoruz. Ama ben ‘bundan daha düşük alırsak da başarısız oluruz’ onu da kabul etmiyorum. Mutlaka bir önceki seçim sonuçları var. Biliyorsunuz kamuoyu anketlerinden bahsediliyor bu süreçte. Birçok insanın yaptırdığı kamuoyu anketleri var. Diğer partilerin yaptırdığı kamuoyu anketleri de var. Onlar da başka partilerin başka adaylarının çok önde gittiğini görüyorsunuz. Biz mühendisiz. ‘İki kere iki dört eder’ diye biliriz. Anket sonuçlarına göre bu yorumu yapmak çok doğru değil bence. Bunu bir hedef olarak koymuyorum ben; rahatım. Ama bizim hedefimiz hiçbir zaman çıtanın altında olmak değil, tabi mutlaka yükseltmek. Beni ben çok fazla şey yapmıyorum.
SELÇUKLU’NUN KANAYAN YARASI: ŞEHİR MERKEZİ
Ben Selçuklu’nun kanayan yarasının, temel ihtiyacının baştan beri ifade ettiğimiz; bir merkez oluşturmakla ilgili olduğunu düşünüyorum. Yani bir kent merkezinin olmayışı. Bu merkezi yeni belediye binasının olduğu yerde oluşturmayı planlıyoruz. Burayı oldukça planlı inşa edeceğiz. Yeni otogarın o bölgeye gitmesinden sonra ciddi bir planlama yapılmış. Ve kent merkezi yükünü kaldıracağını düşünüyorum. 50 yıl sonra 100 yıl sonra ne olur bilmiyorum, ama 50 yıllık bir planda bunun bir sıkıntı olacağını düşünmüyorum ben. Yeni şehir merkezinde mutlaka insanların ticari, sosyal sorunlarına çözüm üretmeniz lazım. ‘Bir merkez oluşturuyorum’ diyerek bir merkez oluşturmanız mümkün değil. Bunun bir altyapısının olması lazım. Belediyemizin orda büyük yeşil alanları yapacak alanları var, spor tesisleri yapacak alanları var, belediye hizmet binamızı yaptığımız yer var, ticari faaliyetlerin olduğu mekanlar var. İşte otogara çok yakın, tramvay hattına çok yakın. Çok ciddi kent nüfusunun olduğu bir yer haline geldi. Ben yeni hizmet binasının olduğu yeri kent merkezi olarak en uygun yer olarak görüyorum.
OTOGARIN ÖNEMİ GİDDİKÇE AZALACAK
AKÇAKOCA: Bu seferde otogar şehir merkezi içerisinde kalıyor. Otogarın yeniden şehir dışına çıkarılması gündeme gelebilir mi?ALTAY: Otogar eski önemini yitiyor. Buna öyle bakmak lazım. Özellikle hızlı trenin gelmesiyle otogarın kapasitesinin çok ciddi manada azalacağını düşünüyorum. Havayolu taşımacılığı Konya’da ciddi manada kullanılıyor. Onun için otogar gün geçtikçe önemini yitiriyor. Ben çok fazla da bu tür yerlerin taşınmasından yana değilim doğrusu.
SEKİZLER BÖLGESİNE ÖZEL SEKTÖR TEŞVİKİ
AKÇAKOCA: Kentsel dönüşüme nasıl bakıyorsunuz. Özellikle Sekizler adı verilen bölgenin kentsel dönüşüme ihtiyacı var. Bununla ilgili özel bir çalışmanız olacak mı? Özel sektörün buraya girmesi için kolaylık sağlayacak mısınız?ALTAY: Bu Sekiz mahalle Selçuklu’nun kanayan en büyük yaralarından bir tanesi. Orada bir imar uygulaması yapılmış durumda. Şefik Can Caddesi’nin açılmasından sonda caddenin sağında ve solunda ciddi yapılaşmalar oldu. Bu süreçten sonra bu yapılaşmadan sonra benim öngörüm şu; öncelikle yolları açmak. Belediye ait kamuya ait binaları yapıp, geri kalanını özel sektörün yapmasını teşvik etmek lazım. Çünkü burada yapılaşmalar başladı. Buraya TOKİ’yi bu saatten sonra sokmanız mümkün değil. Çünkü birçok alanı kaybettiniz. Şöyle de bir sıkıntısı var tabi: Sektörün çok iyi olduğu bir dönemde yüzde 50 arsa payıyla yapılmış binalar var. Vatandaşlar tabi bunu öngörürlerse; kendi arsalarını da bu arsa payı oranıyla vermeye çalışırlarsa burada çözüm üretmek çok zor.
Tabi bu tahlili yaparken özellikle şunu da görüyoruz. Şeker Murat ve Hacıkaymak bölgesinde olan yerel halk burayı terk etmeye başlamış. Ve burada ciddi manada kötü evler var. Birçoğunun oturulabileceğine ben inanmıyorum. Bekarlar ve göçmenler kalıyor, ama çok sıhhi şartlarda değil aslında. Orada yaşam da zor. Şehre yok yakın bölgesi. Bu buradaki hedefi şöyle koyuyoruz: Caddeleri açacağız; Büyükşehir Belediyesi ile birlikte, ortak hareketle. Kendimize ait yapmamız gereken sağlık ocağı, park gibi ne yapılması gerekiyorsa onları yapacağız. Onun haricinde özel sektörün mutlaka burada pay alması lazım. Tabi meclis üyeleri ile de görüşüyoruz. Bölgeyle ilgili yapılan plandaki öngörüyü soruyoruz: Hedefiniz neydi? Bu da çok önemli çünkü. Bu planın hedefinin 20 yıl sonra buranın şehirleşmesi olduğu söylendi. Yani burada kangren olmuş bir şeyi öyle sihirli değnekle de çözmek çok mümkün değil. Bizim de öyle bir gücümüz yok zaten.
SELÇUKLU’NUN BÜTÇESİ OLMASI GEREKEN DEĞİL
AKÇAKOCA: Yol açmak demek, kamulaştırma demek. Kamulaştırma demek, ciddi para demek. Halkın rızasının alınması demek. Para demişken bütçeye geçmek istiyorum. Bütçenin artırılmasına yönelik projeleriniz olacak mı? Böylesine büyük bir ilçenin 80 milyon liralık bütçelerle uğraşması gerçekten komik bir rakam. Bu belediyenin ayıbı değil mi? Siz neler yapacaksınız? ALTAY: Bütçeyi mutlaka artırmamız lazım. Bu çok kesin ve öngörümüz, ama bu olayla ilgili argümanlara da çok fazla sahip değiliz. Dışardan bir AK Parti Belediye Başkanı Adayı olarak, işte Atilla Kart Bey’in böyle bir soru önergesi vardı; ‘Kendi adaylarına tüm bilgileri veriyorlar, başka adaylara vermiyorlar’ diye. Şu anda biz seçilmiş bir başkan değiliz tabi; adayız. Bu süreçte elde edebildiğimiz bilgilerle bunu öngörüyoruz, ama 459 bin nüfusa ulaşmış bir ilçeyiz biz. 60 ilden büyüğüz. Mutlaka bütçeyi geliştireceğiz, ama bununla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Çok net ifade edebileceğim şeyler şu anda yok. Ama şu da bir gerçek: Mesela biz AB hibelerinden fazla yararlanamadık. Konya’da Kalkınma Ajansı kuruldu. Türkiye’de 4’üncü 5’inci Kalkınma Ajansı’na sahibiz. 2008 bütçenin 32 trilyon olduğunu ve bunun 2009 yılına aktarıldığıyla ilgili bilgiler ulaştı bize. Biz bu bütçeden nüfusumuza yakışır oranda bir pay alacağız mutlaka. Bu olay hem bütçenin artmasına katkı sağlıyor; kaynak sağlıyorsunuz hem de geri dönüşü yok. Bunu mutlaka en aktif şekilde kullanacağız. Tabi belediyenin diğer imkanları ve vergilerinin toplanmasında da artış olacak.
KUCAĞIMIZDA ÖLÜ BEBEK BULMADIK
AKÇAKOCA: Belediye gücü ve kaynakları noktasında bir araştırma yaptınız mı?ALTAY: Selçuklu Belediyesi’nin şu anda 460 tane personeli var. Personele giden bütçe oranı yüzde 18. Bunları geçmişte yapılan faaliyet raporlarından görüyoruz. Tahmini bütçesinin 90 trilyon civarında olduğunu, yaklaşık yüzde 90 gerçekleştirme ile 2009 bütçesinin 81-82 trilyon filan olması bekleniyor. Tabi mevcut sabit giderleriniz var, maaşlarınız var, yapmanız gereken asfalt var, yol var, kaldırım var. Bunları çıkınca aslında yatırıma çok ciddi bir para kalmıyor. Ama bunu hiçbir zaman bizim elimiz kolumuz bağlıydı, işte kucağımızda ölü bir bebek bulduk anlamında söylemiyorum. Bu bütçeyi mutlaka geliştireceğiz. Tabi bir de şu var: Belediyenin imkanları hiçbir zaman bir Büyükşehir kadar değil. Selçuklu çok büyük bir ilçe. Meram kadar kaynağımız az değil, ama Büyükşehir kadar da çok değil. Bunu da gözlemlemek lazım. Tabi bu arada biz Büyükşehir nüfusunun yarısını temsil eden bir ilçeyiz; mutlaka Büyükşehir yatırımlarından da bu oranda pay almak istiyoruz. ‘Selçuklu’ya yapılan her şey Selçuklu’nun faydasına’ diye düşünüyor ve hareket ediyoruz. Büyükşehir yapıyor, biz yapıyoruz, falan şahıs yapıyor gibi bir algımız kesinlikle yok. Biz tüm hizmetlerin Selçuklu halkına ait olduğunu düşünüyoruz. Sonuçta böyle bir hizmet geliyorsa bu hem Büyükşehir’in hem de Selçuklu’nun başarısıdır. Sonuçta; Selçuklu halkı mutludur, mesuttur bu hizmetten. Buna böyle bakmak lazım. Onun içinde Büyükşehir bütçesinden uygun payı alacağız mutlaka.
ODANIN KAPISINI SÖKÜP ATMAYIZ
AKÇAKOCA: Yönetim anlayışınıza ilişkin peş peşe sorularım olacak. Makam odanızın kapısını kaldıracak mısınız, telefonunuz 24 saat açık olacak mı ve son olarak halk görüş günleri düzenlemeyi planlıyor musunuz?ALTAY: Kapıyı yekten söküp kaldırmayacağız bir kere; öyle bir anlayışımız yok, ama kapımız herkese açık olacak. Bir yıldır, bir sivil toplum örgütün başkanlığını yapıyorum, ondan önce 4 yıl genel sekreterlik görevini yaptım; başkan yardımcılığı görevini üstlendim. Bu süreçte belediyelerle yaşanan zorlukların farkına vardık; biliyoruz. Halk günü de yapmayı mutlaka planlıyoruz. İnsanların içinde olmazsanız, onların dertlerini dinlemezseniz; çözüm üretmeniz mümkün değil. Hem yaptığınız faaliyetleri değerlendirmek hem de planlama konusunda bu çok önemli. Biz halkın içinde olacağız. Bunun için hem yaşımız hem de enerjimiz uygun. Bu gençliği de burada vurgulamak ve kullanmak istiyorum. Bu işi yapacak enerjiye sahibiz bir kere. Telefonumuz da adaylığımız açıklandığı günden itibaren 24 saat açık ve aynı telefon numaramı da kullanmaya devam ediyorum. İnsanların bize ulaşabilmesi, görüşlerini, fikirlerini ve tebriklerini bize ulaştırabilmesi için numaramızı da değiştirmedik. Bizi arayanları not ediyor ve tüm isteklerini, sıkıntılarını alıp bir bilgi arşivinde topluyoruz. Bunları ilerde kullanacağız. Biz halkın içinden geldik; halktan ayrı da olmayı düşünmüyoruz. Şöyle bir temel felsefemiz de var: İyi hizmet ediyor olabilirsiniz, çok güzel şeyler yapıyor olabilirsiniz, ama bunları insanlara eğer doğru aktarmıyorsanız, doğru anlatmıyorsanız; ben bunun çok başarılı olacağına inanmıyorum. Mutlaka insanlarla iyi diyalog kurmak lazım. Ben toplum içinde yaşamayı seven bir insanım. Bu süreçte hala semt pazarına gitmeye devam ediyorum. Fırına gitmeye, ekmek almaya devam ediyorum. Biz çok bürokrat bir başkan olmayı hedeflemiyoruz.
EVİMİ MERAM’DAN SELÇUKLU’YA TAŞIYACAĞIM
AKÇAKOCA: Eviniz hangi ilçede?ALTAY: Pirebi Mahallesi’nde; Meram’da.AKÇAKOCA: Taşıyacak mısınız?ALTAY: Evet, mutlaka taşıyacağız. Bu süreçte şöyle bir gelişme oldu, onu da aktarmak istiyorum. 22 Ocak’ta bizim adaylığımız açıklandı ve seçmen listelerinin son tarihi ayın 30’u idi, itiraz süresi. Bizi bazı insanlar arayıp, ‘bu kullanılır hakkınızda; Selçuklu’da bir adres gösterip mutlaka kendinize oy kullanın. Adresini taşıyın’ filan dediler. Ancak biz Selçuklu’da adres göstersek de Pirebi’de oturmaya devam edeceğiz. Niye? Çünkü ben bir aile babasıyım. 3 tane çocuğum var. Çocuğumun birisi kreşe gidiyor, birisi okula gidiyor. Biz doğru, güvenilir ve dürüst olmayı hedefliyoruz. Biz bunu Selçuklu insanına anlatabiliriz. Meram’da oturuyoruz, ama işimizin büyük bir kısmı Selçuklu’da. Selçuklu’yu tanıyoruz. Bir sivil toplum kuruluşu başkanıyız. Sorunlarını biliyoruz. İyi bir ekibimiz var. Ekip çalışıyor ve yeni şeyler üretiyor. Bunu insanlar, mutlaka çalışmanın neticesini görecekler; yaşayarak bunun farkına varacaklar. Ama çok da böyle sloganist işler yapmayı uygun bulmuyoruz. Siyaseten bunun doğru olmayacağını söyleyenler de oldu. Siyaseten aykırı da olsa, bizim bir çizgimize aykırıysa; bize zarar verse de arkasında durmayacağız ve yapmayacağız. Bu konuda çok eminiz. Yani bazı şeyler siyaseten gerekse de yapmayacağız. Doğru bildiğimiz neyse onu yapmaya devam edeceğiz.
YAPILAN HER HİZMET HALKLA PAYLAŞILACAK
AKÇAKOCA: Belediye Kanunu, belediye karalarının, raporlarının aleni olduğunu ve halkla paylaşılması gerektiğini belirtiyor. Siz, yaptığınız her işi halkla paylaşmaya hazır mısınız?ALTAY: Tabi bu süreçte Belediyeler Kanunu’nu okuyorum ben. Beş kez okudum şu an altıncı tekrardayım. Altını çizerek; madde madde okuyorum. Hukukçu arkadaşım bu konuda brifing veriyor. Büyükşehir Belediye Kanunu okuyorum. Belediye ile ilgili tüm kanunları bu arada göreve gelmeden önce görevimizin, yetkimizin ve sorumluluğumuzun ne olduğunu öğrenmek adına okuyorum. Yasal bir zorunluluk varsa mutlaka yapacağız, ama yasal bir zorunluluk olmasa da zaten biraz önce söylediğimiz gibi şeffaf olacağız; endişe etmeyeceğiz. Böyle bir sorun yaşayacağımızı düşünmüyorum.
PLANA AYKIRI YAPIYA İZİN VERİLMEYECEK
AKÇAKOCA: Bölgenizde Zümrüt gibi bir facia yaşandı. Kaçak inşaatlar konusuna geleceğim. Türkiye’de kaçak inşaat denilince binalar akla geliyor. Ancak dükkanların ikiye bölünmesi, sündürmeler, çardaklar, oto garajları vs gibi plana aykırı bir çok kaçak ilave ile karşı karşıyayız. Selçuklu bölgesinde de bunların oldukça fazla olduğunu biliyoruz. Encümen’in de bu konuda almış olduğu kararlar var. Sizin kaçak inşaatlarla ilgili mücadele prensibiniz ne olacak?
ALTAY: İlk ifade ettiğiniz anlamda; dediğiniz gibi bir kaçak yapısı yok Selçuklu’nun. Yani insanlar arsasına ruhsatsız evler inşa etmiyor. Selçuklu’da problemli olan mahalleler; işte bizim Sekizler dediğimiz mahalleler. Buradakiler bizden çok önce yapılmış, son 10 yılda çok yapılaşmanın olmadığı, 1950-1980 arasında yapılmış mahalleler. Onun haricinde Selçuklu’nun bir kaçak problemi yok. Ama projeye aykırı imalat sorunumuz var. Kerkük Caddesi’nde. Özellikle Zümrüt Apartmanı’ndan sonra bir gelişme oldu. Bununla ilgili çok yoğun çabalar sarf edildi. Selçuklu Belediyesi’nin hassas noktası buydu. Tabi bu çok kolay bir iş değil. Yani insanların kullandıkları mekanlara girip, bunları uygun hale getirmek çok zor, ama biz bu işin arkasında olacağız. Cezai müeyyideler neyse onu uygulayacağız. ‘Hani kepçeyi alıp yıkacak mısınız?’ bunu 30 Mart’tan sonra söylemek lazım. Bir inşaat mühendisi olarak böyle şeylere göz yummayız. Bunun arkasında oluruz. Ama birden bire böyle şeyleri çözmek çok zor. Şunu söylemek daha doğru olur herhalde: Bundan sonra yapılacakları daha titiz takip etmek. Bu kaçak sayının azalmasına neden olur. İnsanlar bunu daha fazla yapmaya cesaret edemezler. Diğerlerinin sayısı azaldıkça olumlu gelişmeler olacaktır. Kötü emsal, emsal teşkil ediyor maalesef. Komşusu yapmışsa o da kendine bunu bir hak olarak görüyor. Yenilerin yapılmasına engel olmanın konunun çözülmesine daha yardımcı olacağına eminim.
ENCÜMEN VE MECLİS NE DERSE OLUR
AKÇAKOCA: Burada tabi Belediye Encümeni’nin aldığı kararları da uygulama durumu söz konusu. Encümen’in, Belediye Meclisi’nin de aldığı kararlar var. Siz bu karaların uygulanması noktasında üzerinize düşenleri yerine getirecek misiniz, yoksa bazı dönemlerde, siyasetin ve bürokrasinin boşluklarından yaralanacak mısınız?ALTAY: Böyle bir durum yok tabi. Belediye çalışmasında bir prosedür var ve meclis kararlarının uygulanması gerekiyor. Belediye başkanı, beğenmediği kararları meclise tekrar iade ediyor. Meclis bunu tekrar görüştükten sonra tekrar karar alıyor. Alınan bu kararı başkan, uygulamakla mükelleftir. ‘Ben bazı karaları uygularım, bazı karaları uygulamam’ tarzı yaklaşım hem ahlaki hem de hukuki değildir.
MECLİS ÜYELERİNİ TİTİZLİKLE SEÇTİK
AKÇAKOCA: Belediye Meclis üyelerine gelmişken, belediye meclis üyelerinin önemiyle ilgili düşünceleriniz nelerdir, ‘yeni oluşturulan meclis üyesi listesini biliyorum, herkesi tanıyorum. Belediye ve şehir için bir şeyler yapacaklar, üretecekler’ diyebilir misiniz?ALTAY: Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum: Meclis üyeliği çok önemli. Çünkü belediyenin çalışma organı meclis. Burada karaları alıp sonra uyguluyorsunuz. Tabi AK Parti’nin iktidar partisi olması sebebiyle meclis üyeliği için ciddi bir başvuru oldu. Aslında bizim 22 Ocak’tan sonraki mesaimizin büyük bir bölümünü o aldı. Meclis üyelerinin seçiminin yapmak çok zor bir iş. Bir sürü nitelikli insan buna başvuruyor. Tabi AK Parti’nin kriterleri de var. Meclisin içinde şehir plancısı, mimar, avukat, mali müşavir olacak. Dörtte biri bayanlardan, dörtte biri gençlerden oluşacak. Tabi bunu uygulamak çok zor. Bayanlar ve gençler konusu hepimizin istediği, ancak rakamsal olarak uygulanmasının çok zor olduğunu görüyorum ben. Teşkilatımızla birlikte çok ciddi bir çalışma yaptık. Teşkilatımız bununla ilgili görüşmelerde bulundu. Biz bunların bazılarına katıldık. ‘Ben belediye meclis üyesi adaylarının hepsiyle görüştüm’ diyemiyorum, ama hepsinin bilgilerini okudum. Gerekli gördüklerimle görüştüm. Hepsiyle ilgili görüşürümü söyledim. Tabi bu kadar insanın içinden olumsuzlar çıkmayacak mıdır? Bu aslında toplumun genelini yansıtır. Ne kadar titiz davranırsanız davranın bu 37 insanın içinden; art niyetli demek istemiyorum, ama yetersiz insanlar mutlaka olacaktır. Meclis üyesi seçiminde hedefimiz şuydu: Yüzde 100 doğruyu mutlaka yapamayacağız, ama biz mesaimizi harcayarak bunun en doğrusunu yapmaya çalıştık. Bunda başarılı olduğumuz kanaatindeyim. Ben bu insanların şehre katkı sağlayacaklarına eminim. Biz Selçuklu’ya yeni bir vizyon ve misyon mutlaka getireceğiz. Bunu meclis üyelerimizle yapacağız. Bundan kimsenin endişesi olmasın. Fevri durumlar olabilir. Buna çok takılınmaması gerektiğini düşünüyorum. Biz titiz incelememizi yaptık ve bununla ilgili ilerde bir sıkıntı yaşanacağını düşünmüyorum.
MODERN VE ÇOK YÖNLÜ SEMT PAZARLARI
AKÇAKOCA: Uğur Bey, semt pazarları sorunu var Selçuklu’nun. Selçuklu’yu sokak aralarındaki semt pazarlarından, tuvaleti olmayan semt pazarlarından kurtaracak mısınız. Kapalı semt pazarları da sizin bölgenizde inşa edilecek mi?ALTAY: Yaşam projelerimizin ilk başında semt pazarları geliyor. Pazaryerlerini sadece pazaryerleri olarak düşünmemek lazım. Siz sonuçta o bölgeyi, haftanın bir günü pazar için kullanıyorsunuz. Birincisi; onun dışındaki günlerimiz var. İkincisi; kurban kesim yerleri problemimiz var. Üçüncüsü; Konya pilavıyla ilgili problemlerimiz var. Biz, bu kültürün içinden geliyoruz ve bunlar için yer bulmakta zorlanıyoruz. Her mahallemizde olmasa da çevreye de hizmet edebilecek pazaryerlerimiz var ve buraları modernize etmek istiyoruz. Hepsi aynı anda yapamayız; bütçe işidir, ama kapalı pazaryerleri yapmayı hedefliyoruz. Bunları yaparken de sadece pazaryerleri yapmayı planlamıyoruz. Kurban kesimine, Konya Pilavına, kına gecelerine hatta 2010 Dünya Kupası’nı dev ekranlarda izlemeye evsahipliği yapacak şekilde yapmayı planlıyoruz. Bu tür etkinliklerin gerçekleştirilebileceği bir mekan tasarlıyoruz. Tabi ‘tüm pazaryerlerini 5 yılda kapatırız’ da demiyoruz. 66 mahallemiz var. Biz 66 mahallenin de kullanacağı projeleri bu 5 yıllık sürede hayata geçireceğiz.AKÇAKOCA: Şehir içerisinde petrol ve LPG istasyonları var. Önümüzdeki günlerde bununla ilgili talep gelirse; bakış açınız ne olacak.ALTAY: Biz petrol istasyonu tadilatı yapmayacağız demek doğru değil. Ama bunun kriterlerini de mutlaka iyi araştıracağız. Olmayacak yerle, uygun olmayacaklara hatır gönül ilişkisi ile tadilat da yapmayacağız. Selçuklu gelişen bir bölge. Mutlaka böyle şeylere de ihtiyaç var. Ama yoğun bina olan bölgelerde, okul kenarlarında olmamalarına, fiziki altyapılarına mutlaka bakacağız. Şartları uygun olanları değerlendireceğiz.
BELEDİYEDE GİZLİ KASA ÖRTÜLÜ ÖDENEK OLMAZ
AKÇAKOCA: Az önce girdiğiniz imar tadilatları konusuna gelmek istiyorum. Belediyelerin en önemli kaynakları arasında imar tadilatlarından gelen paralar bulunuyor. Tabi bir de gizli ödenek konusu var. Uğur İbrahim Altay’ın imar tadilat bedellerine bakışı nedir. Gizli ödeneğiniz, örtülü ödeneğiniz, kasanız olacak mı?ALTAY: Örtülü ödeneğimiz olmayacak. Bu konuda herkes rahat olabilir. Biz hukuk dışı, hukuka aykırı hiçbir iş yapmayacağız. Bunu sadece imar tadilatı olarak düşünmeyin. Kanunun bize verdiği yetki dışında hiçbir şey kullanmayacağız. Biz bir hukuk devletiyiz. AK Parti’nin en temel çizgilerinin başında da hukuk kurallarının dışına çıkmamak geliyor. Örtülü ödeneği ihtiyacımız olduğunu da düşünmüyorum ben. Yaptığımız işte yapacağımız işte yasal olacak. Birilerinin adına da böyle bir ödenek kullanarak hizmet götürmenin de doğru olduğuna inanmıyorum. Bütçenin de bir şekilde yükseltilmesi lazım. Onun için 30 Mart’tan sonra bir çözüm bulunur. Yasal olmayan bir ücreti kimseden talep etmeyeceğiz. Bunu taahhüt edebilirim. Kanun neyse onu yaparız. Kimsenin kolunu bükerek bir şey almayacağız. Kamu hizmeti yapılırken, insanların haklarının gasp edilmesini doğru bulmuyorum.
KANUN NE DİYORSA KAPALI DA UYACAK
AKÇAKOCA: Sizin de az bahsettiğiniz bir konu vardı. İzninizle ben o konuya tekrar dönmek istiyorum. Genel Merkezi’nizin meclis üyelerinin dörtte birinin kadınlardan oluşmasına yönelik bir kararı var. Sizin listenizde bulunan bayanlardan türbanlı olanlar seçilirse, meclise girmeleriyle ilgili nasıl bir uygulama içerisinde olacaksınız?ALTAY: Türbanlı olarak girmelerinde bir sakınca var mıdır yok mudur; açıkçası bilmiyorum. Yasada bir zorunluluk var mıdır? Kamusal alan olarak mı algılanır, ama kuralda ne yazıyorsa herkes için geçerlidir.
EN BÜYÜK ESERİM ŞEHİR MERKEZİ OLACAK
AKÇAKOCA: Konya’da her belediye başkanı kendi imkanları ölçüsünde eserler bırakmaya çalışmıştır. Ancak kimse Nalçacı’nın yaptıklarına ve bu yaptıklarının kazandırdıklarına ulaşamadı. 5 yıl sonra ‘bunu Uğur İbrahim Altay yaptı’ dedirtebileceğiniz bir eseriniz olacak mı?ALTAY: Birçok projemiz var aslında. Kesinlikle 5 yıl içinde Selçuklu’ya damga vurmayı hedefliyoruz. Hedefleri olmayan bir insan değiliz. Hayatımın hiçbir aşamasında ikinci insan olmayı kabul etmedim. Başarılı olmak için uğraştım ve çalışmayı çok seven bir insanım. Özellikle işimi ve mesleğimi inanılmaz seven bir insanım. Belediyeciliği de bir anlamda böyle görüyorum. Yaptığınız hizmeti, insanların karşısına geçip bu benim eserim diyebilmek çok önemlidir. Selçuklu’ya bakışımız da budur. Benim uzun soluklu bir hesabım da yok. Bunu özellikle ifade etmek istiyorum. Yani biz siyasete girerken de, ‘20 yıl belediye başkanlığı yaparız, ondan sonra şuraya geliriz’ hesabını yaparak girmedik. Hedefimiz 5 yıl içinde mümkün olan her şeyi Selçuklu’ya yapmak. Ama ben, en temel projemizin Selçuklu’ya kent merkezi oluşturmak olacağına inanıyorum. Yeni belediye binasının olduğu bölgede bunu gerçekleştirebilirsek; şehre, trafik problemine büyük bir katkımız olur diye düşünüyorum. Konya’nın otopark sorununu da çözmüş olacağız. Diğer ilçeler de benzer projeyi uygulamalıdırlar. Bizim hedefimiz yaptıklarımızla Selçuklu’yu bir marka haline getirmektir. AKÇAKOCA: Vakit ayırdığınız için tekrar teşekkür ederim.ALTAY: Ben teşekkür ederim…
Yeni Meram/Oğuz AKÇAKOCA







