




MHP Konya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hikmet Çay Yeni Meram’a konuştu. Seçilme şansını yüzde 55-60 olarak değerlendiren Çay, belediyeye ilk etapta bin kişi alacağını söyledi
Mevcut Başkan Tahir Akyürek’e de gönderme yapan Hikmet Çay, Akyürek’e; “Halkı çanta da keklik görme. Halk senin oy kekliğin değil. Halk sana sandıkta sarı kartı gösterecek” dedi
MUSTAFA GENÇ: Sayın Çay ilk önce, adaylık sürecinizden bahsetmenizi istiyorum. Neden bir Meram, bir Selçuklu değil de Büyükşehir Belediyesi?
HİKMET ÇAY: Sevgili Genç öncelikle bize böyle bir imkanı sunup vatandaşımıza ulaşma noktasında destek verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum.
YETERLİ BİLGİ VE
DONANIMA SAHİBİM
Neden büyükşehir Selçuklu ve Meram değil? Nedenini şöyle izah etmek isterim. Hikmet Çay 1954 yılında bir hıdrellez günü Konya’nın Meram ilçesi şimdiki Erenkaya köyünde doğdu. Rahmetli babam köyün bütün koyunlarını güden çobanı imiş. Bir gün ekin işlerken, bizi de armut ağacının dibine belemişler. Orada biz uyurken ekin işliyorlarmış, yaz günü. Hakikaten babam çok çile çekmiş bir insan. Efendim rahmetli annem bir gün demiş; “Şu çocuğu al şehre götür. Bizim gibi köyde rezil olmasın. Biz çalışalım çabalayalım bunu okutalım. Vatana faydalı hizmetler sunsun, adı gibi hikmetli işler yapsın” diye rahmetli annem babama demiş ve Konya’ya gelmişler. İlk, orta, lise ve üniversite tahsilimi Konya’da yaptım. Konya’da büyüdüm, Konya’da iş sahibi eş sahibi oldum, Konya’da ev sahibi oldum, dost sahibi oldum. Özellikle 31 yıllık bir harita mühendisliği geçmişim var. Yani yeterli bilgi ve donanıma sahip olduğuma inanıyorum.
BÜYÜKŞEHİR BAŞKANLIĞI
1975’TEN BERİ HEDEFİM
Neden büyükşehir sorunuzu şu şekilde cevaplamak isterim. Esasında benim 1975 yılında o zamanki üzüm pazarının olduğu yer, yani şimdiki Mevlana çarşısının olduğu yer üzüm pazarıydı. Biz üniversite okurken buradan gelip geçiyorduk. Bir gün bir baktık üzüm pazarının her yeri kazılmış temeller aççılşım. Arkadaşımızın babasının dükkanı vardı. Baktık ki o dükkan yerle bir olmuş. Dükkan yok temel kazılmış. Arkadaşlarla belediyeye gittik. Çıktık belediye başkan yardımcısının yanına. Başkan yardımcısı o zaman bizim hocamızdı. Hocamıza dedik ki burada Hz Mevlana’nın Türbesi var. Burada bir Aziziye Camii var. Burada bir Şerafettin Camii var. Burada bir vilayet var. Burası bizim Konyamızın kent merkezidir. Konya’nın vitrinidir. Siz bu vitrini bozuyorsunuz. Siz Mevla Çarşısı yapmıyorsunuz aksine Mevlana’yı yok ediyorsunuz. Siz burayı katlediyorsunuz diye burayı yaptırmamak için bir mücadele verdik. Ama başaramadık.
İşte benim belediye başkanı olma isteğim ta o zamanlar ortaya çıktı ve kendi kendime söz verdim. Allah bana bir imkan tanır da bir gün belediye başkanı olursam, Mevlana çarşısını tıpkı İstanbul’daki Sultan Ahmet gibi insanlarımızın rahatlıkla ziyaret edip gezecekleri, alışveriş yapabilecekleri yer haline getireceğim diye. İşte o zamanlar hedefimde vardı belediye başkanlığı. Yaklaşık bir yıl öncesinde de adaylığım ile ilgili partimizin çok değerli insanlarıyla sürekli görüşüyordum. Onlarda beni tanıyordu. Yapılan kamu araştırmaları neticesinde de Genel Başkan Yardımcımız Faruk Bal ve milletvekilimiz Mustafa Kalaycı şahsıma teveccüh gösterdiler beni aday yaptılar.
GENÇ: Sayın Çay şimdi ben projelerinize gelmek istiyorum. Elbette bütün adaylar gibi sizinde projeleriniz var. Ama ben en önemli olanını, yani üzerinde en çok durduğunuz, çalışmasını, araştırmasını yapıp veya şekil verdiğiniz bir projenin olup olmadığını sormak istiyorum. Yani açıkçası çıkış noktam dediğiniz projeleriniz nelerdir?
HİKMET ÇAY: Tabiî ki var. Üzerinde önemle durduğum projelerimden bir tanesi insanlarımıza iş ve aş imkanı sağlamak. Nedir bunlar? Şöyle ifade edebilirim. Gerçekten ülkemizde kronikleşmiş sorun işsizliktir. Biz bu işsizliği ortadan kaldırabilmek için mutlaka hem belediyenin kaynaklarını, hem de Konya’da yaşayan tüm toplumun katmanlarının imkanlarını ortaya çıkarmamız lazım. Nedir bu imkanlar?
BİN KİŞİYİ İLK ETAPTA
İŞE ALACAĞIZ
Özellikle şunu ifade edeyim. Büyükşehir belediyesinin çok büyük gelirleri var. Biz bu gelirleri giderlere karşı israf etmeden, öncelikli projeler üzerinde icraatlarımızı yapmamız gerekiyor. 5 bin kişiyi işe alacağız. Ancak ilk etapta daha işe başlar başlamaz biz bin kişiyi işe alacağız. Bakın bin kişiyi işe alacağız derken bunun 500 ü de bayan olacak. Efendim biliyorsunuz Konya’da 2004 yılında 16 bin aile ihtiyaç sahibiydi; yani yakacak ve yiyecek yardımı alıyordu. 2008 sonu itibariyle bu 36 bine çıkmış. Yani 36 bin aile şu anda yakacak ve yiyecek yardımı alarak yaşıyor. Bu çok büyük bir rakam. Özellikle de içinde bulunduğumuz bu dönemde krizden dolayı da işten çıkarmalar var. Benim tahminim bu rakam 40 bin aileye çıkacak. Sayın Genç düşünebiliyor musunuz? 40 bin aile kışın yakacak yardımı ile ısınıyor. Ramazan ayında aldığı yiyecek yardımıyla karnını doyuruyor. Birde hayırsever vatandaşların yaptıkları yardımlarla ayakta duruyorlar. Bu durum bize ve kentimize yakışmayan bir durumdur. Biz bu olumsuz durumu öncelikle ortadan kaldıracağız.
BELEDİYE GÖNÜLLÜ
ANNELERİ PROJESİ
İlk etapta işe alacağımız bin kişiden, neden 500’ü kadın olacak? Yardıma muhtaç 36 bin aile içerisinde yaklaşık 60 bin civarında bizim tespit ettiğimiz, oğlunun veya kızının eline bakan muhtaç insanlar var. Bunun altını çizerek söylüyorum. Bu insanlarımızın bir başka kişinin yardımına ihtiyaçları var. Hayatlarının son demlerinde mecalden, elden etekten çekildikleri için, yemesinden tutun giyinmesine, efendim oturmasından tutun kalkmasına kadar ikinci bir kişinin yardımına ihtiyaçları var. Bunu maalesef çocukları yapmıyor veya yapamıyor. İşte sosyal belediyecilik olarak biz bunu ön plana çıkararak, bu 500 kadına ilk etapta belli bir kurs vereceğiz. Bu kurslar neticesinde yardımı muhtaç insanlarımızın son zamanlarında rahat yaşamalarını sağlamak için “Belediye Gönüllü Anneleri Projesi” ortaya koyduk. Yani Belediye Gönüllü Anneleri Projesinin çekirdek kadrosu 500 kadından oluşuyor. Bu 500 kadını kuracağımız şirkette işe alacağız. İŞKUR’da bu tür projeler için bir fon var. Yani bunlar için bir destek fonu var. Bu destek fonundan kurs bedeli olarak günde 15 lira ceplerine para girecek. Ayrıca sigortalı olacaklar. Kurs da yaklaşık bir ay sürüyor. Yani bir ay sürdüğü zaman ne olacak? Günlük 15 liradan ayda ceplerine 450 lira para girecek. Nihayetinde işleri de hazır, hemen işe başlayacaklar belediyemizde.
KOMEK’İN ADINI
DEĞİŞTİRECEĞİZ
Özellikle mevcut KOMEK’i ele alalım. Bugün sayın Tahir Akyürek diyor ki; “biz 5 yılda yeri geliyor 40 bin, yeri geliyor 50 bin insanımıza kurslar düzenledik” diyor. Peki ben buradan sayın başkanımıza soruyorum. Bu kurslardan mezun olanlardan kaçı şu an işe girmiştir. Veya aldığı kurslar neticesinde iş başı yapmıştır. Hepsi aldıkları konfeksiyon sertifikalarını duvarlarına astılar. Biz isterdik ki bu insanlarımıza kurs verirken aynı zamanda iş garantisi de verelim. Gerçekten Konyamızın çok büyük imkanları var. Bugün sayın Genç 301 reel sektör var. Kendi imkanlarıyla ayakta duran gerçekten kahraman ülke sevdalıları insanlar var. Bu insanlar bu ekonomik krizde paralarını yatırım yerine bankaya yatırıp geçinebilirlerdi. Ama bunlar bunu tercih etmediler. İstihdam alanları yarattılar. Üretime katkı sağlamak için işyerlerine işçi aldılar ve şu an ihracat yapıyorlar. Ama bu insanlarla belediyemiz yakın irtibat kurmadığı için bu fabrikalarda, bu işverenlerin üretim merkezlerinde nitelikli ne kadar insana ihtiyaç var bunu bilmiyorlar. Biz bu yüzden KOMEK’in adını değiştireceğiz. KOMEK, Konya Meslek Edindirme ve İstihdam Merkezi olacak. Yani biz kurs verdiğimiz kişilere hem kurs bedeli vereceğiz, hem de iş garantili meslek edindirme kursları düzenleyeceğiz.
GENÇ: Sayın Çay, işsizlik ve istihdam. Bu iki kelime ile ilgili projelerinizden bahsetmenizi istiyorum. İşsizlik giderek artıyor. Seçilmeniz halinde, belediye olarak işsizlik ve istihdam sorununu kesin olarak çözme noktasında ne gibi bir çalışma yaptınız. Bu konuda yerel yönetimlerin çalışmaların nasıl buluyorsunuz?
KOLTUKTA OTURARAK
BELEDİYE YÖNETİYORLAR
HİKMET ÇAY: Bir kere koltukta oturarak belediye başkanlığı yapıyorlar, belediye yönetimi sergiliyorlar. Biz koltukta oturmadan bahsettiğim o ülke sevdalı insanlarımıza yani sanayicimizin, ticaretçimizin, esnafımızın ayaklarına giderek, bu insanlarımızla birlikte Konya’yı geliştirmek ve birlikte işsizliği önlemek istiyoruz. Bunu da başaracağımıza ben inanıyorum. İnanın belediye başkanı adaylığımdan önce bir çok fabrikayı dolaştım. Buralardaki fabrikatörlerle görüştüm. Bakın bir çarpıcı örnek vermek isterim. Dünyanın dört bir yanına ihracat yapan bir otomotiv yan sanayi firmasının başkanıyla görüştüm. Yaklaşık 19 yıldır bu işi yapıyor. Bu 19 yıl içerisinde 2 ay önce bir tek Sanayi Odası Başkanı ziyaret etmiş. Onun haricinde ne oda başkanı, ne belediye başkanı, ne vali, ne vali yardımcısı ne da kaymakam. Hiçbir kişi bu kişiye gidip te; “ya arkadaş Allah senden razı olsun. Bak 688 kişiye iş veriyorsun. Yüzlerce kişiye ekmek veriyorsun, ülkeye döviz kazandırıyorsun seni tebrik ederiz. Senin için ne yapabiliriz” diye bir kere gidip ziyaret etmemişler. Ama daha ben daha adaylığım daha söz konusu olmadan kendisiyle görüştüm ve tespit ettim. İşte biz sanayicimizle, borsa ve ticaret odasındaki meslek gruplarıyla, meslek odalarıyla, sivil toplum kuruluşlarıyla, esnafla beraber olacağız, onların istihdam yaratacak projelerine bizde belediye olarak destek vereceğiz.
ALT KENT MERKEZLERİ
KURMAMMIZ LAZIM
Konya’da özellikle maalesef alt kent merkezlerini hala kuramadık. Meram’ın merkezi nedir? Sorarım size. Meram’ın doğru dürüst bir belediyesi yok. Meram’ın doğru dürüst bir kaymakamlığı yok. Kaymakamlığı geçmişte valilik yapıp da ikamet ettiği vali konağı. Efendim Meram Belediyesi nerede? Bir çok insan bilmiyor. Büyükşehir Belediye binasında. Daha hala kurtulamamış. Hakikaten bunlar çok önemli. Biz diyoruz ki özellikle bu alt kent merkezlerini mutlaka oluşturmamız lazım. Alt kent merkezleri olunca ne olacak? Vatandaş şehir merkezine aracıyla gelmeyecek. Bu alt kent merkezleri şehir trafiğini rahatlatacak. Elde ettiğim bilgilere göre her gün Cumartesi Pazar hariç haftanın 5 günü Konya’nın merkezine 250 bin araç giriyor. Yani 4 kişiden biri aracıyla şehre giriyor. Bu çok önemli. Bu hem hava kirliliğine neden oluyor, hem de ulaşımı tıkıyor. Eğer siz alt kent merkezlerini kurmaz, toplu taşımaya önem vermez raylı sistemi geliştirmezseniz, ne ulaşımı çözebilirsiniz, nede hava kirliliğine bir nebze de olsun bir çözüm bulabilirsiniz. Onun için biz alt kent merkezlerini kuracağız. Bu alt kent merkezlerinde de tabiî ki dükkanlar ve alış veriş merkezleri olacak. Yani istihdama yönelik adımlar atacağız. Sayın genç biz attığımız her adımda insan odaklı olacağız. İnsana hizmeti hakka hizmet olarak görüyoruz. Bizim için esas olan insanımızın mutluluğu, insanımızın iş ve aş sahibi olması. Yani her projemizin altında mutlaka istihdam yatacak.
KATI ATIKLARI
DEĞERLENECEK
Bizim attığımız her adımın altında istihdam yatacak. Özellikle bu katı atıkların değerlendirilmesi projesi var. Çöp olayı var. Bugüne kadar Allah razı olsun Meram Belediyesi bu konuyla ilgili bir adım attı. Ama henüz bu adım gerçek noktada atılmadı. Biz katı atıklarla ilgili Katı Atık Geri Dönüşüm Tesisleri kurarak buradan elde edeceğimiz gelirleri de vatandaşımıza geri iade edeceğiz. Biz ilk etapta evlerden alacağımız katı atıkları 10 kilo olarak düşünüyoruz. Yani her evden 10 kilo. Biz her ay evlerden katı atıkları toplayacağız. Tesislerde işleyerek hammadde haline getireceğiz. Bunu da ilgili fabrikalara satacağız. Bu Katı Atık Değerlendirme Tesisinden de ilk etapta bir tane yapacağız. Burada da yaklaşık 150 kişinin istihdam edilmesi söz konusudur.
GENÇ: Efendim yıllardır tam rayına oturmayan Konya’nın en büyük sıkıntılarından bir tanesi toplu taşıma. İşte Metro denildi, yeni tramvay hatları denildi ama somut adımlar atılamadı. Sizin bu konuda üzerinde durduğunuz bir çalışmanız var mı?
HİTMET ÇAY: Bizim her şeyden önce toplu taşımayı cazip hale getirmemiz lazım. Allah bin kere razı olsun Ahmet Öksüz’den. Biliyorsunuz sayın Öksüz raylı sistemin mimarıdır. Ben buradan bir kere daha kendisine teşekkür etmek istiyorum. Çok büyük bir mücadele verdi karşı çıkılmasına rağmen. Özelliklede yerel yönetimlerde seçimi kazan Saadet Partisi’nin o zaman karşı çıkmasına rağmen raylı sistem hayata geçirilmiştir. Ve o zamanki Halil Ürün aynen şöyle diyordu: “Biz göreve geldiğimiz zaman bu raylı sistemi ortadan kaldıracağız, sökeceğiz.” Bu gün gelinen nokta raylı sistem olmasaydı şehir trafiği alt üst olacaktı. Bizim üniversite gençliğimiz sabah ve akşam çektiği sıkıntıyı 1989’dan bu yana çekecekti. Dikkat ederseniz yıkacağız diyenler maalesef sadece 3 kilometre, tramvay hattı yaptılar. Onu da 2008 yılında gerçekleştirdiler. Üniversite kampusunun içine 3.3 kilometrelik bir tramvay hattı yaptılar.
KÖPRÜ-KAVŞAK
RÜTİN İŞLERDİR
Halbuki sayın Akyürek’in 2004 yılındaki projelerinden bir tanesi Metro yapmaktı. Ve raylı sistemi de çoğaltmaktı, modernize etmekti. Ne yaptılar? Hala 50 sene öncesinin Almanların kullandığı tramvaylarla çocuklarımızı ve insanlarımızı balık istifi olarak özellikle sabah ve akşam kampus ile Alaaddin arasında taşıyorlar. Biz isterdik ki bu kadar çok kavşak ve köprü nasıl olsa yapılır. Bunlar belediyenin rütin işleri. Özellikle şu kaldırımlara aklım almıyor. Özellikle şu parke taşlarını niye söküyorlar niye takıyorlar hala aklım almış değil. Bunlar israf. Biz israf yapmayacağız. Biz göreve geldiğimiz zaman 5 yıl Tahir beyin yaptığı gibi parke taşları çatlamazsa asla söküp takmayacağız. Ben bunu buradan taahhüt ediyorum.
METRO’NUN YAPIMINA
NEDEN İZİN VERİLMİYOR
Efendim toplu ulaşımda şu an ulaşım master planında mevcut üniversite Alaaddin hattının 4.5 kilometresi, Aydınlıkevler’den fuar alanına kadar olan kısım metro olarak gözüküyor. Bunun haricinde Alaaddin, Yeni Adliye Sarayı arasında 5.5 kilometrelik bir hat var. Bunun haricinde mevcut hattın rehabilitasyonu var. Bunun haricinde mevcut kunduracılar kavşağından Fetih Caddesi ve Büyükkumköprü caddesine kadar yaklaşık 6-7 kilometre civarında bir hat var. Yine şu anda işleyen demir yolunun Devlet Demir Yolları ile anlaşma yapılmış bildiğim kadarıyla bu hattında bir banliyo hat olarak kullanılmasıyla alakalı bir proje var. Şimdi buradan dikkatinizi çekmek isterim. Ve bunun özellikle altını çizerek söylemek istiyorum. Geçenlerde düzenlediğim basın toplantısında söylediğim bir cümle var. Dedik ki; metro üzerinde çalışacağız. Neden metro üzerinde dediğimizi açmak istiyorum. Bende pekala Tahir bey gibi metro yapacağız derdim. Ama ben harita mühendisiyim. Ve bir demiryolunun maliyetini ve bir metronun neden yapılması gerektiğini, neden yapılmaması gerektiğini iyi biliyorum. Bu konuyla ilgili araştırmalarım da var. Bunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Özellikle metro yapılabilmesi için bazı teknik kriterlerin oluşması lazım. Metro bir şehir trafiğini rahatlaması, toplu ulaşım hizmetini daha rahat ortaya koyabilmek, insanlarımızın daha rahat edebilmelerini sağlamak, gürültü ve hava kirliliğini önlemek için alınması gereken çözümlerden en önemlisidir. Ancak metro ile ilgili bazı konuların gerçekleşmesi lazım. Sayın Akyürek geçenlerde bir gazetedeki röportajında aynen şöyle demiştir: İşte Konya 1 milyon nüfusa sahip olduğu için bakanlık metroya izin vermiyor.
Aslında esas olan 1 milyon nüfusa sahip olunması falan değil. Metronun yapılmamasının esas sebebi şudur. Bir metronun yapılabilmesi için saatteki en sıkışık alanlardaki yolcu kapasitesinin 15 bin ile 25 bin arasında olması lazım. Nüfusun ulaşımda en çok hareketliliğe ihtiyaç olduğu noktalar arasında. Yani bugün Alaaddin ile kampus arası en fazla yolcu taşınan bir güzergah. Bu hat üzerinde saatte taşıyacağı yolcu kapasitesi sayısı en sıkışık anlarda eğer 15 bin ile 20 bin arasında değil ise, metro yapılması uygun görülmüyor. Onun için şu anda kampus ile Alaaddin arasında en sıkışık andaki yolcu kapasitesi saatte 6 ile 7 bin arasında. Yani metro yapılabilmesi için bunun iki katı bir yoğunluk kazanması lazım. Şu anda da bunun yapılması rantabıl değil. Hem ekonomik yönden, hem işletme yönünden. Bunun altını çizerek söylüyorum. Biz bunları halkımızla paylaşacağız.
TIP FAKÜLTESİNE
TRAMVAY HATTI
Toplu taşıma ile ilgili başka ne yapacağız? Koyuncu ile Tıp Fakültesi arasına da bir tramvay hattı yapacağız. Bunu da halkımıza danışacağız. Halkımız eğer kabul ederse yapacağız. Yani biz halkımızdan onay almadığımız hiçbir işi icra etmeyeceğiz. Ben yaptım oldu olmayacak. Ulaşımla ilgili bu Alt Kent Merkezlerinin bulunduğu alanlarda otoparklar düzenleyeceğiz. Toplu taşıma araçlarını çoğaltıp halkımıza daha rahat bir ulaşım imkanı vereceğiz. Toplu taşımayı cazip hale getireceğiz. 5 yıl boyunca toplu taşıma ücretlerine zam yapmayacağız. Yani halkımızın ekonomik sıkıntısını biz belediye olarak üsteleneceğiz. Pınarbaşı’nda Doğu Hadimi’de oturan dar gelirli insanlarımıza iki bilet uygulamasını ortadan kaldıracağız. Bu insanlarımızın tek biletle gidip gelecek yeni ulaşım arterlerini uygulamaya koyacağız. Dolmuş güzergahlarını da dolmuşçular odası ile birlikte görüşerek çözeceğiz. Bununla ilgili de çalışmalarımız var.
GENÇ: Sayın Çay, sizce büyükşehir belediyesinin gelirleri doğru yerlerde kullanılıyor mu? Ayrıca belediye bütçeleri nasıl ve en önemlisi hangi alanlarda kullanılmalı?
TAHİR AKYÜREK’E
SANDIKTA SARI KART
Bu konuda ilk önce buradan Tahir Akyürek’e sormak istiyorum:
“Sayın başkan özellikle şu tüyü bitmemiş yetimin üzerinden kendi istikbali için şu anda yaklaşık üç aydır bizim tespitlerimize göre seçim propagandası yapıyor. Nasıl bir propaganda yapıyor. Özellikle bu bilboardlarda ve belediye araçlarında belediyenin temel görevleri olan, aslında zaten yapması gereken temel görevleri, sanki büyük bir başarıymış gibi halkımızın gözünü boyamak için, bilboardlarda ha bire; işte biz şunu yaptık, biz şunu icra ettik, Konya şunu biliyor, Konya bunu biliyor diye reklam yapıyor. Ben 55 yaşındayım. Bir çok belediye başkanı gördüm. Bakın ben 1975’ten beri belediye başkanı olma idealim hedefim vardı. O günden bu yana takip ediyorm. Daha ben hiçbir belediye başkanının ismini bilboardlarda görmedim. Ama sayın Tahir Akyürek’in ismi bütün bu yön bulma tabelalarında var. Biz yönetime gelirsek bu tabelaları bunları kaldıracağım. Ben şimdi Konyalının ve benim bilmekte haklı olduğum konuyu sormak istiyorum. Son üç aydır bu reklam panolarındaki bilboardlara ödenen para ne kadardır? Veya bu bilboardları kendisi kullanmayıp da, bir başka kişi veya kurum kullansaydı ne kadar bir bedel ödenecekti? Bunu lütfen sayın Akyürek açıklasın. Bunu bilmek hem benim, hem de Konyalı’nın hakkı diye düşünüyorum. Ayrıca son 5 yılda büyükşehir belediyesi olarak reklam harcama giderleri ne kadardır. Bunun da cevaplanmasını Akyürek’ten istiyorum. Bu tür reklamlara halkımızın kanmadığını bu harcanan paraların hesabını da sandıkta AKP’ye sarı kart göstererek soracaklarını halkım söylüyor.
GENÇ: Sayın Hikmet Çay, sondan ikinci sorumu sormak istiyorum. Hedeflerinizi, projelerinizi anlattınız. Halkla, esnafla ve sanayiciyle konuştunuz. 29 Mart’ta kazanma şansınızı yüzde kaç olarak görüyorsunuz?
HALKI ÇANTADA
KEKLİK GÖRME!
HİKMET ÇAY: Biz hizmet için yola çıktık. Biz hizmeti halkımızın ayağına getireceğiz. Biz hizmetlerimizi halkımıza sorarak onayını alarak yapacağız. Yani biz insan odaklı hizmet etmek istiyoruz. Yaklaşık 3.5 aydır sahadayız. Ve ben Konyalı hemşerilerimin gözünde şunu görüyorum. 30 Mart’ta biz seni başkan yapacağız. Ve en az bugün Tahir Akyürek’in söylediği gibi söylemek istemiyorum. Akyürek diyor ki; biz Türkiye rekoru kıracağız. Bende diyorum ki; mağrurlanma padişahim senden büyük Allah var, Konya halkı var. Konya halkını çantada keklik görme. Bu halk senin oy kekliklerin değil. Bunu da sandıkta göreceksin. Ben sadece yüzde olarak şunu söyleyeyim. En az yüzde 55-60 ile biz yerel yönetimlerde hem de üç ilçeyle birlikte 4-0 kazanacağız.
GENÇ: Sayın Çay son sorumu sormak istiyorum. Bu son sorumu da Konyaspor’a ayırdım. Yanılmıyorsam sizin en tecrübeli olduğunuz alanların başında geliyor. Şu anki tablo itibariyle Konyaspor’un bugününü ve yarınını nasıl görüyorsunuz. Konyaspor nasıl yönetiliyor, nasıl yönetilmesi gerekiyor. Alt yapı ve tesis konusunda atılan adımlar yeterlimi? Sportif başarı nasıl sağlanır. Sizin bütün bu konularda aklınızdan geçen proje ve çalışmalarınız nelerdir?
BENİM SEVDAM
HİKMET ÇAY: Sayın Genç her şeyden önce Konyaspor benim sevdam. Konyaspor benim bu günlere gelmemde en büyük emeği olan bir kuruluş. Eğer Konyaspor olmasaydı. Ben üniversite tahsilimi yapamazdım. Buradan Allah gani gani rahmet eylesin. Sayın Ömer Civelek. O zamanki benim futbol takım antrenörüm. O zaman ben genç takımda 1973’te Konyaspor genç takımında futbol oynuyordum. Üniversite Akademi’de o zamanlar yeni bölümler açılmıştı. Harita mühendisliği bölümü yeni açılmıştı. Oraya kayıt yaptırabilmem için bin 110 lira para lazımdı. Bunu Konyaspor kulübü o zaman o yokluklarda bana verdi bende kaydımı yaptırdım. O günden bugüne Konyaspor benim sevdam. Konyaspor’a benim bir vefa borcum var. Bunun bir miktarını futbol oynayarak, bir miktarını da 2001-2003 yılları arasında yöneticilik yaparak ödediğim kanaatindeyim.
KONYASPOR SİYASETİN
ÜSTÜNDE OLACAK
Biliyorsunuz Konyaspor’u kayyumdan kurtaran kişilerin başında geliyorum. Yani Konyaspor’un kapısına kilit vurulacaktı. Allah bizi bir vesile kıldı ve biz bunu kurtardık. Vefa borcumun bir kısmını da böyle ödediğime inanıyorum. Gelelim bugünkü Konyaspor’unn konumuna. Konyaspor Konya’nın dışa açılan penceresi, vitrini. Bacasız endüstrisi. Bugün dünya ekonomisinin en büyük endüstri dallarından birisi de futbol. Hakikaten bir endüstri haline gelmiştir. Özellikle ülkelerin sanayisinin gelişmesinde maddi katkıları büyüktür. Maalesef Konyaspor hala bu konuda yeterli adımı atamamıştır. Özellikle Konyaspor’un kendi ayakları üzerinde durabilecek gelirlere sahip olması, takım hüviyetinden kurtulup kulüp olması, yani kurumsallaşması daha doğrusu şirketleşmesi şarttır. Konyaspor özellikle kişilerin iki dudağı arasında gidip gelebilen, kapısına kilit vurulup açılabilen kulüp havasından kurtulması lazım. İşte biz bunu gerçekleştireceğiz. İlk önce şirketleşmesi için ilk adımlar atılacak. Hemen bununla ilgili projemizi uygulamaya koyacağız. Şirketleştikten sonra kalıcı gelirlere sahip olabilecek ünitelerin oluşumlarını mutlaka hayata geçireceğiz. Belediye imkanlarını bir defaya mahsus seferber edeceğiz. Biz bir defaya mahsus yardım yapacağız, bunu da halkımıza danışacağız. Bunun neticesinde Konyaspor kendi ayakları üzerinde duracak. Bugün Konyaspor’un havuz ve diğer gelirleri yıllık 12 trilyon. Yıllık gideri ise 19 trilyon. Yani bu aradaki 7 trilyonu kapatmak için Konyaspor’a aylık en az 1 trilyon gelir getirecek bir kaynak lazım. Ve kaynak israfına da son vermemiz lazım. Kaynak israfına nasıl son vereceksin, işi ehline vereceksin. Konyaspor’u siyasetin üstünde tutacağız. Biz Konyaspor’da siyasete müsaade etmeyeceğiz. Konyaspor’un yönetimi toplumun bütün katmanlarından olacak. Ama mutfağında en az ehil 5 yönetici olacak. Ve bunun hesabını da bu 5 kişiden soracağız. Bu 5 kişi Konyaspor’un bütün işlerini icra eden bir icra heyeti olacak Bunlar mutfakta gerekli yemeği yapacaklar, diğer yönetimde yemeğin tuzuna ve tadına bakacak. Özellikle alt yapı ve taban birlikleri Konyaspor’un temelini teşkil edecek. Konyaspor’a alt yapıdan 3 yılda en az 3 kişi yetiştireceğiz. Birde taraftarın çilesini bitirecek adımları atacağız. Taraftarlar derneğini de kurumsallaştıracağız. Orada da ehil insanların görev almasını sağlayacağız.
GENÇ: Sayın Çay bu yoğun progamınız içerisinde bize vakit ayırdığınız için çok teşekkür ediyorum.
HİKMET ÇAY: Ben teşekkür ederim.
Yeni Meram/Mustafa GENÇ








Ama siyaset çok çirkin bir meslek.Sizin bile söylemleriniz gerçek dışına çıkıvermiş hemen..Söylemlerimiz dogru yada dogruya en yakın olmalıdır..Tutarlı olmak lazım..%55-60 çok iddialı olmamış mı biraz..?? saygılar.....