




"Erdoğan işine karıştırtmaz"
18 Nisan 2011 / 12:27
AK Parti Konya milletvekili aday listesinde, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun hemen ardından gelen Milletvekili Kerim Özkul, liste tartışmalarına son noktayı bu sözlerle koydu
AK Parti Milletvekili Kerim Özkul, Yeni Meram Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Oğuz Akçakoca’nın milletvekili listesine ve kamuoyunun merak ettiklerine yönelik sorularını cevaplandırdı.
AKÇAKOCA: Sayın Özkul, AK Parti Konya Milletvekili listesi tüm iller gibi belli oldu. Mevcut listeyi bir bütün olarak ele aldığınızda ortaya çıkan tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?
ÖZKUL: Her şeyden önce şunu özellikle belirtmek isterim ki listeyi kişisel olarak değerlendirme hakkımız mevcuttur. Ancak eleştiri yapma yetkimiz söz konusu değil.
Her işin bir sahibi olduğu gibi, AK Parti listelerini belirlemenin de bir sahibi vardır. Sayın Genel Başkanımız ve O’nun başkanlığındaki heyet, çeşitli bilgileri, araştırmaları, yapılan çalışmaları; kendi süzgeçlerinden geçirerek şu anki listeyi oluşturmuşlardır. Bu aşamadan sonra yereldeki tüm AK Parti camiasına mensup siyasi aktörlerimiz bunu kabullenmek, bu listenin başarısı için her türlü çabayı ve gayreti ortaya koymak zorundadır. Listeye ilişkin herkes sübjektif değerlendirmelerde bulunabilir, buna saygı duymamız gerekir; ancak kimse bu eleştiri dozajını hakaret seviyesine getiremez.
LİSTE DIŞI SAYISI ŞAŞIRTTI
Listeye gelince; açık yüreklilikle söylemeliyim ki, aday belirleme sürecinde değişikliğin ihtiyaç olduğunu, ben dahil, bazı takım arkadaşlarımızın değişiklik ihtimalinin yüksek olduğunu öngörmüştüm. Fakat, görev tevdi edilmeyecek arkadaşlarımızın bu kadar çok olacağını tahmin etmiyordum. Tabi ki benim de adaylığım ve listede yer alacağım kesin değildi. Listede ben de dışarıda kalabilirdim; ama bu kadar arkadaşımın liste dışında kalacağını tahmin etmemiştim.
AKÇAKOCA: Listeyi elinize aldığınızda, Sayın Erdoğan’ın dışarıda bıraktığı mevcut milletvekillerine uyguladığı kritere ilişkin bir sonuca varabildiniz mi? Sayın Erdoğan, neyi dikkate almış?
ÖZKUL: Sayın Başbakanımızın kendine özgü değerlendirme kriterleri olduğunu düşünüyorum. Bana göre, genel anlamda üzerinde durduğu iki husus var. İlki; milletvekili, ahlaki problem yaşıyor mu? Bulunduğu siyasi pozisyonunu kendi çıkar ilişkileri için kullanıyor mu? İkincisi de; kazanılan siyasi statü, o kişinin aile birliğinde bir sarsıntıya sebep olmuş mu? Bu hususlarda Sayın Genel Başkanımızın gerçekten çok titiz davrandığını biliyorum. En ufak bir esnekliğe ve yanlışa göz yummadığı kanaatindeyim.
Eğer bu hususlarda mevcut milletvekili ile ilgili herhangi bir sıkıntı yoksa, daha sonra diğer aranılan kriterlerin göz önüne alındığını düşünüyorum. Bu bağlamda Konya özelinde, liste yukarıda bahsettiğimiz kriterlerin dışında gerçekleşmiş gibi görünüyor. Ben, 9 arkadaşımın tamamına bu konuda kefilim. Sayın Genel Başkan, bundan sonraki dönemde, kimlerin milletvekili olarak faydalı olmayı sürdüreceğine, kimlerin dinlendirilmesi gerektiğine, kimlerin milletvekilliği dışında farklı pozisyonlarda değerlendirileceğine karar vermiş gibi görünüyor.
ÇOĞUNLUĞU TANIMIYORUM
AKÇAKOCA: Yeni isimlere bakınca da açıkçası net bir kriter görmüyoruz. Haksız mıyım, yoksa bir kriter gözünüze çarptı mı?
ÖZKUL: Ben de böyle bir kriter tespit edemedim. Biliyorsunuz; 13 milletvekili ve bir de Sayın Bakanımız adaydı. Bunları dışarıda tutarak söylüyorum; 157 aday adayına baktığımda; çok yakinen tanıdığım arkadaşlarım olmasına rağmen, bir çoğuyla ilgili en ufak menfi veya müspet bir fikrimin bulunmaması, isimlerini daha önce hiç duymamış olmam nedeniyle liste oluşturulurken nasıl değerlendirme yapıldığıyla ilgili fikir beyan etmem oldukça güç. Mevcut listeye yazılan birkaç yeni arkadaş hariç hepsini, İl Teşkilatı’nın dün (14–15 Nisan) düzenlediği 2 günlük tanışma-kaynaşma ve strateji belirleme kampında tanıdım. Karşılıklı istişare ve fikir alışverişinde bulunduk. Listeye yazılan arkadaşlarımla ilgili ilk intiba; listede olmayı hak ettikleri yönünde oldu.
BAKANI NEDEN İSTEMEDİLER?
AKÇAKOCA: Listenin ilk sırasına baktığımızda Dışişleri Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu’nu görüyoruz. Son 6-7 aydır Davutoğlu’nun Konya’ya gelmesini isteyenler kadar istemeyenlere de şahit olduk. Özellikle buradan çıkarılacak milletvekili sayısına Davutoğlu’nun başka bir ilden aday gösterilerek “+1” formülünün uygulanması talep ediliyordu. Hatta İzmir’e gitsin diyenler vardı?
ÖZKUL: Sayın Davutoğlu sadece Konya’ya, Türkiye’ye değil, dünyaya mal olmuş, ülkemizin yetiştirdiği ender şahsiyetlerden, değerlerden birisi. Bunu tüm dünyanın kabul ettiği kanaatindeyim. Mutlaka söylediğiniz gibi Sayın Davutoğlu’nun nereden aday gösterileceği noktasında, nereden gösterilmesi gerektiği noktasında çeşitli yayınlar, haberler, pozitif ya da negatif yönde yayınlar yapıldı. Bunların kaynağı nedir? Gerçekten Konya kontenjanı doldurulmasın, “+1” kazanılsın niyetiyle midir? Yoksa yereldeki siyasi aktörlerin, ki önemli bazı siyasi aktörlerin, bir takım kişisel kaygılarından mıdır? Bunu değerlendirecek değilim. Zira bu konuyla ilgili, Konya yerel basınında hangi kaygılarla haber yapıldığı, yaptırıldığı noktasında objektif bir kanaat, kesin bir veri bende yok. Ama şunu biliyorum ki, farklı amaçlar için haber yapma anlayışı bizim medyamızda yaygın. Bunun değerlendirmesinin Konya kamuoyu tarafından yapılması gerektiği kanaatindeyim.
Öte yandan Sayın Davutoğlu’nun, bakan olduktan sonraki Konya’ya yönelik performansı, Konya’ya bakışı; bende Sayın Bakanımızın Konya’dan aday yapılacağı izlenimini güçlendirmişti. Konya’dan aday olacağı noktasındaki inancımı hep korudum. Herhangi bir bilgim olmamasına, kendisiyle bu konuda konuşmamış olmamıza rağmen, ilk günden itibaren hep bu fikri taşıdım.
ERDOĞAN: TABİ Kİ KONYA
AKÇAKOCA: Sayın Davutoğlu’nun bu yönde bir talebi mi oldu?
ÖZKUL: Bildiğim kadarıyla aday adaylığı müracaatlarının son günü Sayın Davutoğlu, fırsat bulup, “Ne düşünüyorsunuz benim için” diye sorduğunda; Sayın Başbakan’ın “Tabiî ki Konya!” dediğini biliyorum.
Mutlaka Sayın Ahmet Davutoğlu, nereden aday gösterilirse, partimize oradan da büyük değerler katacağı kanaatindeyim. Ama ben, Konya’dan gösterilmesinin daha farklı değerler kattığı inancındayım. Sayın Davutoğlu’nun Konya ziyaretlerinin tamamına iştirak ettim; eşlik ettim. Konya halkının Sayın Davutoğlu’na özel bir teveccüh gösterdiğini gözlemledim. Bizim partimiz dışında; ama partimize oy verme potansiyeli olan, başka partilerin tabanında da adaylığının partimize dönük sempati uyandırdığı kanaatindeyim. Bu hadisenin, o tabandan bize oy kaydıracağı inancındayım. Bu oy kayışı umut ediyorum ki, “+1” milletvekilliği kazandıracak. Böylece o arkadaşların varsayımı olan “+1” formülünü kendi içimizde, Konya’mızda gerçekleştireceğiz. Yani Sayın Davutoğlu olmadan “X” milletvekili çıkaracaksak, şimdi Davutoğlu’yla birlikte “X+1” milletvekili çıkaracağımızı düşünüyorum.
Yeri gelmişken açıkça söyleyeyim: Bizim Konya’da hedefimiz; 14’te 14 yapmak. Hedefi tam orta noktasından vurmak, tabelaya da “14-0” yazdırmak.
ARTIK AĞABEY DAVUTOĞLU
AKÇAKOCA: Tabi Davutoğlu’nun bulunduğu bakanlık itibariyle de işi zor ve yoğun. Bir yılın neredeyse yarısında yurtdışında. Eleştirilerin bir bölümü de, Konya’ya çok fazla zaman ayıramayacağı şeklinde?
ÖZKUL: Sayın Davutoğlu, mutlaka yerel siyasete önem veriyor. Daha önce programının çok yoğun olması nedeniyle ve birazcık da siyasi sorumluluğu, Konya’ya ilişkin siyasi bağı olmadığından dolayı yerel siyasete çok fazla eğilme niyeti göstermedi. Açıkçası; ahlaki bulmadı. Yani dışarıdan “gazel okuyucusu” pozisyonunda olmak istemedi. Böyle bir endişeye vardığını düşünüyorum. Aday listelerinde 1. sırada olması ve inşallah 13 Haziran sabahı Konya milletvekilliği unvanını taşıyacak olması nedeniyle, artık Konya’nın baş siyasi aktörü haline gelmiştir. Bir takım sorumluluklar üstlenmiştir. Bu sorumluluğunu, fonksiyonunu yerine getireceği kanaatindeyim, inancındayım. Bunda bir tereddütüm asla yok. Üzülerek ifade edeyim ki, siyasi geçmişimize baktığımızda, Konya’nın en önemli eksiklerinden birisi; “ağabey” pozisyonunda, “baş aktör” pozisyonunda bir değerimizin olmamasıydı. Bu, ya pozisyonda olması gereken, bu pozisyona bürünecek arkadaşlarımızın buna çok fazla istekli olmaması, ya da istekli olan bazı arkadaşlarımıza karşı da diğer aktörlerin onu yıpratıcı, onun pozisyonunu bozucu tavır içine girmesi nedeniyledir. Bizim Konya’daki en büyük eksikliğimiz bu oldu geçmişte. Sayın Davutoğlu ile bu eksikliğin gideceğini biliyorum. Konya siyasetine çok şeyler katacağına gönülden inanıyorum.
BAKAN BENDEN ÖĞRENDİ
AKÇAKOCA: Soruyu biraz daha değiştirerek yeniden sormak istiyorum. AK Parti’nin Konya listesine Sayın Davutoğlu’nun eli değdi mi?
ÖZKUL: Çok fazla liste üzerinde Sayın Davutoğlu ile konuşmadım. Ama listeye baktığım kadarıyla Sayın Davutoğlu’nun tanıma ihtimali olmayan arkadaşlar mevcut. Bu da bende, liste üzerinde fazla bir etkisinin olmadığını düşündürüyor. Hatta şunu da söyleyeyim size; Sayın Davutoğlu, listeler açıklandığında Macaristan’daydı. Danışmanları, bana, listenin açıklanıp açıklanmadığını sordular. Ben, mail olarak listeyi kendilerine gönderdim. Ardından bazı isimlerle ilgili benden bilgi istedi kendileri. Bu da demektir ki, listeyi, en azından bazı isimleri ilk kez gördü. Listenin tamamının oluşumunda etkili olmuş birisinin böyle bir bilgi istemesi açıklanabilecek bir durum değil sanırım. Bende böyle bir izlenim oluşturdu. Mutlaka Davutoğlu’nun listeyle ilgili görüşü alınmıştır; ama o görüşün boyutu nedir, ne kadardır tam olarak bilebilecek durumda değilim.
BENİ BAŞBAKANIMIZ YAZDI
AKÇAKOCA: Aslında merak edilen konu veya insanları, eli değdi-değmedi tartışmasına götüren sizin ikinci sırada yer almanız…
ÖZKUL: Aday adaylığı sürecinde, milletvekili arkadaşlarımızla sohbetlerimizdeki, meclis kulislerinde, hatta genel kurul toplantılarındaki sohbetlerimizdeki ana konu; listeye girip giremeyeceğimize yönelik düşüncelerdi. Ama her sohbetin sonunda kendi aramızda vardığımız kanaat ve son söz şu olmuştur:
1- Bu işi bir Allah bilir, O’nun işine karışılmaz. 2- Bu işi bir de Tayyip Bey bilir, o da işine karıştırtmaz!
Samimiyetimle söylüyorum, biz hep bunu diyorduk. O nedenle Konya listesi, kesinlikle bu minval çerçevesinde hazırlandı.
Bana gelince; Sayın Başbakan’ın hangi kritere göre beni yazdığını bilemem; ama Sayın Başbakan’ın baktığı pencereden baktığımda; ben o listede olmalıydım ki, şu anda varım. Eğer kendisi takdir etmemiş olsaydı, o listede olamazdım diye düşünüyorum. Böylesi bir jesti, kriterlerine uymayan bir kişi için yapacağını hiç mi hiç düşünmüyorum.
Velev ki, yaptığını varsayalım; yani listede olmayacak Kerim Özkul’un, Sayın Davutoğlu’nun talebi doğrultusunda listeye girmiş olduğunu düşünelim. Böyle bir durumda Sayın Başbakan Kerim Özkul’u listenin ikinci sırasına yazar mıydı sizce? Yazabilir miydi? Ahmet Davutoğlu’nun gönlü olsun diye, listede 14 tane sıra var; başka yere yazardı muhtemelen. Ben açıkçası bu kanaatteyim.
DAVUTOĞLU-ÖZKUL BAĞI
AKÇAKOCA: Davutoğlu-Özkul ikilisine ilişkin değerlendirmenin perde arkasında hemşehri olduğunuz, hatta akraba olduğunuz gerçeği var. Bu hep konuşulacak, haksız mıyım?
ÖZKUL: İnsanların memleketlerinin neye göre belirlendiği konusunda çeşitli değişkenler mevcut. Doğduğu yer mi memleketi, doyduğu yer mi memleketi, yoksa köken olarak irtibatlı olduğu yer mi memleketi? Bunları herkes farklı olarak değerlendirebilir. Farklı şekilde “memleket” tanımı yapabilir.
Ben kısaca nereli olduğumu özetleyim isterseniz: Hem baba dedem, hem anne dedem Taşkentliler. Taşkent’te yaşarlarken 1924-1925 yıllarında Taşkent’ten Konya’ya göç etmişler. Babam, Konya’da dünyaya gelmiş, annem 3 yaşındayken Konya’ya gelmiş. Meram’da Çaybaşı Bölgesi’nde birkaç evde ikamet etmişler. Ben, 1986’ya kadar yaşadığım Çaybaşı Şeyh Vefa Sokak’taki evimizde, 1959 yılında dünyaya gelmişim. 85-90 yılları arasında hem askerlik öncesi hem de askerlik dönüşü kısa bir süre Selçuklu İlçesi’nde yaşamama rağmen yine doğduğum ilçe olan Meram’a taşındım. Halen Havzan Mahallesi’nde ikamet ediyorum. Yaşamım hep burada, Meram İlçesi’nde geçti diyebilirim yani. Bu noktadan hareketle, değerli Konyalıların aslında nereli olduğumu, bu anlattıklarımdan çıkarabileceklerini düşünüyorum.
Sayın Davutoğlu’yla akrabalık bağımın ne olduğu sorusuna gelecek olursak; çeşitli platformlarda dile getirildiği gibi, 1. veya 2. dereceden akrabalığımız yok. Aslında biraz da karmaşık bir akrabalık ilişkimiz var. Kısaca özetlemeye çalışırsak; Sayın Ahmet Davutoğlu’nun hem annesi, hem babası benim annemle teyze çocukları. Benim anneannem, Sayın Davutoğlu’nun babaannesi ve anneannesi kardeş. Ayrıca Sayın Davutoğlu’nun anneden dedesi ile benim babaannem kardeştir. Yani benim babamla, Ahmet Bey’in annesi, hala-dayı çocuklarıdır. Özetle Ahmet Bey’le dördüncü veya beşinci göbekten bir akrabalığımız mevcut.
Akrabalık bağlarımızın yanında şunları da eklemeden geçemeyeceğim. Sayın Davutoğlu, 1959 doğumlu; ben de 1959 doğumluyum. Aynı kuşağın çocuğu olduğumuzdan dolayı, genellikle yaz tatillerinde İstanbul’dan Taşkent’e ziyaretlerinde ve Taşkent’ten İstanbul’a geri dönüş dönemlerinde; gelirken 10-15 gün, giderken 10-15 gün Konya’da kalırlar ve buradaki akrabaları ziyaret ederlerdi. Buradaki süreç içerisinde sürekli birlikte olurduk.Çocukluktan bu yana bir arkadaş olarak, bir kardeş olarak büyüdük diyebilirim.
SORUN; İLETİŞİM EKSİKLİĞİ…
AKÇAKOCA: Listenin bir numarasını dikkate almadığımızda, liste başı siz oluyorsunuz? Sorumluluğunuzun daha da arttığını, sizden beklentilerin yükseldiğini söylemek yanlış olmaz. Yeni dönemde nasıl bir Kerim Özkul göreceğiz?
ÖZKUL: Kişisel olarak bakarsanız, eski Kerim Özkul’la yenisi arasında hiçbir fark olmayacak. Kerim Özkul’u objektif olarak değerlendirdiğinizde bir özelliği vardır: Kerim Özkul, verilen görevi eksiksiz yerine getirir. Ne fazla, ne eksik. Ama üzerine vazife olmayan durumlarda da kenarda beklemeyi, sorulursa da kanaatini söylemeyi bilir. Kerim Özkul, listenin ikinci sırasında olmasının gerekliliklerinin, kendisine yüklediği görev ve sorumlulukların bilinci içerisindedir. Bunu da yerine getirebilmek için bugüne kadar gösterdiği çabayı, ne hikmetse bazıları tarafından görülmeyen, fark edilmeyen çabayı yine göstermeye devam edecektir. Kerim Özkul’un kim olduğu noktasında bazı arkadaşlarda, özellikle bazı medya mensubu arkadaşlarda, Konyalı hemşehrilerimizde; tereddütler ya da tanınmamışlığın/tanımamışlığın vermiş olduğu eksik kanaatler mutlaka vardır.
Ama bu da tamamen benim kişilik yapımdan kaynaklanıyor. Küçük bir özeleştiri yapacak olursak; yaptıklarını çok fazla ön plana çıkaramama, bunları gerektiği ölçüde bile kamuoyuyla paylaşamama, kısacası; yeterli iletişimi kuramama gibi bir handikapım mevcut. Tanımadığım kişilerle de çok çabuk kaynaşma gibi bir özelliğim yok. Çok fazla konuşmayı da seven birisi değilim açıkçası. Bu da tabiî ki dışarıdan bakıldığında “soğuk yapılı” biriymişim izlenimi veriyor. Sonradan insanlar tanıdıkça kanaatleri değişiyor; ama bu biraz zaman alıyor tabiî ki.
AKÇAKOCA: Yeni dönemde Konya’nın orkestra şefi siz mi olacaksınız?
ÖZKUL: Yeni dönemde orkestra şefi Sayın Davutoğlu’dur. Onun bana pas ettiği, ya da teşkilat mensuplarımızın, hemşehrilerimizin, yerel yöneticilerimizin, Davutoğlu’na ulaşamadığı noktalarda benim aracılığımla ulaştırmak istedikleri mesajı eksiksiz yerine getirmek için gayret göstereceğim.Üzerime düşen görevleri layıkıyla yapmaya çalışacağım.
Milletvekili adayı arkadaşlarımızla toplantımızda söylediğimiz gibi: “Birimiz hepimiz; hepimiz birimiz için.”
BU LİSTE BENİMSENMELİDİR
AKÇAKOCA: Son sözlerinizi alabilir miyim?
ÖZKUL: Son olarak şunu herkesin idrak etmesini isterim ki, bu liste AK Parti’nin listesi. Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve ekibinin belirlediği, oluşturduğu listedir. Listeye şunun müdahalesi mi olmuş, bunun müdahalesi mi olmuş diye bu saatten sonra irdelemek, çeşitli eksiklikler, noksanlıklar aramak çok doğru değil. Bu liste açıklandığı andan itibaren AK Parti’nin listesidir.Tüm teşkilatlarımızın, parti mensuplarımızın, tabiî ki de tüm Konya’mızın listesidir. Herkes, bu listeyi benimsemek ve bu listeyle AK Parti’nin maksimum başarıyı elde etmesi için her türlü gayreti göstermek zorundadır. Konyalı hemşehrilerimiz bu meseleye böyle baksınlar, zaten ben böyle baktıkları inancındayım.
Ahmet Davutoğlu’nun liste başında olduğu bir yerde, Allah’ın izniyle biz maksimum başarıyı elde edeceğiz. Yeter ki biz, siyasi çalışmalarımız esnasında halkımızı üzecek hataya, yanlışa düşmeyelim diye temenni ediyorum. Zira eskiden sınavlarda 4 yanlış bir doğruyu götürürdü, hala var mı bilmiyorum. Siyasette ise, bir yanlış tüm doğruları bir çırpıda götürüyor. Hem siyasi yaşamda götürüyor, hem halk nezdinde götürüyor. Bizim hep doğrularımız olmalı.
Bir de halkımız şunu iyi bilmeli diye düşünüyorum: Aday adaylarını proje yarışına girmiş de, projeleriyle yarışıyorlarmış gibi algılamasınlar. Senin projen ne, onun projesi ne gibi kısır çekişmeler söz konusu dahi edilmemelidir. Konya için olumlu olacak tüm projeler bizimdir, hepimizindir. Önemli olan bu projeler için birlikte hareket edebilmek; birlikteliği, bütünlüğü sağlayabilmektir. Çünkü siyasette her bir kişi, hiçbir kişidir yeri gelince. Başarı ancak birliktelikle gelir.12 Haziran’da yapılacak olan genel seçimlerin ülkemiz, milletimiz ve Konyamız için hayırlara vesile olmasını,Yüce Rabbimizden yüz aklığı vermesini niyaz ederim.
AKÇAKOCA: Teşekkür ederim.
ÖZKUL: Benim için büyük keyifti…
Yeni Meram
AKÇAKOCA: Sayın Özkul, AK Parti Konya Milletvekili listesi tüm iller gibi belli oldu. Mevcut listeyi bir bütün olarak ele aldığınızda ortaya çıkan tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?
ÖZKUL: Her şeyden önce şunu özellikle belirtmek isterim ki listeyi kişisel olarak değerlendirme hakkımız mevcuttur. Ancak eleştiri yapma yetkimiz söz konusu değil.
Her işin bir sahibi olduğu gibi, AK Parti listelerini belirlemenin de bir sahibi vardır. Sayın Genel Başkanımız ve O’nun başkanlığındaki heyet, çeşitli bilgileri, araştırmaları, yapılan çalışmaları; kendi süzgeçlerinden geçirerek şu anki listeyi oluşturmuşlardır. Bu aşamadan sonra yereldeki tüm AK Parti camiasına mensup siyasi aktörlerimiz bunu kabullenmek, bu listenin başarısı için her türlü çabayı ve gayreti ortaya koymak zorundadır. Listeye ilişkin herkes sübjektif değerlendirmelerde bulunabilir, buna saygı duymamız gerekir; ancak kimse bu eleştiri dozajını hakaret seviyesine getiremez.
LİSTE DIŞI SAYISI ŞAŞIRTTI
Listeye gelince; açık yüreklilikle söylemeliyim ki, aday belirleme sürecinde değişikliğin ihtiyaç olduğunu, ben dahil, bazı takım arkadaşlarımızın değişiklik ihtimalinin yüksek olduğunu öngörmüştüm. Fakat, görev tevdi edilmeyecek arkadaşlarımızın bu kadar çok olacağını tahmin etmiyordum. Tabi ki benim de adaylığım ve listede yer alacağım kesin değildi. Listede ben de dışarıda kalabilirdim; ama bu kadar arkadaşımın liste dışında kalacağını tahmin etmemiştim.
AKÇAKOCA: Listeyi elinize aldığınızda, Sayın Erdoğan’ın dışarıda bıraktığı mevcut milletvekillerine uyguladığı kritere ilişkin bir sonuca varabildiniz mi? Sayın Erdoğan, neyi dikkate almış?
ÖZKUL: Sayın Başbakanımızın kendine özgü değerlendirme kriterleri olduğunu düşünüyorum. Bana göre, genel anlamda üzerinde durduğu iki husus var. İlki; milletvekili, ahlaki problem yaşıyor mu? Bulunduğu siyasi pozisyonunu kendi çıkar ilişkileri için kullanıyor mu? İkincisi de; kazanılan siyasi statü, o kişinin aile birliğinde bir sarsıntıya sebep olmuş mu? Bu hususlarda Sayın Genel Başkanımızın gerçekten çok titiz davrandığını biliyorum. En ufak bir esnekliğe ve yanlışa göz yummadığı kanaatindeyim.
Eğer bu hususlarda mevcut milletvekili ile ilgili herhangi bir sıkıntı yoksa, daha sonra diğer aranılan kriterlerin göz önüne alındığını düşünüyorum. Bu bağlamda Konya özelinde, liste yukarıda bahsettiğimiz kriterlerin dışında gerçekleşmiş gibi görünüyor. Ben, 9 arkadaşımın tamamına bu konuda kefilim. Sayın Genel Başkan, bundan sonraki dönemde, kimlerin milletvekili olarak faydalı olmayı sürdüreceğine, kimlerin dinlendirilmesi gerektiğine, kimlerin milletvekilliği dışında farklı pozisyonlarda değerlendirileceğine karar vermiş gibi görünüyor.
ÇOĞUNLUĞU TANIMIYORUM
AKÇAKOCA: Yeni isimlere bakınca da açıkçası net bir kriter görmüyoruz. Haksız mıyım, yoksa bir kriter gözünüze çarptı mı?
ÖZKUL: Ben de böyle bir kriter tespit edemedim. Biliyorsunuz; 13 milletvekili ve bir de Sayın Bakanımız adaydı. Bunları dışarıda tutarak söylüyorum; 157 aday adayına baktığımda; çok yakinen tanıdığım arkadaşlarım olmasına rağmen, bir çoğuyla ilgili en ufak menfi veya müspet bir fikrimin bulunmaması, isimlerini daha önce hiç duymamış olmam nedeniyle liste oluşturulurken nasıl değerlendirme yapıldığıyla ilgili fikir beyan etmem oldukça güç. Mevcut listeye yazılan birkaç yeni arkadaş hariç hepsini, İl Teşkilatı’nın dün (14–15 Nisan) düzenlediği 2 günlük tanışma-kaynaşma ve strateji belirleme kampında tanıdım. Karşılıklı istişare ve fikir alışverişinde bulunduk. Listeye yazılan arkadaşlarımla ilgili ilk intiba; listede olmayı hak ettikleri yönünde oldu.
BAKANI NEDEN İSTEMEDİLER?
AKÇAKOCA: Listenin ilk sırasına baktığımızda Dışişleri Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu’nu görüyoruz. Son 6-7 aydır Davutoğlu’nun Konya’ya gelmesini isteyenler kadar istemeyenlere de şahit olduk. Özellikle buradan çıkarılacak milletvekili sayısına Davutoğlu’nun başka bir ilden aday gösterilerek “+1” formülünün uygulanması talep ediliyordu. Hatta İzmir’e gitsin diyenler vardı?
ÖZKUL: Sayın Davutoğlu sadece Konya’ya, Türkiye’ye değil, dünyaya mal olmuş, ülkemizin yetiştirdiği ender şahsiyetlerden, değerlerden birisi. Bunu tüm dünyanın kabul ettiği kanaatindeyim. Mutlaka söylediğiniz gibi Sayın Davutoğlu’nun nereden aday gösterileceği noktasında, nereden gösterilmesi gerektiği noktasında çeşitli yayınlar, haberler, pozitif ya da negatif yönde yayınlar yapıldı. Bunların kaynağı nedir? Gerçekten Konya kontenjanı doldurulmasın, “+1” kazanılsın niyetiyle midir? Yoksa yereldeki siyasi aktörlerin, ki önemli bazı siyasi aktörlerin, bir takım kişisel kaygılarından mıdır? Bunu değerlendirecek değilim. Zira bu konuyla ilgili, Konya yerel basınında hangi kaygılarla haber yapıldığı, yaptırıldığı noktasında objektif bir kanaat, kesin bir veri bende yok. Ama şunu biliyorum ki, farklı amaçlar için haber yapma anlayışı bizim medyamızda yaygın. Bunun değerlendirmesinin Konya kamuoyu tarafından yapılması gerektiği kanaatindeyim.
Öte yandan Sayın Davutoğlu’nun, bakan olduktan sonraki Konya’ya yönelik performansı, Konya’ya bakışı; bende Sayın Bakanımızın Konya’dan aday yapılacağı izlenimini güçlendirmişti. Konya’dan aday olacağı noktasındaki inancımı hep korudum. Herhangi bir bilgim olmamasına, kendisiyle bu konuda konuşmamış olmamıza rağmen, ilk günden itibaren hep bu fikri taşıdım.
ERDOĞAN: TABİ Kİ KONYA
AKÇAKOCA: Sayın Davutoğlu’nun bu yönde bir talebi mi oldu?
ÖZKUL: Bildiğim kadarıyla aday adaylığı müracaatlarının son günü Sayın Davutoğlu, fırsat bulup, “Ne düşünüyorsunuz benim için” diye sorduğunda; Sayın Başbakan’ın “Tabiî ki Konya!” dediğini biliyorum.
Mutlaka Sayın Ahmet Davutoğlu, nereden aday gösterilirse, partimize oradan da büyük değerler katacağı kanaatindeyim. Ama ben, Konya’dan gösterilmesinin daha farklı değerler kattığı inancındayım. Sayın Davutoğlu’nun Konya ziyaretlerinin tamamına iştirak ettim; eşlik ettim. Konya halkının Sayın Davutoğlu’na özel bir teveccüh gösterdiğini gözlemledim. Bizim partimiz dışında; ama partimize oy verme potansiyeli olan, başka partilerin tabanında da adaylığının partimize dönük sempati uyandırdığı kanaatindeyim. Bu hadisenin, o tabandan bize oy kaydıracağı inancındayım. Bu oy kayışı umut ediyorum ki, “+1” milletvekilliği kazandıracak. Böylece o arkadaşların varsayımı olan “+1” formülünü kendi içimizde, Konya’mızda gerçekleştireceğiz. Yani Sayın Davutoğlu olmadan “X” milletvekili çıkaracaksak, şimdi Davutoğlu’yla birlikte “X+1” milletvekili çıkaracağımızı düşünüyorum.
Yeri gelmişken açıkça söyleyeyim: Bizim Konya’da hedefimiz; 14’te 14 yapmak. Hedefi tam orta noktasından vurmak, tabelaya da “14-0” yazdırmak.
ARTIK AĞABEY DAVUTOĞLU
AKÇAKOCA: Tabi Davutoğlu’nun bulunduğu bakanlık itibariyle de işi zor ve yoğun. Bir yılın neredeyse yarısında yurtdışında. Eleştirilerin bir bölümü de, Konya’ya çok fazla zaman ayıramayacağı şeklinde?
ÖZKUL: Sayın Davutoğlu, mutlaka yerel siyasete önem veriyor. Daha önce programının çok yoğun olması nedeniyle ve birazcık da siyasi sorumluluğu, Konya’ya ilişkin siyasi bağı olmadığından dolayı yerel siyasete çok fazla eğilme niyeti göstermedi. Açıkçası; ahlaki bulmadı. Yani dışarıdan “gazel okuyucusu” pozisyonunda olmak istemedi. Böyle bir endişeye vardığını düşünüyorum. Aday listelerinde 1. sırada olması ve inşallah 13 Haziran sabahı Konya milletvekilliği unvanını taşıyacak olması nedeniyle, artık Konya’nın baş siyasi aktörü haline gelmiştir. Bir takım sorumluluklar üstlenmiştir. Bu sorumluluğunu, fonksiyonunu yerine getireceği kanaatindeyim, inancındayım. Bunda bir tereddütüm asla yok. Üzülerek ifade edeyim ki, siyasi geçmişimize baktığımızda, Konya’nın en önemli eksiklerinden birisi; “ağabey” pozisyonunda, “baş aktör” pozisyonunda bir değerimizin olmamasıydı. Bu, ya pozisyonda olması gereken, bu pozisyona bürünecek arkadaşlarımızın buna çok fazla istekli olmaması, ya da istekli olan bazı arkadaşlarımıza karşı da diğer aktörlerin onu yıpratıcı, onun pozisyonunu bozucu tavır içine girmesi nedeniyledir. Bizim Konya’daki en büyük eksikliğimiz bu oldu geçmişte. Sayın Davutoğlu ile bu eksikliğin gideceğini biliyorum. Konya siyasetine çok şeyler katacağına gönülden inanıyorum.
BAKAN BENDEN ÖĞRENDİ
AKÇAKOCA: Soruyu biraz daha değiştirerek yeniden sormak istiyorum. AK Parti’nin Konya listesine Sayın Davutoğlu’nun eli değdi mi?
ÖZKUL: Çok fazla liste üzerinde Sayın Davutoğlu ile konuşmadım. Ama listeye baktığım kadarıyla Sayın Davutoğlu’nun tanıma ihtimali olmayan arkadaşlar mevcut. Bu da bende, liste üzerinde fazla bir etkisinin olmadığını düşündürüyor. Hatta şunu da söyleyeyim size; Sayın Davutoğlu, listeler açıklandığında Macaristan’daydı. Danışmanları, bana, listenin açıklanıp açıklanmadığını sordular. Ben, mail olarak listeyi kendilerine gönderdim. Ardından bazı isimlerle ilgili benden bilgi istedi kendileri. Bu da demektir ki, listeyi, en azından bazı isimleri ilk kez gördü. Listenin tamamının oluşumunda etkili olmuş birisinin böyle bir bilgi istemesi açıklanabilecek bir durum değil sanırım. Bende böyle bir izlenim oluşturdu. Mutlaka Davutoğlu’nun listeyle ilgili görüşü alınmıştır; ama o görüşün boyutu nedir, ne kadardır tam olarak bilebilecek durumda değilim.
BENİ BAŞBAKANIMIZ YAZDI
AKÇAKOCA: Aslında merak edilen konu veya insanları, eli değdi-değmedi tartışmasına götüren sizin ikinci sırada yer almanız…
ÖZKUL: Aday adaylığı sürecinde, milletvekili arkadaşlarımızla sohbetlerimizdeki, meclis kulislerinde, hatta genel kurul toplantılarındaki sohbetlerimizdeki ana konu; listeye girip giremeyeceğimize yönelik düşüncelerdi. Ama her sohbetin sonunda kendi aramızda vardığımız kanaat ve son söz şu olmuştur:
1- Bu işi bir Allah bilir, O’nun işine karışılmaz. 2- Bu işi bir de Tayyip Bey bilir, o da işine karıştırtmaz!
Samimiyetimle söylüyorum, biz hep bunu diyorduk. O nedenle Konya listesi, kesinlikle bu minval çerçevesinde hazırlandı.
Bana gelince; Sayın Başbakan’ın hangi kritere göre beni yazdığını bilemem; ama Sayın Başbakan’ın baktığı pencereden baktığımda; ben o listede olmalıydım ki, şu anda varım. Eğer kendisi takdir etmemiş olsaydı, o listede olamazdım diye düşünüyorum. Böylesi bir jesti, kriterlerine uymayan bir kişi için yapacağını hiç mi hiç düşünmüyorum.
Velev ki, yaptığını varsayalım; yani listede olmayacak Kerim Özkul’un, Sayın Davutoğlu’nun talebi doğrultusunda listeye girmiş olduğunu düşünelim. Böyle bir durumda Sayın Başbakan Kerim Özkul’u listenin ikinci sırasına yazar mıydı sizce? Yazabilir miydi? Ahmet Davutoğlu’nun gönlü olsun diye, listede 14 tane sıra var; başka yere yazardı muhtemelen. Ben açıkçası bu kanaatteyim.
DAVUTOĞLU-ÖZKUL BAĞI
AKÇAKOCA: Davutoğlu-Özkul ikilisine ilişkin değerlendirmenin perde arkasında hemşehri olduğunuz, hatta akraba olduğunuz gerçeği var. Bu hep konuşulacak, haksız mıyım?
ÖZKUL: İnsanların memleketlerinin neye göre belirlendiği konusunda çeşitli değişkenler mevcut. Doğduğu yer mi memleketi, doyduğu yer mi memleketi, yoksa köken olarak irtibatlı olduğu yer mi memleketi? Bunları herkes farklı olarak değerlendirebilir. Farklı şekilde “memleket” tanımı yapabilir.
Ben kısaca nereli olduğumu özetleyim isterseniz: Hem baba dedem, hem anne dedem Taşkentliler. Taşkent’te yaşarlarken 1924-1925 yıllarında Taşkent’ten Konya’ya göç etmişler. Babam, Konya’da dünyaya gelmiş, annem 3 yaşındayken Konya’ya gelmiş. Meram’da Çaybaşı Bölgesi’nde birkaç evde ikamet etmişler. Ben, 1986’ya kadar yaşadığım Çaybaşı Şeyh Vefa Sokak’taki evimizde, 1959 yılında dünyaya gelmişim. 85-90 yılları arasında hem askerlik öncesi hem de askerlik dönüşü kısa bir süre Selçuklu İlçesi’nde yaşamama rağmen yine doğduğum ilçe olan Meram’a taşındım. Halen Havzan Mahallesi’nde ikamet ediyorum. Yaşamım hep burada, Meram İlçesi’nde geçti diyebilirim yani. Bu noktadan hareketle, değerli Konyalıların aslında nereli olduğumu, bu anlattıklarımdan çıkarabileceklerini düşünüyorum.
Sayın Davutoğlu’yla akrabalık bağımın ne olduğu sorusuna gelecek olursak; çeşitli platformlarda dile getirildiği gibi, 1. veya 2. dereceden akrabalığımız yok. Aslında biraz da karmaşık bir akrabalık ilişkimiz var. Kısaca özetlemeye çalışırsak; Sayın Ahmet Davutoğlu’nun hem annesi, hem babası benim annemle teyze çocukları. Benim anneannem, Sayın Davutoğlu’nun babaannesi ve anneannesi kardeş. Ayrıca Sayın Davutoğlu’nun anneden dedesi ile benim babaannem kardeştir. Yani benim babamla, Ahmet Bey’in annesi, hala-dayı çocuklarıdır. Özetle Ahmet Bey’le dördüncü veya beşinci göbekten bir akrabalığımız mevcut.
Akrabalık bağlarımızın yanında şunları da eklemeden geçemeyeceğim. Sayın Davutoğlu, 1959 doğumlu; ben de 1959 doğumluyum. Aynı kuşağın çocuğu olduğumuzdan dolayı, genellikle yaz tatillerinde İstanbul’dan Taşkent’e ziyaretlerinde ve Taşkent’ten İstanbul’a geri dönüş dönemlerinde; gelirken 10-15 gün, giderken 10-15 gün Konya’da kalırlar ve buradaki akrabaları ziyaret ederlerdi. Buradaki süreç içerisinde sürekli birlikte olurduk.Çocukluktan bu yana bir arkadaş olarak, bir kardeş olarak büyüdük diyebilirim.
SORUN; İLETİŞİM EKSİKLİĞİ…
AKÇAKOCA: Listenin bir numarasını dikkate almadığımızda, liste başı siz oluyorsunuz? Sorumluluğunuzun daha da arttığını, sizden beklentilerin yükseldiğini söylemek yanlış olmaz. Yeni dönemde nasıl bir Kerim Özkul göreceğiz?
ÖZKUL: Kişisel olarak bakarsanız, eski Kerim Özkul’la yenisi arasında hiçbir fark olmayacak. Kerim Özkul’u objektif olarak değerlendirdiğinizde bir özelliği vardır: Kerim Özkul, verilen görevi eksiksiz yerine getirir. Ne fazla, ne eksik. Ama üzerine vazife olmayan durumlarda da kenarda beklemeyi, sorulursa da kanaatini söylemeyi bilir. Kerim Özkul, listenin ikinci sırasında olmasının gerekliliklerinin, kendisine yüklediği görev ve sorumlulukların bilinci içerisindedir. Bunu da yerine getirebilmek için bugüne kadar gösterdiği çabayı, ne hikmetse bazıları tarafından görülmeyen, fark edilmeyen çabayı yine göstermeye devam edecektir. Kerim Özkul’un kim olduğu noktasında bazı arkadaşlarda, özellikle bazı medya mensubu arkadaşlarda, Konyalı hemşehrilerimizde; tereddütler ya da tanınmamışlığın/tanımamışlığın vermiş olduğu eksik kanaatler mutlaka vardır.
Ama bu da tamamen benim kişilik yapımdan kaynaklanıyor. Küçük bir özeleştiri yapacak olursak; yaptıklarını çok fazla ön plana çıkaramama, bunları gerektiği ölçüde bile kamuoyuyla paylaşamama, kısacası; yeterli iletişimi kuramama gibi bir handikapım mevcut. Tanımadığım kişilerle de çok çabuk kaynaşma gibi bir özelliğim yok. Çok fazla konuşmayı da seven birisi değilim açıkçası. Bu da tabiî ki dışarıdan bakıldığında “soğuk yapılı” biriymişim izlenimi veriyor. Sonradan insanlar tanıdıkça kanaatleri değişiyor; ama bu biraz zaman alıyor tabiî ki.
AKÇAKOCA: Yeni dönemde Konya’nın orkestra şefi siz mi olacaksınız?
ÖZKUL: Yeni dönemde orkestra şefi Sayın Davutoğlu’dur. Onun bana pas ettiği, ya da teşkilat mensuplarımızın, hemşehrilerimizin, yerel yöneticilerimizin, Davutoğlu’na ulaşamadığı noktalarda benim aracılığımla ulaştırmak istedikleri mesajı eksiksiz yerine getirmek için gayret göstereceğim.Üzerime düşen görevleri layıkıyla yapmaya çalışacağım.
Milletvekili adayı arkadaşlarımızla toplantımızda söylediğimiz gibi: “Birimiz hepimiz; hepimiz birimiz için.”
BU LİSTE BENİMSENMELİDİR
AKÇAKOCA: Son sözlerinizi alabilir miyim?
ÖZKUL: Son olarak şunu herkesin idrak etmesini isterim ki, bu liste AK Parti’nin listesi. Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve ekibinin belirlediği, oluşturduğu listedir. Listeye şunun müdahalesi mi olmuş, bunun müdahalesi mi olmuş diye bu saatten sonra irdelemek, çeşitli eksiklikler, noksanlıklar aramak çok doğru değil. Bu liste açıklandığı andan itibaren AK Parti’nin listesidir.Tüm teşkilatlarımızın, parti mensuplarımızın, tabiî ki de tüm Konya’mızın listesidir. Herkes, bu listeyi benimsemek ve bu listeyle AK Parti’nin maksimum başarıyı elde etmesi için her türlü gayreti göstermek zorundadır. Konyalı hemşehrilerimiz bu meseleye böyle baksınlar, zaten ben böyle baktıkları inancındayım.
Ahmet Davutoğlu’nun liste başında olduğu bir yerde, Allah’ın izniyle biz maksimum başarıyı elde edeceğiz. Yeter ki biz, siyasi çalışmalarımız esnasında halkımızı üzecek hataya, yanlışa düşmeyelim diye temenni ediyorum. Zira eskiden sınavlarda 4 yanlış bir doğruyu götürürdü, hala var mı bilmiyorum. Siyasette ise, bir yanlış tüm doğruları bir çırpıda götürüyor. Hem siyasi yaşamda götürüyor, hem halk nezdinde götürüyor. Bizim hep doğrularımız olmalı.
Bir de halkımız şunu iyi bilmeli diye düşünüyorum: Aday adaylarını proje yarışına girmiş de, projeleriyle yarışıyorlarmış gibi algılamasınlar. Senin projen ne, onun projesi ne gibi kısır çekişmeler söz konusu dahi edilmemelidir. Konya için olumlu olacak tüm projeler bizimdir, hepimizindir. Önemli olan bu projeler için birlikte hareket edebilmek; birlikteliği, bütünlüğü sağlayabilmektir. Çünkü siyasette her bir kişi, hiçbir kişidir yeri gelince. Başarı ancak birliktelikle gelir.12 Haziran’da yapılacak olan genel seçimlerin ülkemiz, milletimiz ve Konyamız için hayırlara vesile olmasını,Yüce Rabbimizden yüz aklığı vermesini niyaz ederim.
AKÇAKOCA: Teşekkür ederim.
ÖZKUL: Benim için büyük keyifti…
Yeni Meram
YORUMLAR
Bu habere ilk yorumu siz ekleyin.
Röportaj Kategorisindeki Diğer Haberler
ÇOK OKUNANLAR
VİDEO GALERİ






