




Faruk Dügen'den çarpıcı röportaj
16 Mart 2009 / 11:42
AKP İl Başkanı Faruk Dügen, seçimlerde 2004’e göre daha fazla oy alacaklarını rekoru da Akyürek’in kıracağını düşünüyor.
AKP İl Başkanı Faruk Dügen, Yeni Meram Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Oğuz Akçakoca’nın sorularını yanıtladı. Dügen, seçimlerde 2004’e göre daha fazla oy alacaklarını ve rekoru da Akyürek’in kıracağını düşünüyor.
Dügen, Şehitlik İhalesi’ni kazanan firmanın yardımcısı Ethem Öztoklu’nun akrabası olduğunu da kabul ediyor. Okyanus dinlemesine takılan milletvekili Çetinkaya’ya, “Adaletin kestiği parmak acımaz” mesajı gönderiyor
Oğuz AKÇAKOCA: Sayın Başkan, önce bizi kırmayıp röportajı kabul ettiğiniz için teşekkür ederim.
Faruk DÜGEN: Bize bu fırsatı verdiğiniz için biz de teşekkür ederiz.
AKÇAKOCA: 29 Mart Yerel Seçimleri’ne kısa bir süre kaldı. 28 Mart 2004’ten bugüne kadar geçen süreyi göz önünde bulundurduğumuzda, geride bırakılan 5 yıllık AKP belediyeciliğini İl Başkanı olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?
ZEHİR SOLUDUK ONUN DIŞINDA İYİYDİK
DÜGEN: Biz AK Parti belediyeciliğini farklı bir belediyecilik olarak görüyoruz. Recep Tayyip Erdoğan’ın belediyecilikten gelmesi nedeniyle merkezi yönetimin yerel yönetimle özel bir ilgisinin olduğu bir gerçek. AK Parti döneminde, geçmişte olduğu gibi değil, tüm belediyelere nüfusuna göre hak ettiği verilmiştir. Bunu muhalefet partisine mensup belediye başkanları da açık yüreklilikle ifade ediyorlar. Aynı nüfusa sahip A ilçesi ne aldıysa, aynı nüfusa sahip AK Partili olmayan belediye de aynısını aldı. Konya’da belediyecilik açısından çok önemli hizmetlere imza atıldığını söyleyebiliriz. Bunların arasında, yıllardır belediyecilik faaliyetleri içerisinde konuştuğumuz Mevlana Kültür Merkezi, bu dönemde iktidarın ilk günlerinde faaliyete geçirildi. Bunun karşılığında da belediyemiz, bütçesinden 16 trilyon gibi bir para harcadı, ama karşılığında da çok ciddi hazine arazisi aldı. Konya doğalgaza, AK Parti döneminde kavuştu. Tabii doğalgazda istenen noktaya gelinebildi mi? Bana göre istenen noktaya gelemedik. Bu yapımcı şirketten de kaynaklanan bir zorluktu. Bir de Mahalli Çevre Kurulu’nun doğalgaz hattı geçen yerlerde, doğalgaz aboneliği mecburiyetini geçtiğimiz yıllarda getirememesinin bir etkisi oldu. Nalçacı Caddesi’nde apartmanın önünden doğalgaz geçti, ama site kömür yakmaya devam etti. Bu yasal olarak zorlama yapılamadığından kaynaklandı. Zehirli havayı şehir olarak teneffüs etmek zorunda kaldık.
BİZİM HİZMETLERİMİZ MUKAYESE EDİLMEZ
AKÇAKOCA: Bu sadece doğalgazla mı ilgili? Kömür kalitesinin düşüklüğü, devletin dağıttığı kömür kalitesinin düşük olmasının hava kirliliğinde etkisi olmadı mı?
DÜGEN: Yani bunlarında az çok etkisi olmuştur, ama genelde sosyal yardım adına dağıtılan kömürler şehrin dış mahallelerine, fakirin fukaranın yoğun olduğu yerlerde dağıtıldı. Site sakinleri, tesisat maliyetinden kaçtıkları için böyle bir sonuç ortaya çıktı. İnşallah önümüzdeki yıl için Mahalli Çevre Kurulu tavsiye kararı aldı. Hava kirliliğinin daha da önüne geçileceği şekilde, şehir merkezinde önünden doğalgaz geçmiş hemen abone olunabilecek yerlerde doğalgaz kullanılması sağlanacak. Firmanın bu konuda yardımcı olmasını da bekliyoruz. Doğalgaz kullanımı yükselirse hava kirliliğinin önlenmesi açısından önemli bir adım olur. Ama doğalgaz bizim dönemimizde kullanılmaya başlandı. Hem belediyenin hem merkezi hükümetin önemli bir katkısıdır bu.
Konya’da belediyecilik adına önceki dönemlerle mukayese edilemeyecek hizmetler yapılmıştır. Rakamlar bunu açıkça gösteriyor. Mesela yol yapımında Konya kaliteli asfaltla tanışmıştır. Yollar, kaldırımlar baştan aşağı bir bütün olarak yenilenmiştir. Asfaltı değiştirilen yollardaki altyapı da tamamen elden geçirilmiştir. Yollara tamirat şeklinde değil de kalıcı yatırımlar yapıldı. Alt ve üst geçitler noktasında belediyemizin çok ciddi bir atılımı var. Burada köprülü kavşakların kalitesinin çok yükseldiğini görüyoruz. AK Parti döneminden önce yapılan 3-5 köprülü kavşak bile diyemeyeceğimiz alt ve üst geçitlerin kalite sorunları vardı. Mobilyacılar Alt Geçidi’nde, Koyuncu Alt Geçidi’nde imalat hatasından doğan, proje hatasından doğan çok kaza oluyor. Son dönemde yapılanlarda alt ve üst geçitlerin kalitesinin arttığını görüyoruz. Hem sayısal olarak hem de nitelik olarak.
Belediye faaliyetlerinden şehrin güzelleşmesi adına, 300 trilyon harcama yapan bir belediyenin 300 milyar gibi bir rakamla şehri güzelleşmesi için lalelerle, güllerle süslemesi de güzeldir. Bunların tamamı zaten yerli üretim. Gül fidanlarını, belediye kendisi yetiştiriyor. Ekonomik olarak çok büyük külfeti yok. Park Bahçeler Müdürlüğü birçok konuda kendi üretimlerini yapıyor. Bu yapılanlar şehre büyük bir güzellik katıyor. Belki biz şehrin içinde göremiyoruz, ama Konya’ya sık gelmeyenler, bir yıl sonra Konya’ya geldikleri zaman şehrin güzelleştiğini, bir takım hizmetlerin yapıldığını görüyorlar.
Belediyecilik anlayışı olarak sosyal belediyeciliğe değinmiyorum. Bunu herkes kabul ediyor. Kadın Sığınma Evleri’nden tutun, Hanımlar Lokaline, Yaşlılar Konağı’na kadar Türkiye’de ilk olan güzel hizmetlere imza atıldı. Son dönemde Konya’ya bir şehitlik yapıldı. İnsanlar bunu çok beğeniyor. Konya’nın yıllardır sorunu olan dışarıdan gelenlerin Konya’da gecelemesi yönünde bir Kültür Vadisi Projesi var. Buraya gelenlerin bir saatini Mevlana ziyaretiyle, bir saatini şehitlik ziyaretiyle geçirmelerini sağlayacak, Konya’da vakit geçirmelerini sağlayacak altyapının hazırlanması gerekiyor.
ŞEHİTLİĞİ YAPAN FİRMA ÖZTOKLU’NUN KUZENİ
AKÇAKOCA: Şehitlik konusunu açtığınız için soruyorum. Sizin de kulağınıza gelenler olmuştur?
DÜGEN: Oranın ihalesi 6 trilyon civarında bir rakamdır; KDV’si hariç. Burada ihalede en uygun teklifi veren firma, Kazakistan’da Dedeman Gurubu’nun inşaat işlerini yapan bir firma. İlgi şuradan kuruldu; orada yanlış bir bilgilendirme var. Benim hiçbir ilgim yok. Benim ortağı olduğum gibi laflar söyleniyor.
AKÇAKOCA: Sayın Başkan sizin ortak olduğunuz değil, sizin yardımcılarınızdan birinin akrabası olması. 2.5 yıl önce de bu firmanın vekillerden ve belediye başkanından oluşan bir heyeti, geziye götürmesi söz konusu. Asıl rahatsızlık buradan çıkıyor…
DÜGEN: Evet doğrudur. Firma, Ethem Öztoklu’nun amcasının oğludur. 2.5 sene önce Türkmenistan’a yapılan gezi doğrudur. Ama bu noktada 2.5 sene sonraki bir ihalenin ona verilmesini, bu geziye bağlamasının doğru olduğunu zannetmiyorum. Benim kendisinden duyduğum, “Ben bu işi nam olsun diye yaptım, para kazanmadım” şeklindedir. Firmanın ifadesi bu. Oradaki ahşap malzemenin tamamı el işçiliği ve Türkmenistan’daki ustalara yaptırılmış. Ağaçları özel temin edilmiş, alçı işçilikleri de öyle. Gerçekten ben, inşaattan biraz anlarım. Parasının hakkı olan bir iş olarak görüyorum. Bu firma yurtdışında daha büyük işler yapıyor. Şehitlik sadece memlekete bir eser olsun, hizmet olsun diye yapılmış bir şey. Ve firma, bu işten para kazanmadığını söylüyor. Ben de bu işten para kazanmadıklarına inanıyorum. Yani uygun fiyatı vermiş, ihaleyi almıştır. Ona özel bir şey yapılmamıştır. Bu tip ihaleler Kamu İhale Kurumu’nun açık ihaleleri. İhaleye birden fazla firmanın girdiği ortada, en uygun teklifi bu firma vermiş ve almış. Bizim başkan yardımcılarından birinin yakını olması herhalde suç değil diye düşünüyorum. Bunun saklısı gizlisi yok. Bir ihale yapılmıştır. Olabilecek en güzel projedir bana göre. Bunu dost düşman herkes takdir ediyor. Konyamıza güzel bir eser kazandırılmıştır.
ESEN, BELEDİYECİLİKTEN AKADEMİYE KAYDI
AKÇAKOCA: Konya merkezde iki ilçemizde değişiklik söz konusu oldu. Burada genel merkezin takdiri elbette vardır, ancak bu değişikliklerde sizin tespitiniz neydi, bu değişiklikleri siz neye bağladınız?
DÜGEN: Bu değişiklikte çeşitli faktörler mutlaka rol oynamıştır. Bizim bilgilerimizin haricinde Genel Merkezimize ulaşan bilgiler, Sayın Başbakanımıza ulaşan özel bilgiler mutlaka vardır. Çünkü bu görüşmeler esnasında önce milletvekilleri ve ilçe başkanlarımızla beraber gittik. Daha sonra da Tahir Beyle, benim fikrim soruldu belediye başkanları konusunda. Adem Bey’le ilgili olay; ben şahsi kanaatimi söylüyorum. 10 yılı doldurmuş olması ve genelde akademik bir yapısının olması, biraz daha yazıya çiziye kitaba yönelmesi. Yabancı dilini geliştirme çabaları içinde olması, biraz daha belediyecilikten ziyade akademik bir yöne kayması hissi olarak yorumlanabilir. Bir de 10 yılını doldurdu, heyecan, yeni bir yüz yeni bir çehre noktasında düşünülmüş olabilir.
AKÇAKOCA: Bu dönemde ister istemez Büyükşehir ile Selçuklu Belediyesi arasında tartışma oldu. Sıkıntılı anlar yaşandı. Bunların da etkisi olmuş mudur Sayın Başbakan’ın tercihi konusunda.
DÜGEN: Başbakanımız bunu gözetliyor. Büyükşehir belediye başkanlarına, ilçe belediye başkanlarıyla ilişkilerini gözlemlettiriyor. Ve bunların görüşlerini mutlaka alıyor. Büyükşehir belediye başkanlarına da bu yönde inisiyatif tanıdığına inanıyorum.
TUZCUOĞLU ANKETTE DÜŞÜK ÇIKTI
AKÇAKOCA: Adem Bey’le ilgili olarak 10 yıl vurgusunu yaptınız, ama Refik Bey’le ilgili böyle bir şey söz konusu değil. Refik Bey, bu partiyle belediye başkanlığına başlamış, siyasete atılmıştı, ama ilk 5 sene sonunda Erdoğan, yola devam etmeme kararı aldı. Tuzcuoğlu’nda durum neydi size göre?
DÜGEN: O konuda Meram’daki anketlerin biraz daha düşük çıkması etkili oldu denilebilir. Genel merkezin kendi yaptığı anketler vardı. Başbakanın kendi elinin altında özel mahiyette bizim dahi bilmediğimiz anket sonuçları var. Her yerde Genel Merkez, Başbakan adına anketler yaptı. Tamamıyla Refik Bey’in anketlerinin düşük olmasından kaynaklanıyor. Şöyle bir kanaat de parti üst kademelerinde oluştu. “Gidecekse ikisi de gitsin, kalacaksa ikisi de kalsın” gibi bir düşünce de oluştu.
DİKTİĞİ FİDANLAR MEYVEYE DÖNMEDİ
AKÇAKOCA: Vatandaş, Genel Merkezin yapmış olduğu anketlerde ve varsa sizin yapmış olduğunuz anketlerde hangi gerekçelerle Refik Bey’den yana oy kullanmamış olabilir?
DÜGEN: Refik Bey, genç bir arkadaş. Meram, 250 bin nüfusu olan birçok şehirden daha büyük bir ilçe. Şimdi Meram’ın şanssızlığı ilçeler arasındaki ekonomik gücü en az belediye olmasıdır. Meram Belediyesi’nin halkı, Konya’nın daha elit tabakası, daha zengin tabakası, bu insanları memnun etmek bir Karatay’a göre, yaşam standardı daha düşük bir başka yere göre biraz daha farklı olur. Meram’da çöpü bir gün almasan vatandaş tepki koyuyor. Ama bir başka bölgede 2 günde bile alınsa çöp, bu tepki verilmeyebiliyor. Meram’ın böyle bir yapısı var.
Belediyelerde yapılan hizmetler ekonomik güçle de doğru orantılı. Meram Belediyesi’ni Refik Bey aldığında belediyenin kasasında beş kuruş yoktu, maaş dağıtılacak para yoktu. Diğer ilçelere göre Meram’ın arsa satma imkanları kısıtlı. Kaynak üretme çabaları oldu Refik Bey’in. Andezit Fabrikası, Şehrekmek gibi, Toprak Mahsulleri’nin yerinin alınması, Et Balık’ın özelleştirilmesi gibi ileriye dönük belediyeye gelir getirecek bir takım çalışmalara girişildi, fakat seçim günü birden geldi. 5 senede bürokrasiydi, şuydu buydu derken gözle görünür bir eser çıkartılamadı. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin olduğu yer, belediye binası olarak düşünüldü önce, sonra vazgeçildi hastaneye döndü; mahkemelik oldu. İnşaat bir süre durduruldu. Yap-işlet-devret ile bir hastaneye devredildi. Ondan sonra Et Balık ile ilgili süreç epey sürdü. Orada kentsel dönüşümle ilgili Et Balık’ın arka kısmındaki alanda sorunlar yaşandı. Vatandaş zamanında 300 metrekare alana 3 katlı bina yapmış. Belediye vatandaşla anlaşmak istiyor. Vatandaş da benim orada 3 dairem var diyor. Orayı bu haliyle satmaya kalksa arsasıyla birlikte belki 3 daire 100 bin lira edecek, ama orası dönüştüğü zaman bir daire 150 bin lira edecek vatandaş bunu bilmiyor. “Benim burada 3 dairem var diyor, 3 dairenin yerine 3 daire isterim” diyor.
Refik Bey’in diktiği fidanlar meyveye dönmedi. Biraz tabi genç yaşta büyük bir ilçenin belediye başkanı olması nedeniyle ufak tefek hataları, yanlışlıkları oldu. Halk nezdinde farklı beklentiler içerisinde olan insanlar vardı. Kamuoyu anketleri düşük çıktı. Genel Merkezde “ikisi de gitsin” görüşünde bulundu.
GENEL MERKEZİN HAVASI YENİ İSİM YÖNÜNDEYDİ
AKÇAKOCA: Selçuklu ve Meram’ın yeni adaylarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
DÜGEN: Bu arkadaşlarımız genç mühendisler. Bu arkadaşlarımızdan ümitliyiz; başaracaklarına inanıyoruz. Uğur Bey’in İnşaat Mühendisleri Odası’ndaki başarısı, meslektaşları arasında sevilmesi, bugüne kadar bir sevgi birikimi olmuş. Meslektaşlarından da büyük bir destek var. Uğur Bey ile ilgili kanaatlerimiz son derece müspet. Adem Bey’in aday olmamasının belirginleşmesinden sonra biz bir arayış içerisine girdik. Adem Bey ile ilgili konu biraz netleşir gibi olduktan sonra, Genel Merkezdeki havada bizden yeni bir isim istenebileceği kanaati oluştu. Biz, bir alternatif arayışına girdik.
ADAYLIK ÇABASI OLMADI; TAKDİR ETTİK
AKÇAKOCA: Uğur İbrahim Altay’ın ismi nasıl çıktı?
DÜGEN: Uğur Bey’i İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı olduktan sonra tanıdım basın vasıtasıyla. Kim olabilir diye yaptığımız toplantıda ismi ortaya geldiği zaman, kanaat olarak üzerinde çalışılması gerekir dedik. Ve bu konuda biraz bilgi ve istihbarat faaliyetine giriştik. Tabii bu da Uğur Bey tarafından duyulmuş. Biz resmen teklif edinceye kadar hiçbir şekilde bizimle tanışmak, kendini bize tanıtmak için bir çabası olmadı. Bu davranışını takdir ettik. Ve hiç de konuşmadı. Biz Ankara’ya gittik, Başbakan bize başka bir hazırlığımız olup olmadığını sordu. Bizden önce milletvekillerine sormuş. O milletvekillerinden -ismini vermeyeyim- bir tanesi, bu ismi telaffuz etmiş. Başka milletvekilleri tarafından birkaç isim daha telaffuz edilmiş. Daha sonra Başbakan bize sordu. Biz de bu arkadaşların üzerinde çalışıyoruz. “Şu anda şu isim olur” diye net adayların haricinde bir isim veremiyoruz, ama birkaç gün daha müsaade edin dedik. Ve öyle ayrıldık. 3 gün sonra biraz daha iş olgunlaştı. Bu iş biraz daha olgunlaşınca Uğur Bey ile bir öğlen yemeğinde bir araya geldik. Bu arada konuyu biliyordu. Orada ilk karşılaşmamız oldu. İş olgunlaştıktan sonra özgeçmişini ben, bizzat Başbakana götürdüm.
ALTAY’I KESİNLİKLE ÖNCEDEN AYARLAMADIM
AKÇAKOCA: Daha önceden bir tanışıklığınız var mıydı?
DÜGEN: Spekülasyonlar yapılıyor; duyuyoruz. “İl Başkanı daha önceden ayarlamış, iş ortağıymış” diyorlar. Bunların hepsi iftira.
YAZIR’DAKİ ARAZİLERE İMAR GETİRME İDDİASI
AKÇAKOCA: Yazır Bölgesi’nde araziniz yok mu?
DÜGEN: Bizim günahımızı azaltmaya yönelik faaliyetler. Bizim Selçuklu Bölgesi’nde arazilerimiz varmış da biz oralara imar getirtecekmişiz de bunlar söylenti. Yazır Bölgesiyle alakalı benim tapu kayıtlarım da incelenebilir. Benim eniştemin babasından ve dedesinden kalma şu anki Garanti Konutları’nın olduğu yerde, TOKİ konutlarının olduğu yerde, ailenin sahip olduğu yaklaşık 900 bin metre bir arazi vardı. O arazilerle ilgili, oraya hastane yapılmaya başlanınca emlak sektöründen aramaya başladılar satın diye. O arazide 30’un üzerinde varis var. Babadan dededen gelmiş. Bölünmüş. Ama bir arada, toplu bir arazi, kıymetli bir arazi. Konya’nın toplu konut yapan firmaları gelmeye başladılar bize satın diyerek. Bizim Konya’da erkek 2, kız 1 alır. En büyük hissedarda benim eniştem, ablamın kocası. Eniştemin 1 kızı 1 oğlu var. Oğlu benim damadım aynı zamanda. Hasan Hüseyin Acar. Bu dediğim hadise 1998 yılında falan oldu. Görüşmeler falan başladı. Eniştem felçlidir. 20 yıldır ablam bakar. Bir kızı bir oğlu var. Kızı İstanbul’da. Ablamız olunca benim büyük kızımı Hasan Hüseyin Acar’a verdik. İlahiyat mezunudur. Elimizde büyüdü. Enişteme falan da çok iyi baktığımız için, 20 yıldır emekli maaşını dahi ben alırım. Bütün umumi vekiliyim. Ve en büyük hissedar da o olduğu için bu aile bize güvendi. Bu hadise 1998’de oldu. Muhasebeciyim iyi kötü çevremiz var. Dediler ki; bu adamlarla, gelenle gidenle sen muhatap ol. Biz de hasbelkader 2000 yılında Sistaş Gurubu’yla 1998-99 yıllarında görüşmeler oldu. Bu araziyi bunlara kat karşılığında verdik. O zaman Mustafa Özkafa belediye başkanıydı. Buraya imar planı getirilmesi konusunda anlaşmışlar. Biz aşağı yukarı yüzde 50’ye yakınını terk ettik imarı karşılığında. Garanti Konut’un, TOKİ’nin yerleri kaldı. Yani 990 bin metreden 480 bin metre kaldı. Müteahhit firmadan, “Bu 10-12 senelik proje. Varislerden biri ölürse 2-3 varis daha çıkacak. Bize içinizden 3 kişilik bir heyet seçin, onlara vekalet ve yetki verin. Biz onlarla muhatap olalım” dediler.
Beni ve aileden iki kişiyi daha umumi vekil tayin etti bu aile. Vekaletin bize verildiği, sözleşmenin yapıldığı tarih 2000 yılında. Yani o zaman benim ne siyasetim var, ne siyasetle alakam var. Osmanlı Alışveriş Merkezleri’nde ortağız ve mali müşavirlik bürom var. Benim o günkü pozisyonum oydu. Biz bu işin içine o dönem girdik. Buranın imar planı 2001’de çıktı sözleşmeleri yapıldı. Alacağı vereceği belli, evin sahibi belli, 175 bin metre Selçuklu Belediyesi’ne vermişiz, 250 bin metre Büyükşehir’e vermişiz. Oranın imarına hiçbir müdahalemiz söz konusu değildir.
Konudan konuya geçtik. Uğur Beyi ben belediye başkanlığını ilan etmeden 3-4 gün önce tanıdım. Bir haftalık bir süreçte de baya bir bilgi topladık. Herhangi olumsuz bir şey duymamamız ve mühendis olması Uğur Bey’in şansını artırdı.
AKÇAKOCA: Ya Serdar Kalaycı?
DÜGEN: Malum Serdar Kalaycı daha önce KOSKİ’de çalışıyordu. Geriden tanıyorduk, aday oldu süreç içerisinde. Serdar Kalaycı erkenden adaylığını açıkladı. Onunla ilgili bizim yönetimde Cemal Bulut’un damadı olduğunu sonradan öğrendim. Cemal Bey de “Serdar bizim damat; yardımcı olun falan da” demedi. Hiç bu konulara girmedi. Önce Refik Bey kalacak gibi bir rüzgar esiyordu. Sonradan farklı gelişmeler olunca Serdar Bey aday oldu.
TAHİR BEY, ÖNCEKİNDEN FAZLA OY ALACAK
AKÇAKOCA: 29 Mart’ta gerçekleştirilecek seçimlerde Selçuklu’da Uğur İbrahim Altay, Meram’da Serdar Kalaycı, Karatay’da Mehmet Hançerli ve Büyükşehir’de Tahir Akyürek. Sizin tahminleriniz nedir ilçeler ve Büyükşehir bazında?
DÜGEN: Bir oran vermek çok doğru olmaz. Kesin çizgilerle konuşmam, ama şu kadarını söyleyeyim; AK Parti’nin oyunun daha artacağı kanaatindeyim. Düşmez yükselir. Özellikle Büyükşehir Belediyesi’nde oyumuzun çok daha fazla artacağına inanıyorum. “Tahir Bey, geçen seçimlerden daha fazla oy alacak diyebilirim” rahatlıkla.
MECLİS ÜYELERİNİN ELENME NEDENLERİ
AKÇAKOCA: Peki, meclis üyeleri?
DÜGEN: İktidar partisi olunca diğer partiler gibi değilsin. Selçuklu’da 37 meclis üyesi olacak 90 kişi başvuruyor. Tabi bunların içerisinden seçeceksin. Bu seçimde de çeşitli faktörler var, mevcutlardan devam etmesi gerekenler var. Elenenlerin illa hepsinin hatası vardır veya ters düştü gibi de bakmamak lazım. Ama yenilere yer açabilmek için de birilerinin gitmesi lazım. Burada ki kriterler; devamlılık, yani parti içerisindeki çalışmalara, belediye çalışmalarına, komisyon çalışmalarına devamlılık, partiye sadakat. Katma değer üretebilmesi veya fikir üretebilmesi. Belediye başkanlarıyla uyum. İsim vermeyeyim, ama bir belediye başkanı şunu diyebildi; “şu meclis üyesiyle çalışmak istemiyorum” diyebildi. Bu da oldu. Artı ilçe teşkilatında da oldu. Biz şu şu kişilerle anlaşamıyoruz. Elenme gerekçeleri bunlar. Belediye başkanı faktörü var, teşkilat faktörü var, kendi yaptıkları ettikleri var, kendi hatası olanlar da var.
YENİ ADAYLARA GENEL MERKEZ GÖZALTISI
AKÇAKOCA: Eskileri tanıyordunuz; seçtiniz. Yenileri tanıma şansınız yoktu, nasıl bir kriter ve yol izlediniz?
DÜGEN: Yenilerde ilçe teşkilatları, belediye başkan adayıyla bir ön çalışma yaptı. O aşamada il olarak müdahil olmadık. Listeyi 37 kişiye indirgediler ve getirdiler; yedekleriyle beraber. Biz şunu dedik; “şu ismi asile alsaydınız yedekten ne olurdu” diye. Onlar da gerekçelerini sundular “şu şu sebeplerden ötürü” diye. Biz de makul bulduk. Çünkü belediye başkanıyla, ilçe yönetimi bir yerde uzlaşmış oluyor.
AKÇAKOCA: Uzlaşma varsa Genel Merkez niye listelere baktı?
DÜGEN: Genel Merkez bu dönemde bütün Büyükşehirlerin listelerine baktı. Olayın gerçeği şu; kendi içimizde de “şu arkadaş ilkokul mezunu 7. sırada, altında birçok üniversite mezunu var, sebebi nedir?” dedik. Burada biz de biraz müdahale ettik. Mesela “şu arkadaş burada olmaz, şöyle şöyle sıkıntıları var” dedik. Veto ettiklerim de oldu. Bazı istihbari bilgileri aldığımız kişileri hiç gerekçe belirtmeden ve açıklamadan bazı isimlerin olmayacağını söyledik.
AKÇAKOCA: Bayan meclis adaylarından türbanlı ve başörtülüler nasıl bir uygulamaya tabi tutulacak belediyede; meclis toplantılarına girişlerinde?
DÜGEN: Belediyede çok fazla değil, birkaç tane var bayan arkadaşımız. O hanımlar, peruk takabilirler. Böyle bir sıkıntının olacağını söyledik. Peruk takarak gelirler. İl Genel Meclisi için başörtüsü konusunda hiçbir tavizimiz olmadı.
AKÇAKOCA: Şuanda AKP’de olmayan ilçe belediyeleri var. Bu ilçelerde ayrı bir stratejiniz var mı kazanmak adına?
DÜGEN: Oralara biraz daha özel önem veriyoruz. Oralardaki çalışmalar biraz daha yoğunlaştırılmış çalışmalar. Daha fazla vekil desteği, daha fazla ziyaret gibi.
ÇETİNKAYA’YA ADALETİN KESTİĞİ PARMAK ACIMAZ
AKÇAKOCA: Son günlerde bir milletvekilimizin ismi ulusal basında geçiyor. Bu konuda ne diyeceksiniz?
DÜGEN: Bu konuda tabiî ki biraz işin başına dönmek lazım. Konya’da kanser hastalığı konusunda bir yaygınlık var. Ankara’ya giden hastalar yolda rezil oluyorlar. Özel İdare’nin imkanları da kıt olmasına rağmen Konya’da Onkoloji Hastanesi’nin kurulmasına Özel İdare olarak öncülük edelim dedik. Bir karar aldık. Bu hastanenin cihazlarını Özel İdare olarak karşılama kararı aldık.
Bu cihazlar son derece teknolojik ve pahalı cihazlar. İhale dosyalarını malum üniversiteye hazırlattık. Hatta ben Ankara’da Onkoloji Hastanesi’nin başhekiminden rica ettim. Bizim cihazların teknik özelliklerini bana fakslayın diye. Başhekimde bu işi bilen birisi. Sonradan bir yanlış alım yapıp, eyvah yanlış oldu durumu olmasın diye. Başhekim teknik bilgileri verdi, inceleme yaptı ve cihazların teknik özelliklerinin uygun olduğunu söyledi.
Bu cihazları dünyada sayılı firmalar yapıyor. Çin menşeliler var; fiyatları çok ucuz, ama güvenilemiyor. Japon, Alman ve Amerikalı firmalar var. Okyanus Gurubu da Simens’in temsilcisiymiş. İhale dosyası hazırlandı. İhaleye çıkıldı. İhalede Simens’in teklifinden başka teklif veren olmadı. Ve teklifi biz yüksek bulduk. Tek firma rekabet şansı oluşmadığı için. Ve biz, zaman kaybını göze alarak bu rakamın çok yüksek olduğunu belirttik. Siyasi irade olarak bu ihalenin yenilenmesi gerektiğini düşündük. Ve ihale iptal edildi.
İhalenin iptalinden sonra geçen süreç var malum olan. Abdullah Bey Ereğlili, Nusret Bey de Karapınarlı. Çok eskiye dayanan bir ahbaplıkları var. Bu ihalenin iptal edildiği süreçte bu konuşmalar dinlemeye takılmış. Bizim bildiğimiz ve bize yansıyan kadarıyla Nusret Bey, Abdullah Bey’i aramış. Bu süreç içerisinde Abdullah Bey’in de agresif tavırları olmuş bana yansıdığı kadarıyla. Olay yargıya intikal etti, bu konuda daha fazla bir şey söylemeye de gerek yok. Suç varsa herkes cezasını çeker. Abdullah Bey’in kardeşi ile ilgili benzer durum var. Ne çıkacak göreceğiz. Süreci beklememiz lazım. Bu tür şeylerde bizim genel prensibimiz bir suç varsa ve bu suçu kim eşlemişse işlesin cezası varsa bunu çekmelidir.
Abdullah Bey’in kardeşiyle ilgili İl Özel İdare’de de sıkıntı yaşadık bildiğiniz gibi. Kardeşinin üyeliğinin düşürülmesi konusunda Abdullah Bey’le de biraz gerginleştik. Orada bir ilkeden hareket ettik. Bir vekilin kardeşinin İl Genel Meclisi üyeliğini düşürmek, ben il başkanı olarak orada risk aldım. Milletvekili karşıma almak pahasına doğdu neyse onu yaptım. Abdullah Bey’in bu konuda müdahil olduğu anlaşılıyor. “Benim cebime bir kuruş giren çıkan yok” diyor, “vatandaş beni arar; arkadaşımdır” diyor. Kendine göre birtakım açıklamalar getiriyor. Ama bizim bilmediğimiz daha farklı boyutları varsa; adaletin kestiği parmak acımaz.
Bu süreç içerisinde ihale yenilendi. Biz bu arada Amerikan firması ile yazışmalar yaptık. İhaleye katılmaları konusunda Japonlarla yazışmalar yapıldı ve ihaleye 3 firma katıldı. Bu defa Simens kendisi girdi. Ve 1 trilyon 400 milyar bu işten karlı çıktık. Ve biz de bu parayla Konya’nın şiddetle ihtiyaç duyduğu Yanık Ünitesi kurulması için teşebbüse geçtik. Şuanda projelendirmesi yapılıyor.
SAMİ GÜÇLÜ BEY AĞABEY ROLÜ ÜSTLENDİ
AKÇAKOÇA: 22 Temmuz’da milletvekillerinden yeni seçilenler oldu, devam edenler oldu. 1.5 seneyi de geçti. Karnelerini nasıl değerlendirirsiniz. İnsanlar, milletvekillerinin biraz daha tuttuğunu koparan cinsten olmasını istiyorlar. Başka şehirlerin milletvekilleriyle kıyaslıyorlar. Ne dersiniz?
DÜGEN: “Mum dibine karanlık olur” diye bir atasözü var. Başka şehirlerin milletvekilleri çok cevvaldir, şöyledir böyledir deniyor. Cevval olanları da vardır tabii. Ama ben bu dönem için şunu söyleyebilirim, milletvekilleri arasında önceki döneme göre daha güzel bir uyum var. Burada Sami Güçlü Bey’de siyasetin ikinci döneminde gerçekten bir ağabeylik misyonu yüklendi. Daha toparlayıcı, eski dönemden çok farklı bir konsepte büründü. Vekiller arasında bir uyum var. Bunu başka vilayetlerin milletvekilleri buraya görevli olarak geldiklerinde, “Konya milletvekillerinin birlik beraberlikleri, Meclis’teki uyumları başka şehirlere örnek” diyorlar. Çünkü iki milletvekili olup da ikisinin da kavgalı olduğu iller var. Konya’nın 13 milletvekilinin zaman zaman fikir ayrılıkları olabilir. Genel olarak bakmak gerekirse vekiller arasındaki uyum noktasında da görev taksimi noktasında da birbirlerine destek oluyorlar. Her Salı günü Orhan Bey’in odasında toplanıyorlar. Konya ile ilgili değerlendirme yapıyorlar, görev takibi yapıyorlar. Başka şehirlerde olmayan böyle bir durum var.
AKÇAKOCA: Uyum var, çalışma var, ama sesleri mi duyulmuyor?
DÜGEN: Ben bu kanaatte değilim. Salı günü yapılan toplantılara ben de zaman zaman katılıyorum. Veya bizim götürdüğümüz orada görüşülmesi gereken konular oluyor. Benim gözlemim gayet iyi. Teşkilatla da vekillerin uyumu iyi. Şuanda milletvekilleriyle ciddi sıkıntımız var diyemeyiz. Ama biraz Ereğli’de Abdullah Bey’le kongre sürecinden gelen sıkıntımız var.
Yeni Meram/Oğuz AKÇAKOCA
Dügen, Şehitlik İhalesi’ni kazanan firmanın yardımcısı Ethem Öztoklu’nun akrabası olduğunu da kabul ediyor. Okyanus dinlemesine takılan milletvekili Çetinkaya’ya, “Adaletin kestiği parmak acımaz” mesajı gönderiyor
Oğuz AKÇAKOCA: Sayın Başkan, önce bizi kırmayıp röportajı kabul ettiğiniz için teşekkür ederim.
Faruk DÜGEN: Bize bu fırsatı verdiğiniz için biz de teşekkür ederiz.
AKÇAKOCA: 29 Mart Yerel Seçimleri’ne kısa bir süre kaldı. 28 Mart 2004’ten bugüne kadar geçen süreyi göz önünde bulundurduğumuzda, geride bırakılan 5 yıllık AKP belediyeciliğini İl Başkanı olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?
ZEHİR SOLUDUK ONUN DIŞINDA İYİYDİK
DÜGEN: Biz AK Parti belediyeciliğini farklı bir belediyecilik olarak görüyoruz. Recep Tayyip Erdoğan’ın belediyecilikten gelmesi nedeniyle merkezi yönetimin yerel yönetimle özel bir ilgisinin olduğu bir gerçek. AK Parti döneminde, geçmişte olduğu gibi değil, tüm belediyelere nüfusuna göre hak ettiği verilmiştir. Bunu muhalefet partisine mensup belediye başkanları da açık yüreklilikle ifade ediyorlar. Aynı nüfusa sahip A ilçesi ne aldıysa, aynı nüfusa sahip AK Partili olmayan belediye de aynısını aldı. Konya’da belediyecilik açısından çok önemli hizmetlere imza atıldığını söyleyebiliriz. Bunların arasında, yıllardır belediyecilik faaliyetleri içerisinde konuştuğumuz Mevlana Kültür Merkezi, bu dönemde iktidarın ilk günlerinde faaliyete geçirildi. Bunun karşılığında da belediyemiz, bütçesinden 16 trilyon gibi bir para harcadı, ama karşılığında da çok ciddi hazine arazisi aldı. Konya doğalgaza, AK Parti döneminde kavuştu. Tabii doğalgazda istenen noktaya gelinebildi mi? Bana göre istenen noktaya gelemedik. Bu yapımcı şirketten de kaynaklanan bir zorluktu. Bir de Mahalli Çevre Kurulu’nun doğalgaz hattı geçen yerlerde, doğalgaz aboneliği mecburiyetini geçtiğimiz yıllarda getirememesinin bir etkisi oldu. Nalçacı Caddesi’nde apartmanın önünden doğalgaz geçti, ama site kömür yakmaya devam etti. Bu yasal olarak zorlama yapılamadığından kaynaklandı. Zehirli havayı şehir olarak teneffüs etmek zorunda kaldık.
BİZİM HİZMETLERİMİZ MUKAYESE EDİLMEZ
AKÇAKOCA: Bu sadece doğalgazla mı ilgili? Kömür kalitesinin düşüklüğü, devletin dağıttığı kömür kalitesinin düşük olmasının hava kirliliğinde etkisi olmadı mı?
DÜGEN: Yani bunlarında az çok etkisi olmuştur, ama genelde sosyal yardım adına dağıtılan kömürler şehrin dış mahallelerine, fakirin fukaranın yoğun olduğu yerlerde dağıtıldı. Site sakinleri, tesisat maliyetinden kaçtıkları için böyle bir sonuç ortaya çıktı. İnşallah önümüzdeki yıl için Mahalli Çevre Kurulu tavsiye kararı aldı. Hava kirliliğinin daha da önüne geçileceği şekilde, şehir merkezinde önünden doğalgaz geçmiş hemen abone olunabilecek yerlerde doğalgaz kullanılması sağlanacak. Firmanın bu konuda yardımcı olmasını da bekliyoruz. Doğalgaz kullanımı yükselirse hava kirliliğinin önlenmesi açısından önemli bir adım olur. Ama doğalgaz bizim dönemimizde kullanılmaya başlandı. Hem belediyenin hem merkezi hükümetin önemli bir katkısıdır bu.
Konya’da belediyecilik adına önceki dönemlerle mukayese edilemeyecek hizmetler yapılmıştır. Rakamlar bunu açıkça gösteriyor. Mesela yol yapımında Konya kaliteli asfaltla tanışmıştır. Yollar, kaldırımlar baştan aşağı bir bütün olarak yenilenmiştir. Asfaltı değiştirilen yollardaki altyapı da tamamen elden geçirilmiştir. Yollara tamirat şeklinde değil de kalıcı yatırımlar yapıldı. Alt ve üst geçitler noktasında belediyemizin çok ciddi bir atılımı var. Burada köprülü kavşakların kalitesinin çok yükseldiğini görüyoruz. AK Parti döneminden önce yapılan 3-5 köprülü kavşak bile diyemeyeceğimiz alt ve üst geçitlerin kalite sorunları vardı. Mobilyacılar Alt Geçidi’nde, Koyuncu Alt Geçidi’nde imalat hatasından doğan, proje hatasından doğan çok kaza oluyor. Son dönemde yapılanlarda alt ve üst geçitlerin kalitesinin arttığını görüyoruz. Hem sayısal olarak hem de nitelik olarak.
Belediye faaliyetlerinden şehrin güzelleşmesi adına, 300 trilyon harcama yapan bir belediyenin 300 milyar gibi bir rakamla şehri güzelleşmesi için lalelerle, güllerle süslemesi de güzeldir. Bunların tamamı zaten yerli üretim. Gül fidanlarını, belediye kendisi yetiştiriyor. Ekonomik olarak çok büyük külfeti yok. Park Bahçeler Müdürlüğü birçok konuda kendi üretimlerini yapıyor. Bu yapılanlar şehre büyük bir güzellik katıyor. Belki biz şehrin içinde göremiyoruz, ama Konya’ya sık gelmeyenler, bir yıl sonra Konya’ya geldikleri zaman şehrin güzelleştiğini, bir takım hizmetlerin yapıldığını görüyorlar.
Belediyecilik anlayışı olarak sosyal belediyeciliğe değinmiyorum. Bunu herkes kabul ediyor. Kadın Sığınma Evleri’nden tutun, Hanımlar Lokaline, Yaşlılar Konağı’na kadar Türkiye’de ilk olan güzel hizmetlere imza atıldı. Son dönemde Konya’ya bir şehitlik yapıldı. İnsanlar bunu çok beğeniyor. Konya’nın yıllardır sorunu olan dışarıdan gelenlerin Konya’da gecelemesi yönünde bir Kültür Vadisi Projesi var. Buraya gelenlerin bir saatini Mevlana ziyaretiyle, bir saatini şehitlik ziyaretiyle geçirmelerini sağlayacak, Konya’da vakit geçirmelerini sağlayacak altyapının hazırlanması gerekiyor.
ŞEHİTLİĞİ YAPAN FİRMA ÖZTOKLU’NUN KUZENİ
AKÇAKOCA: Şehitlik konusunu açtığınız için soruyorum. Sizin de kulağınıza gelenler olmuştur?
DÜGEN: Oranın ihalesi 6 trilyon civarında bir rakamdır; KDV’si hariç. Burada ihalede en uygun teklifi veren firma, Kazakistan’da Dedeman Gurubu’nun inşaat işlerini yapan bir firma. İlgi şuradan kuruldu; orada yanlış bir bilgilendirme var. Benim hiçbir ilgim yok. Benim ortağı olduğum gibi laflar söyleniyor.
AKÇAKOCA: Sayın Başkan sizin ortak olduğunuz değil, sizin yardımcılarınızdan birinin akrabası olması. 2.5 yıl önce de bu firmanın vekillerden ve belediye başkanından oluşan bir heyeti, geziye götürmesi söz konusu. Asıl rahatsızlık buradan çıkıyor…
DÜGEN: Evet doğrudur. Firma, Ethem Öztoklu’nun amcasının oğludur. 2.5 sene önce Türkmenistan’a yapılan gezi doğrudur. Ama bu noktada 2.5 sene sonraki bir ihalenin ona verilmesini, bu geziye bağlamasının doğru olduğunu zannetmiyorum. Benim kendisinden duyduğum, “Ben bu işi nam olsun diye yaptım, para kazanmadım” şeklindedir. Firmanın ifadesi bu. Oradaki ahşap malzemenin tamamı el işçiliği ve Türkmenistan’daki ustalara yaptırılmış. Ağaçları özel temin edilmiş, alçı işçilikleri de öyle. Gerçekten ben, inşaattan biraz anlarım. Parasının hakkı olan bir iş olarak görüyorum. Bu firma yurtdışında daha büyük işler yapıyor. Şehitlik sadece memlekete bir eser olsun, hizmet olsun diye yapılmış bir şey. Ve firma, bu işten para kazanmadığını söylüyor. Ben de bu işten para kazanmadıklarına inanıyorum. Yani uygun fiyatı vermiş, ihaleyi almıştır. Ona özel bir şey yapılmamıştır. Bu tip ihaleler Kamu İhale Kurumu’nun açık ihaleleri. İhaleye birden fazla firmanın girdiği ortada, en uygun teklifi bu firma vermiş ve almış. Bizim başkan yardımcılarından birinin yakını olması herhalde suç değil diye düşünüyorum. Bunun saklısı gizlisi yok. Bir ihale yapılmıştır. Olabilecek en güzel projedir bana göre. Bunu dost düşman herkes takdir ediyor. Konyamıza güzel bir eser kazandırılmıştır.
ESEN, BELEDİYECİLİKTEN AKADEMİYE KAYDI
AKÇAKOCA: Konya merkezde iki ilçemizde değişiklik söz konusu oldu. Burada genel merkezin takdiri elbette vardır, ancak bu değişikliklerde sizin tespitiniz neydi, bu değişiklikleri siz neye bağladınız?
DÜGEN: Bu değişiklikte çeşitli faktörler mutlaka rol oynamıştır. Bizim bilgilerimizin haricinde Genel Merkezimize ulaşan bilgiler, Sayın Başbakanımıza ulaşan özel bilgiler mutlaka vardır. Çünkü bu görüşmeler esnasında önce milletvekilleri ve ilçe başkanlarımızla beraber gittik. Daha sonra da Tahir Beyle, benim fikrim soruldu belediye başkanları konusunda. Adem Bey’le ilgili olay; ben şahsi kanaatimi söylüyorum. 10 yılı doldurmuş olması ve genelde akademik bir yapısının olması, biraz daha yazıya çiziye kitaba yönelmesi. Yabancı dilini geliştirme çabaları içinde olması, biraz daha belediyecilikten ziyade akademik bir yöne kayması hissi olarak yorumlanabilir. Bir de 10 yılını doldurdu, heyecan, yeni bir yüz yeni bir çehre noktasında düşünülmüş olabilir.
AKÇAKOCA: Bu dönemde ister istemez Büyükşehir ile Selçuklu Belediyesi arasında tartışma oldu. Sıkıntılı anlar yaşandı. Bunların da etkisi olmuş mudur Sayın Başbakan’ın tercihi konusunda.
DÜGEN: Başbakanımız bunu gözetliyor. Büyükşehir belediye başkanlarına, ilçe belediye başkanlarıyla ilişkilerini gözlemlettiriyor. Ve bunların görüşlerini mutlaka alıyor. Büyükşehir belediye başkanlarına da bu yönde inisiyatif tanıdığına inanıyorum.
TUZCUOĞLU ANKETTE DÜŞÜK ÇIKTI
AKÇAKOCA: Adem Bey’le ilgili olarak 10 yıl vurgusunu yaptınız, ama Refik Bey’le ilgili böyle bir şey söz konusu değil. Refik Bey, bu partiyle belediye başkanlığına başlamış, siyasete atılmıştı, ama ilk 5 sene sonunda Erdoğan, yola devam etmeme kararı aldı. Tuzcuoğlu’nda durum neydi size göre?
DÜGEN: O konuda Meram’daki anketlerin biraz daha düşük çıkması etkili oldu denilebilir. Genel merkezin kendi yaptığı anketler vardı. Başbakanın kendi elinin altında özel mahiyette bizim dahi bilmediğimiz anket sonuçları var. Her yerde Genel Merkez, Başbakan adına anketler yaptı. Tamamıyla Refik Bey’in anketlerinin düşük olmasından kaynaklanıyor. Şöyle bir kanaat de parti üst kademelerinde oluştu. “Gidecekse ikisi de gitsin, kalacaksa ikisi de kalsın” gibi bir düşünce de oluştu.
DİKTİĞİ FİDANLAR MEYVEYE DÖNMEDİ
AKÇAKOCA: Vatandaş, Genel Merkezin yapmış olduğu anketlerde ve varsa sizin yapmış olduğunuz anketlerde hangi gerekçelerle Refik Bey’den yana oy kullanmamış olabilir?
DÜGEN: Refik Bey, genç bir arkadaş. Meram, 250 bin nüfusu olan birçok şehirden daha büyük bir ilçe. Şimdi Meram’ın şanssızlığı ilçeler arasındaki ekonomik gücü en az belediye olmasıdır. Meram Belediyesi’nin halkı, Konya’nın daha elit tabakası, daha zengin tabakası, bu insanları memnun etmek bir Karatay’a göre, yaşam standardı daha düşük bir başka yere göre biraz daha farklı olur. Meram’da çöpü bir gün almasan vatandaş tepki koyuyor. Ama bir başka bölgede 2 günde bile alınsa çöp, bu tepki verilmeyebiliyor. Meram’ın böyle bir yapısı var.
Belediyelerde yapılan hizmetler ekonomik güçle de doğru orantılı. Meram Belediyesi’ni Refik Bey aldığında belediyenin kasasında beş kuruş yoktu, maaş dağıtılacak para yoktu. Diğer ilçelere göre Meram’ın arsa satma imkanları kısıtlı. Kaynak üretme çabaları oldu Refik Bey’in. Andezit Fabrikası, Şehrekmek gibi, Toprak Mahsulleri’nin yerinin alınması, Et Balık’ın özelleştirilmesi gibi ileriye dönük belediyeye gelir getirecek bir takım çalışmalara girişildi, fakat seçim günü birden geldi. 5 senede bürokrasiydi, şuydu buydu derken gözle görünür bir eser çıkartılamadı. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin olduğu yer, belediye binası olarak düşünüldü önce, sonra vazgeçildi hastaneye döndü; mahkemelik oldu. İnşaat bir süre durduruldu. Yap-işlet-devret ile bir hastaneye devredildi. Ondan sonra Et Balık ile ilgili süreç epey sürdü. Orada kentsel dönüşümle ilgili Et Balık’ın arka kısmındaki alanda sorunlar yaşandı. Vatandaş zamanında 300 metrekare alana 3 katlı bina yapmış. Belediye vatandaşla anlaşmak istiyor. Vatandaş da benim orada 3 dairem var diyor. Orayı bu haliyle satmaya kalksa arsasıyla birlikte belki 3 daire 100 bin lira edecek, ama orası dönüştüğü zaman bir daire 150 bin lira edecek vatandaş bunu bilmiyor. “Benim burada 3 dairem var diyor, 3 dairenin yerine 3 daire isterim” diyor.
Refik Bey’in diktiği fidanlar meyveye dönmedi. Biraz tabi genç yaşta büyük bir ilçenin belediye başkanı olması nedeniyle ufak tefek hataları, yanlışlıkları oldu. Halk nezdinde farklı beklentiler içerisinde olan insanlar vardı. Kamuoyu anketleri düşük çıktı. Genel Merkezde “ikisi de gitsin” görüşünde bulundu.
GENEL MERKEZİN HAVASI YENİ İSİM YÖNÜNDEYDİ
AKÇAKOCA: Selçuklu ve Meram’ın yeni adaylarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
DÜGEN: Bu arkadaşlarımız genç mühendisler. Bu arkadaşlarımızdan ümitliyiz; başaracaklarına inanıyoruz. Uğur Bey’in İnşaat Mühendisleri Odası’ndaki başarısı, meslektaşları arasında sevilmesi, bugüne kadar bir sevgi birikimi olmuş. Meslektaşlarından da büyük bir destek var. Uğur Bey ile ilgili kanaatlerimiz son derece müspet. Adem Bey’in aday olmamasının belirginleşmesinden sonra biz bir arayış içerisine girdik. Adem Bey ile ilgili konu biraz netleşir gibi olduktan sonra, Genel Merkezdeki havada bizden yeni bir isim istenebileceği kanaati oluştu. Biz, bir alternatif arayışına girdik.
ADAYLIK ÇABASI OLMADI; TAKDİR ETTİK
AKÇAKOCA: Uğur İbrahim Altay’ın ismi nasıl çıktı?
DÜGEN: Uğur Bey’i İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı olduktan sonra tanıdım basın vasıtasıyla. Kim olabilir diye yaptığımız toplantıda ismi ortaya geldiği zaman, kanaat olarak üzerinde çalışılması gerekir dedik. Ve bu konuda biraz bilgi ve istihbarat faaliyetine giriştik. Tabii bu da Uğur Bey tarafından duyulmuş. Biz resmen teklif edinceye kadar hiçbir şekilde bizimle tanışmak, kendini bize tanıtmak için bir çabası olmadı. Bu davranışını takdir ettik. Ve hiç de konuşmadı. Biz Ankara’ya gittik, Başbakan bize başka bir hazırlığımız olup olmadığını sordu. Bizden önce milletvekillerine sormuş. O milletvekillerinden -ismini vermeyeyim- bir tanesi, bu ismi telaffuz etmiş. Başka milletvekilleri tarafından birkaç isim daha telaffuz edilmiş. Daha sonra Başbakan bize sordu. Biz de bu arkadaşların üzerinde çalışıyoruz. “Şu anda şu isim olur” diye net adayların haricinde bir isim veremiyoruz, ama birkaç gün daha müsaade edin dedik. Ve öyle ayrıldık. 3 gün sonra biraz daha iş olgunlaştı. Bu iş biraz daha olgunlaşınca Uğur Bey ile bir öğlen yemeğinde bir araya geldik. Bu arada konuyu biliyordu. Orada ilk karşılaşmamız oldu. İş olgunlaştıktan sonra özgeçmişini ben, bizzat Başbakana götürdüm.
ALTAY’I KESİNLİKLE ÖNCEDEN AYARLAMADIM
AKÇAKOCA: Daha önceden bir tanışıklığınız var mıydı?
DÜGEN: Spekülasyonlar yapılıyor; duyuyoruz. “İl Başkanı daha önceden ayarlamış, iş ortağıymış” diyorlar. Bunların hepsi iftira.
YAZIR’DAKİ ARAZİLERE İMAR GETİRME İDDİASI
AKÇAKOCA: Yazır Bölgesi’nde araziniz yok mu?
DÜGEN: Bizim günahımızı azaltmaya yönelik faaliyetler. Bizim Selçuklu Bölgesi’nde arazilerimiz varmış da biz oralara imar getirtecekmişiz de bunlar söylenti. Yazır Bölgesiyle alakalı benim tapu kayıtlarım da incelenebilir. Benim eniştemin babasından ve dedesinden kalma şu anki Garanti Konutları’nın olduğu yerde, TOKİ konutlarının olduğu yerde, ailenin sahip olduğu yaklaşık 900 bin metre bir arazi vardı. O arazilerle ilgili, oraya hastane yapılmaya başlanınca emlak sektöründen aramaya başladılar satın diye. O arazide 30’un üzerinde varis var. Babadan dededen gelmiş. Bölünmüş. Ama bir arada, toplu bir arazi, kıymetli bir arazi. Konya’nın toplu konut yapan firmaları gelmeye başladılar bize satın diyerek. Bizim Konya’da erkek 2, kız 1 alır. En büyük hissedarda benim eniştem, ablamın kocası. Eniştemin 1 kızı 1 oğlu var. Oğlu benim damadım aynı zamanda. Hasan Hüseyin Acar. Bu dediğim hadise 1998 yılında falan oldu. Görüşmeler falan başladı. Eniştem felçlidir. 20 yıldır ablam bakar. Bir kızı bir oğlu var. Kızı İstanbul’da. Ablamız olunca benim büyük kızımı Hasan Hüseyin Acar’a verdik. İlahiyat mezunudur. Elimizde büyüdü. Enişteme falan da çok iyi baktığımız için, 20 yıldır emekli maaşını dahi ben alırım. Bütün umumi vekiliyim. Ve en büyük hissedar da o olduğu için bu aile bize güvendi. Bu hadise 1998’de oldu. Muhasebeciyim iyi kötü çevremiz var. Dediler ki; bu adamlarla, gelenle gidenle sen muhatap ol. Biz de hasbelkader 2000 yılında Sistaş Gurubu’yla 1998-99 yıllarında görüşmeler oldu. Bu araziyi bunlara kat karşılığında verdik. O zaman Mustafa Özkafa belediye başkanıydı. Buraya imar planı getirilmesi konusunda anlaşmışlar. Biz aşağı yukarı yüzde 50’ye yakınını terk ettik imarı karşılığında. Garanti Konut’un, TOKİ’nin yerleri kaldı. Yani 990 bin metreden 480 bin metre kaldı. Müteahhit firmadan, “Bu 10-12 senelik proje. Varislerden biri ölürse 2-3 varis daha çıkacak. Bize içinizden 3 kişilik bir heyet seçin, onlara vekalet ve yetki verin. Biz onlarla muhatap olalım” dediler.
Beni ve aileden iki kişiyi daha umumi vekil tayin etti bu aile. Vekaletin bize verildiği, sözleşmenin yapıldığı tarih 2000 yılında. Yani o zaman benim ne siyasetim var, ne siyasetle alakam var. Osmanlı Alışveriş Merkezleri’nde ortağız ve mali müşavirlik bürom var. Benim o günkü pozisyonum oydu. Biz bu işin içine o dönem girdik. Buranın imar planı 2001’de çıktı sözleşmeleri yapıldı. Alacağı vereceği belli, evin sahibi belli, 175 bin metre Selçuklu Belediyesi’ne vermişiz, 250 bin metre Büyükşehir’e vermişiz. Oranın imarına hiçbir müdahalemiz söz konusu değildir.
Konudan konuya geçtik. Uğur Beyi ben belediye başkanlığını ilan etmeden 3-4 gün önce tanıdım. Bir haftalık bir süreçte de baya bir bilgi topladık. Herhangi olumsuz bir şey duymamamız ve mühendis olması Uğur Bey’in şansını artırdı.
AKÇAKOCA: Ya Serdar Kalaycı?
DÜGEN: Malum Serdar Kalaycı daha önce KOSKİ’de çalışıyordu. Geriden tanıyorduk, aday oldu süreç içerisinde. Serdar Kalaycı erkenden adaylığını açıkladı. Onunla ilgili bizim yönetimde Cemal Bulut’un damadı olduğunu sonradan öğrendim. Cemal Bey de “Serdar bizim damat; yardımcı olun falan da” demedi. Hiç bu konulara girmedi. Önce Refik Bey kalacak gibi bir rüzgar esiyordu. Sonradan farklı gelişmeler olunca Serdar Bey aday oldu.
TAHİR BEY, ÖNCEKİNDEN FAZLA OY ALACAK
AKÇAKOCA: 29 Mart’ta gerçekleştirilecek seçimlerde Selçuklu’da Uğur İbrahim Altay, Meram’da Serdar Kalaycı, Karatay’da Mehmet Hançerli ve Büyükşehir’de Tahir Akyürek. Sizin tahminleriniz nedir ilçeler ve Büyükşehir bazında?
DÜGEN: Bir oran vermek çok doğru olmaz. Kesin çizgilerle konuşmam, ama şu kadarını söyleyeyim; AK Parti’nin oyunun daha artacağı kanaatindeyim. Düşmez yükselir. Özellikle Büyükşehir Belediyesi’nde oyumuzun çok daha fazla artacağına inanıyorum. “Tahir Bey, geçen seçimlerden daha fazla oy alacak diyebilirim” rahatlıkla.
MECLİS ÜYELERİNİN ELENME NEDENLERİ
AKÇAKOCA: Peki, meclis üyeleri?
DÜGEN: İktidar partisi olunca diğer partiler gibi değilsin. Selçuklu’da 37 meclis üyesi olacak 90 kişi başvuruyor. Tabi bunların içerisinden seçeceksin. Bu seçimde de çeşitli faktörler var, mevcutlardan devam etmesi gerekenler var. Elenenlerin illa hepsinin hatası vardır veya ters düştü gibi de bakmamak lazım. Ama yenilere yer açabilmek için de birilerinin gitmesi lazım. Burada ki kriterler; devamlılık, yani parti içerisindeki çalışmalara, belediye çalışmalarına, komisyon çalışmalarına devamlılık, partiye sadakat. Katma değer üretebilmesi veya fikir üretebilmesi. Belediye başkanlarıyla uyum. İsim vermeyeyim, ama bir belediye başkanı şunu diyebildi; “şu meclis üyesiyle çalışmak istemiyorum” diyebildi. Bu da oldu. Artı ilçe teşkilatında da oldu. Biz şu şu kişilerle anlaşamıyoruz. Elenme gerekçeleri bunlar. Belediye başkanı faktörü var, teşkilat faktörü var, kendi yaptıkları ettikleri var, kendi hatası olanlar da var.
YENİ ADAYLARA GENEL MERKEZ GÖZALTISI
AKÇAKOCA: Eskileri tanıyordunuz; seçtiniz. Yenileri tanıma şansınız yoktu, nasıl bir kriter ve yol izlediniz?
DÜGEN: Yenilerde ilçe teşkilatları, belediye başkan adayıyla bir ön çalışma yaptı. O aşamada il olarak müdahil olmadık. Listeyi 37 kişiye indirgediler ve getirdiler; yedekleriyle beraber. Biz şunu dedik; “şu ismi asile alsaydınız yedekten ne olurdu” diye. Onlar da gerekçelerini sundular “şu şu sebeplerden ötürü” diye. Biz de makul bulduk. Çünkü belediye başkanıyla, ilçe yönetimi bir yerde uzlaşmış oluyor.
AKÇAKOCA: Uzlaşma varsa Genel Merkez niye listelere baktı?
DÜGEN: Genel Merkez bu dönemde bütün Büyükşehirlerin listelerine baktı. Olayın gerçeği şu; kendi içimizde de “şu arkadaş ilkokul mezunu 7. sırada, altında birçok üniversite mezunu var, sebebi nedir?” dedik. Burada biz de biraz müdahale ettik. Mesela “şu arkadaş burada olmaz, şöyle şöyle sıkıntıları var” dedik. Veto ettiklerim de oldu. Bazı istihbari bilgileri aldığımız kişileri hiç gerekçe belirtmeden ve açıklamadan bazı isimlerin olmayacağını söyledik.
AKÇAKOCA: Bayan meclis adaylarından türbanlı ve başörtülüler nasıl bir uygulamaya tabi tutulacak belediyede; meclis toplantılarına girişlerinde?
DÜGEN: Belediyede çok fazla değil, birkaç tane var bayan arkadaşımız. O hanımlar, peruk takabilirler. Böyle bir sıkıntının olacağını söyledik. Peruk takarak gelirler. İl Genel Meclisi için başörtüsü konusunda hiçbir tavizimiz olmadı.
AKÇAKOCA: Şuanda AKP’de olmayan ilçe belediyeleri var. Bu ilçelerde ayrı bir stratejiniz var mı kazanmak adına?
DÜGEN: Oralara biraz daha özel önem veriyoruz. Oralardaki çalışmalar biraz daha yoğunlaştırılmış çalışmalar. Daha fazla vekil desteği, daha fazla ziyaret gibi.
ÇETİNKAYA’YA ADALETİN KESTİĞİ PARMAK ACIMAZ
AKÇAKOCA: Son günlerde bir milletvekilimizin ismi ulusal basında geçiyor. Bu konuda ne diyeceksiniz?
DÜGEN: Bu konuda tabiî ki biraz işin başına dönmek lazım. Konya’da kanser hastalığı konusunda bir yaygınlık var. Ankara’ya giden hastalar yolda rezil oluyorlar. Özel İdare’nin imkanları da kıt olmasına rağmen Konya’da Onkoloji Hastanesi’nin kurulmasına Özel İdare olarak öncülük edelim dedik. Bir karar aldık. Bu hastanenin cihazlarını Özel İdare olarak karşılama kararı aldık.
Bu cihazlar son derece teknolojik ve pahalı cihazlar. İhale dosyalarını malum üniversiteye hazırlattık. Hatta ben Ankara’da Onkoloji Hastanesi’nin başhekiminden rica ettim. Bizim cihazların teknik özelliklerini bana fakslayın diye. Başhekimde bu işi bilen birisi. Sonradan bir yanlış alım yapıp, eyvah yanlış oldu durumu olmasın diye. Başhekim teknik bilgileri verdi, inceleme yaptı ve cihazların teknik özelliklerinin uygun olduğunu söyledi.
Bu cihazları dünyada sayılı firmalar yapıyor. Çin menşeliler var; fiyatları çok ucuz, ama güvenilemiyor. Japon, Alman ve Amerikalı firmalar var. Okyanus Gurubu da Simens’in temsilcisiymiş. İhale dosyası hazırlandı. İhaleye çıkıldı. İhalede Simens’in teklifinden başka teklif veren olmadı. Ve teklifi biz yüksek bulduk. Tek firma rekabet şansı oluşmadığı için. Ve biz, zaman kaybını göze alarak bu rakamın çok yüksek olduğunu belirttik. Siyasi irade olarak bu ihalenin yenilenmesi gerektiğini düşündük. Ve ihale iptal edildi.
İhalenin iptalinden sonra geçen süreç var malum olan. Abdullah Bey Ereğlili, Nusret Bey de Karapınarlı. Çok eskiye dayanan bir ahbaplıkları var. Bu ihalenin iptal edildiği süreçte bu konuşmalar dinlemeye takılmış. Bizim bildiğimiz ve bize yansıyan kadarıyla Nusret Bey, Abdullah Bey’i aramış. Bu süreç içerisinde Abdullah Bey’in de agresif tavırları olmuş bana yansıdığı kadarıyla. Olay yargıya intikal etti, bu konuda daha fazla bir şey söylemeye de gerek yok. Suç varsa herkes cezasını çeker. Abdullah Bey’in kardeşi ile ilgili benzer durum var. Ne çıkacak göreceğiz. Süreci beklememiz lazım. Bu tür şeylerde bizim genel prensibimiz bir suç varsa ve bu suçu kim eşlemişse işlesin cezası varsa bunu çekmelidir.
Abdullah Bey’in kardeşiyle ilgili İl Özel İdare’de de sıkıntı yaşadık bildiğiniz gibi. Kardeşinin üyeliğinin düşürülmesi konusunda Abdullah Bey’le de biraz gerginleştik. Orada bir ilkeden hareket ettik. Bir vekilin kardeşinin İl Genel Meclisi üyeliğini düşürmek, ben il başkanı olarak orada risk aldım. Milletvekili karşıma almak pahasına doğdu neyse onu yaptım. Abdullah Bey’in bu konuda müdahil olduğu anlaşılıyor. “Benim cebime bir kuruş giren çıkan yok” diyor, “vatandaş beni arar; arkadaşımdır” diyor. Kendine göre birtakım açıklamalar getiriyor. Ama bizim bilmediğimiz daha farklı boyutları varsa; adaletin kestiği parmak acımaz.
Bu süreç içerisinde ihale yenilendi. Biz bu arada Amerikan firması ile yazışmalar yaptık. İhaleye katılmaları konusunda Japonlarla yazışmalar yapıldı ve ihaleye 3 firma katıldı. Bu defa Simens kendisi girdi. Ve 1 trilyon 400 milyar bu işten karlı çıktık. Ve biz de bu parayla Konya’nın şiddetle ihtiyaç duyduğu Yanık Ünitesi kurulması için teşebbüse geçtik. Şuanda projelendirmesi yapılıyor.
SAMİ GÜÇLÜ BEY AĞABEY ROLÜ ÜSTLENDİ
AKÇAKOÇA: 22 Temmuz’da milletvekillerinden yeni seçilenler oldu, devam edenler oldu. 1.5 seneyi de geçti. Karnelerini nasıl değerlendirirsiniz. İnsanlar, milletvekillerinin biraz daha tuttuğunu koparan cinsten olmasını istiyorlar. Başka şehirlerin milletvekilleriyle kıyaslıyorlar. Ne dersiniz?
DÜGEN: “Mum dibine karanlık olur” diye bir atasözü var. Başka şehirlerin milletvekilleri çok cevvaldir, şöyledir böyledir deniyor. Cevval olanları da vardır tabii. Ama ben bu dönem için şunu söyleyebilirim, milletvekilleri arasında önceki döneme göre daha güzel bir uyum var. Burada Sami Güçlü Bey’de siyasetin ikinci döneminde gerçekten bir ağabeylik misyonu yüklendi. Daha toparlayıcı, eski dönemden çok farklı bir konsepte büründü. Vekiller arasında bir uyum var. Bunu başka vilayetlerin milletvekilleri buraya görevli olarak geldiklerinde, “Konya milletvekillerinin birlik beraberlikleri, Meclis’teki uyumları başka şehirlere örnek” diyorlar. Çünkü iki milletvekili olup da ikisinin da kavgalı olduğu iller var. Konya’nın 13 milletvekilinin zaman zaman fikir ayrılıkları olabilir. Genel olarak bakmak gerekirse vekiller arasındaki uyum noktasında da görev taksimi noktasında da birbirlerine destek oluyorlar. Her Salı günü Orhan Bey’in odasında toplanıyorlar. Konya ile ilgili değerlendirme yapıyorlar, görev takibi yapıyorlar. Başka şehirlerde olmayan böyle bir durum var.
AKÇAKOCA: Uyum var, çalışma var, ama sesleri mi duyulmuyor?
DÜGEN: Ben bu kanaatte değilim. Salı günü yapılan toplantılara ben de zaman zaman katılıyorum. Veya bizim götürdüğümüz orada görüşülmesi gereken konular oluyor. Benim gözlemim gayet iyi. Teşkilatla da vekillerin uyumu iyi. Şuanda milletvekilleriyle ciddi sıkıntımız var diyemeyiz. Ama biraz Ereğli’de Abdullah Bey’le kongre sürecinden gelen sıkıntımız var.
Yeni Meram/Oğuz AKÇAKOCA
Röportaj Kategorisindeki Diğer Haberler






Sayin Dugen le yapmis oldugunuz yazinizi www.konyahaber.com da okudum yalniz orada yalnis bir bilgi var yada aktarilma o da su, Sayin Dugen ``Oradaki ahşap malzemenin tamamı el işçiliği ve Türkmenistan’daki ustalara yaptırılmış`` diye soylemis.
Istiklal Harbi Sehitliginde ki ahsap kapilar Konyali Hundekari ustasi M. Ali Ucar ve ekibi tarafindan yapilmistir. Urdun Krali Mescidi Aksanin minberini hundekari ustasi M. Ali Ucar a yaptirtmistir....