




Hz. Mevlana'nın 735. Vuslat Yıldönümü etkinliklerinin son gününde yapılan Şeb-i Arus törenlerine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Deniz Baykal, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Dubai Prensi Şeyh Macid ve vatandaşlar katıldı.
Mevlana Kültür Merkezi'nde düzenlenen törene gelen Başbakan Erdoğan ve CHP lideri Baykal, girişte tokalaşarak bir süre sohbet etti. Tören öncesi konuşan Hz. Mevlana'nın 22. kuşak torunu Esin Çelebi, bugün böyle bir kalabalıkla Hz. Mevlana'yı anmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirterek, bugünün dünyasının ona daha çok ihtiyacı olduğunu söyledi. Sema salonunda gerçekleşen törenin açılış konuşmasını yapan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, bugün Hz. Mevlana'nın öğretilerine insanlığın daha
çok ihtiyaç duyduğunu ifade ederek, "Konyamıza, sema programlarına ve Mevlana Müzesi'ne her yıl ilginin giderek artması bu ihtiyacın bir göstergesidir. Biz bu sorumluluğumuzun farkında olarak bu sevgi, barış ve hoşgörü felsefesinin yeryüzünün her yanında hakim olması için Konyalılar olarak elimizden gelen gayreti gösteriyoruz" dedi. Konya Valisi Osman Aydın ise Hz. Mevlana'nın sözlerinin bugün yaşanan manevi rahatsızlıklar için en başta gelen ilaç olduğunu ifade ederek, onun bütün insanlığa evrensel bir
mesaj veren önemli bir şahsiyet olduğunu dile getirdi.
Daha sonra kürsüye gelen Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, ölümünün ardından 735 yıl geçmesine rağmen hala anılıyor olmanın çok büyük bir bahtiyarlık olduğunu vurgulayarak, "Bu sevginin merkezinde, sevgiye adanmış bir ömür, bilgiyi öğrenme ve öğretme cehdi ile insanlığın en fazla ihtiyaç duyduğu hoşgörü duygusu yatıyor. Bu öyle bir aşk ki insanlara, 'O peygamber değildi ama kitabı vardı' dedirtebilecek bir duyguyu insanlara verebiliyordu. Bu aşkın temelinde 'Yaratanı ve onun yarattıklarını anlamaya
duyulan aşk duygusu yatıyor" dedi.
"MEVLANA'NIN İSLAM ANLAYIŞINDA KORKU DEĞİL SEVGİ VARDIR"
CHP lideri Deniz Baykal ise başta Mevlana olmak üzere Hacı Bektaş ve Yunus Emre gibi şahsiyetlerin ahlaki temel değerlerini derinden etkilediğini ve doğru yere yönlendirdiklerini ifade ederek, "Bugün şiddeti İslamiyet'le bağdaştırmak isteyenler, İslamiyet'i baskıcı bir siyasi ideoloji olarak kullanmak isteyenlerin karşısına sevgi ve hoşgörüyü temel alan tasavvuf çıkmaktadır. Mevlana'nın İslam anlayışında korku değil sevgi vardır. Bizim İslamiyet anlayışımız Talibanları yetiştiren değil, Hz. Mevlana'yı,
Hacı Bektaş'ı yetiştiren bir anlayıştır. İbadetin özünde yaradanla yaradılanın bütünleşmesi vardır. Hz. Mevlana hakkında farklı inançlardaki insanların tümü aynı değerlendirmeleri yapmaktadır ve onunla birlikte olmak isteyenlerin sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Onu bütün dünyaya anlatmak bizim görevimizdir ve bu konudaki eksikliğimizi bir an önce gidermeliyiz" şeklinde konuştu.
"BU TOPRAKLARDA KİMSE DİLİ, DİNİ VE IRKI İÇİN ASİMİLE EDİLMEDİ"
Son olarak kürsüye gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise, Hz. Mevlana'nın "Gel, ne olursan ol yine gel" çağrısını bu topraklardan yaptığını dile getirerek, "Biz de bugün buradan Mevlana'nın ebedi aleme hicretinden sonra yine aynı çağrıyı yapmanın, aynı mesajı haykırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bizim her fırsatta her zeminde dile getirmeye çalıştığımız mesaj eserlerinde vücut bulan bu mesajdır. Kaynağını barış dini olan İslamiyet'ten almaktadır. Bu ülkede asırlar boyu bu anlayışla farklılıklarımızı
vahdette erittik. Bu inanç sayesinde farklı kavimler, farklı inançlar burada yüzyıllar boyu huzur ve güvenle yaşadı. Üç büyük dinin mensupları özgürce ibadetlerini gerçekleştirdiler. Hiçbir topluluk ırkından, dininden ötürü ötekileştirilmedi. Asimilasyona tabi tutulmadı. Hiçbir semavi dinin temsilcisi alaya alınmadı, karikatürize edilmedi. Bu topraklarda sevgi her zaman düşmanlığa galip geldi. İşte bütün bunlar Mevlana ve onun gibi sevgiyi, barışı öne çıkaran alimlerimizin önderliğinde gerçekleşti" dedi.
İlerlemek için milletlerin geçmişlerini doğru yorumlaması gerektiğini de kaydeden Başbakan Erdoğan, "Çoğu kez aydınlık bir gelecek kurmanın yolu, geçmişi iyi okumaktan geçiyor. İnanıyorum ki her milletin buna işaret eden sözleri mutlaka vardır. Gelişmiş ülkeler ilerlemek için kendi geçmişlerine uzanıyorsa bizler de aynı şekilde kendi geçmişimize uzanıyoruz. Bugünün dünyası, insanlık tarihine mal olmuş bu şahsiyetlerini anlamak için daha fazla çaba göstermek zorunda. Birbirimizi tanımadan doğru anlayamayız, sevemeyiz. Aramızda duvarlar örerek dünya barışını inşa etmemiz mümkün olamaz" şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından Türk Tasavvuf Müziği sanatçısı Ahmet Özhan'ın konserine geçildi.
İHA







