




Avrupa Konseyi İnsan Hakları ve Biyoetik Sorunlar Komitesinde Türk Delegesi olan Prof. Dr. Ergun Özsunay, "Türkiye'nin de taraf olduğu Avrupa Konseyi İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi (Oviedo Sözleşmesi) uyarınca kişilerin sağlıklarına ilişkin veriler özel hayata ilişkin sayılmakta ve korunmaktadır. Vericinin yaşayan bir kişi olmaması durumunda da yakınlarının kişilik haklarının korunması amacıyla bu kişilerin rızası alınmaksızın vericinin ve alıcının kimliğinin açıklanmaması yerinde olacaktır" dedi.
İstanbul Barosu Sağlık Hukuku Merkezi Başkanı ve Sağlık Kurumları Yönetimi Bilim Uzmanı avukat Halide Savaş da "Yüz nakli ile yüzü alınan kişi ile aynı yüz şekline ulaşılma ihtimalinin kemik yapısı farklılıkları, yaş farklılıkları gibi sebeplerle mümkün olmadığını düşünüyorum. Yani ölen kişi yaşıyormuş gibi olmayacak" diye konuştu.
Savaş, bu durumun da en fazla nüfus cüzdanındaki ve diğer resimli belgelerdeki resimlerin değişmesi gerekliliğini doğurabileceğine dikkati çekti.







