1. HABERLER

  2. BÖLGE

  3. Komşu Ülkelerin Kültür Varlıkları İçin De Aynı Hassasiyeti Taşıyoruz
Komşu Ülkelerin Kültür Varlıkları İçin De Aynı Hassasiyeti Taşıyoruz

Komşu Ülkelerin Kültür Varlıkları İçin De Aynı Hassasiyeti Taşıyoruz

Kültür ve Turizm Bakanı Avcı, "Kendi kültür varlıklarımız için nasıl bir hassasiyet taşıyorsak, komşu ülkelerin kültür varlıkları için de aynı hassasiyeti taşıyoruz." dedi

A+A-

İSTANBUL (AA) - Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, "Son dönemlerde DAEŞ’in Suriye'de kaçak kazılar ve kültür varlığı kaçakçılığı vasıtasıyla kendine finansman sağladığı ve bu konularda Türkiye'nin etkisiz kaldığı şeklinde haksız ve çirkin iddialar gündeme getiriliyor. Bizim ortak tarihi ve kültürel mirasları paylaştığımız Suriye, Irak ve bölgedeki diğer ülkelerin kültür varlıkları konusunda, kendi kültür varlıklarımız için nasıl bir hassasiyet taşıyorsak, Suriye'nin, Irak'ın ve komşu ülkelerin kültür varlıkları ve onların sağlıklı muhafazası için de aynı hassasiyeti taşıyoruz. Bugüne kadar yaptıklarımız da bunun en somut kanıtıdır." dedi.

Avcı, İstanbul Kongre Merkezi'ndeki UNESCO Dünya Miras Komitesi 40. Toplantısı kapsamında düzenlenen "Kültür Varlıklarının Korunması Konusunda Ülkemiz Mevzuatı 1970-1972 Sözleşmesinin Komşu Ülkelerle Karşılıklı Uygulanması" konulu paneldeki konuşmasında, Ortadoğu coğrafyasında yaşananların, herkesin günlük hayatında geniş bir yer bulmaya başladığını, Türkiye'nin ortak kültür, ortak tarih ve ortak bir yaşamı paylaştığı bölgedeki gelişmelerin herkesi derinden yaraladığını söyledi.

Avcı. arkeolojik keşifler ve bunlarla ortaya çıkan kültür varlığı kavramının, 19. yüzyılda ve 20. yüzyılın başlarındaki kültürel emperyalizmin ve sömürgeciliğin bir sonucu olduğuna değinirken, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Sanayi devrimi ile teknolojik açıdan gelişen ve zenginleşen uluslar, tarihi kaynaklardan bildikleri, tanıdıkları fakat kontrollerinde olmayan coğrafyaların kültürel mirasını kendi uygarlıklarının kökenini belgeleyen bir fiziksel unsur olarak araştırdılar, kazdılar ve bir yerden bir başka yere götürdüler. Bu tür sahip çıkma faaliyetleri, zamanın ruhu adı verilen olgu dikkate alındığında, doğal ve doğallaştırılmış bir süreç olarak algılanabilir. Ama bu tür olguların kibirden uzak, öz eleştiri ve empatinin hakim olduğu bir bakış açısıyla değerlendirilmesi, hepimize yanlışlarımızla yüzleşme fırsatını verecek. Bugün Ortadoğu’da, Afrika’da veya dünyanın farklı noktalarında yaşanan üzücü durumları değerlendirirken toplumların yüzyıllar içerisinde yaptıkları hataların derece derece devam ettiğini görüyoruz. Bu hataların ve olumsuzlukların önlenmesi ya da en azından azaltılması amacıyla birtakım tedbirler geliştirmesi, insanoğlu için uygarlığın temel göstergelerinden biri olacaktır."

"Türkiye, kültür varlıklarının korunması konusunda bölgedeki en eski hafızaya sahip ülkelerden biri"
UNESCO'nun, insanoğlunun entelektüel birikim ve yeteneğini gösterdiği en önemli kurum olduğuna işaret eden Avcı, entelektüel yeteneğin araçlarını da UNESCO'nun 1946'dan bu yana üye ülkelerin desteği ve katılımıyla yürürlüğe koyduğu "milletlerarası sözleşmeler" ve "bunların alt protokolleri" şeklinde sıraladı.

Nabi Avcı, şu bilgileri paylaştı:

"II. Dünya Savaşı'nın sona ermesinin hemen ardından UNESCO’nun yürürlüğe koyduğu ilk sözleşmelerden biri, Silahlı Çatışma Halinde Kültür Varlıklarının Korunmasına İlişkin 1954 tarihli Hague Antlaşması'dır. 19. ve 20. yüzyılın kolonyalist anlayışı, kültür varlıklarına yönelik çılgınca bir rağbet oluşturdu. Bu sözleşme, kültür üzerinde yaratılan yıkıma bir anlamda 'dur' deme çağrısı niteliğindedir. Ancak 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra gerçekleşen hızlı büyüme ve kalkınma, ne yazık ki kültür varlıklarını, kontrolsüzce zenginleşen dünyanın gösteriş ve lüks simgeleri haline getirdi. Bu dönemde kültür varlığı açısından zengin fakat gelişmemiş ya da gelişmekte olan ülkelerin kültürel miras alanları, organize suç örgütleri tarafından yağmalandı, bütünlükleri bozuldu. Kültür varlıklarının dünyanın uzak bir bölgesinde bir malikanenin duvarlarını süslediğine ya da çeşitli vakıf yönetimlerine ait müzelerde sergilendiklerine şahit olduk. Ne acı ki 200 yıldır sürüp giden bu talan ve kural tanımazlığın izlerini bugün bile görmek mümkün. Bu üzücü duruma 1970 yılında UNESCO tarafından verilen reaksiyonun ne kadar önemli olduğunu bugün hepimiz çok daha iyi anlıyoruz."

"Son 12 yılda 4 bin 500'e yakın eserin iadesi sağlandı"
Türkiye'de son 12 yılda Kültür ve Turizm Bakanlığı, Başbakanlık ve Dışişleri Bakanlığı'nın yasa dışı yollarla ülke dışına kaçırılan eserlerin iadesi için yürüttüğü diplomatik temasların ve yasal yolların işletilmesi için gösterilen çabalarla 4 bin 500'e yakın eserin iadesinin sağlandığını kaydeden Avcı, bunların Karun Hazineleri’nin ünlü Kanatlı Denizatı Broşu’ndan Boğazköy Sfenksi’ne, Osmanlı mezar taşlarından Bursa Sinanpaşa Camisi çinilerine kadar geniş bir yelpazedeki eserlerden oluştuğunu dile getirdi.

"Türkiye üzerine düşeni yapıyor"
Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, Türkiye'nin, bölgede yaşananlara gözlerini kapatan bir siyaseti gütmediğini ve gütmeyeceğini vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Bu nedenle, son yıllarda Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonuyla, güvenlik güçlerimizce kültür varlıklarının yasa dışı transferinin önlenmesine yönelik faaliyetler ve ulaşılan sonuçlar ümit vericidir. Dünya Miras Komitesi'nin ilgi alanı olması itibarıyla bölgemizdeki bir soruna da özellikle vurgu yapmak istiyorum. Son dönemlerde DAEŞ’in Suriye'de kaçak kazılar ve kültür varlığı kaçakçılığı vasıtasıyla kendine finansman sağladığı ve bu konularda Türkiye'nin etkisiz kaldığı şeklinde haksız ve çirkin iddialar gündeme getiriliyor. Bizim ortak tarihi ve kültürel mirasları paylaştığımız Suriye, Irak ve bölgedeki diğer ülkelerin kültür varlıkları konusunda, kendi kültür varlıklarımız için nasıl bir hassasiyet taşıyorsak, Suriye'nin, Irak'ın ve komşu ülkelerin kültür varlıkları ve onların sağlıklı muhafazası için de aynı hassasiyeti taşıyoruz. Bugüne kadar yaptıklarımız da bunun en somut kanıtıdır.

Avcı, Türkiye'nin, bölgede yaşanan olumsuzluklardan etkilenen ülkelerin kültürel mirasının korunması konusunda üzerine düşeni yaptığını ve yapmaya devam edeceğini ifade etti.

Etiketler :
Önceki ve Sonraki Haberler